KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, „Bugün Kürt sorunu çözüm sürecine girmiş durumdadır. Taraflar her açıdan kıyasıya bir mücadele içindedir. Bu mücadele, çözüm isteyenlerle istemeyenler arasındaki bir mücadeledir. Eleştiri adı altında Özgürlük Hareketi’ne karşı yürütülen psikolojik savaşla paralel bir pozisyona düşmek yurtseverlik olamaz“ dedi. Halkı duyarlı olmaya çağıran KCK açıklamasında, „Tüm Kürdistan halkı ve demokratik kurumları, Erdoğan’ın yeni strateji ve taktiklerle ‘PKK’yi minimize edeceğiz’ söylemine karşı dikkatli olmalı ve hiç kimse bu politikaların figüranı olmamalıdır. Halkımız bütün bu durumlara karşı dikkatli ve duyarlı davranmalıdır“ denildi.
KCK Yürütme Konseyi Başkalığı yaptığı yazılı açıklamada Ramazan Ayı’nın tüm İslam alemi ve Kürt halkına hayırlı olmasını diledi. KCK’nin açıklaması şu ifadelere yer verildi: „Laiklik adı altında dini devlet kontrolüne alan Türk devleti, Kürdistan’da halkımızın kendi anadiliyle ibadetini önlemekte, böylece din kurumlarını Kürdistan’da asimilasyona ve özel savaşın uygulamalarına alet etmektedir. Buna karşı yurtsever Kürdistan halkı ve dindar çevreleri tutum alarak, devletin kontrolü dışında meydanlarda Cuma namazlarını kılmaktadır.
Halkımız bu tutumuyla sade, temiz dini duyguları asimilasyona ve kirli amaçlara alet olmaktan kurtarmıştır. Halkımız bu duruşuyla hem dini inançlarına hem de yurtsever duygularına bağlılığını ispatlamış ve gerçek İslam’ın yaşanmasına büyük bir hizmet sunmuştur. Yapılan açıklamalardan anlaşılıyor ki, mübarek Ramazan Ayı boyunca da bu anlamlı tutum kararlıca sürdürülecek ve sonuç alınması hedeflenecektir. İslam dinine inanan tüm halkımız, mübarek Ramazan Ayı boyunca oruçla birlikte ibadetini asimilasyon ve inkar siyasetine karşı direnerek ve teravih namazını da özgür meydanlarda yaparak daha da derinleştirecektir. Halkımız, mübarek Ramazan ayı boyunca birlik ve dayanışmasını daha da güçlendirmeli, acılarını ve sevinçlerini paylaşmalı, yaşam ve maddi olanaklarını birbirine sunmalı ve gerçek-kültürel İslam’la özgür Kürdü ve Kürdistanlıyı hak ettiği onurlu şekilde yaşamayı esas almalı ve bunu mutlaka başarmalıdır. Biz, dindar-yurtsever halkımızın tutumunu bu temelde selamlıyor, tüm halkımızı ve demokratik-yurtsever kurumları bu değerli ve anlamlı tutumla bir kez daha dayanışma içerisine girmeye çağırıyoruz.“

Çözüm iradesi gösterilmeli
„Kürdistan Özgürlük Hareketi, 12 Eylül askeri-faşist rejiminin kendisini kurumlaştırmasına karşı verdiği cesurane ve kararlı mücadeleyle bugün önemli bir aşamaya gelmiş bulunmaktadır“ denilen KCK açıklamasında, Özgürlük Hareketi, başta zindanlar olmak üzere, ülkemizin dağlarında ve hayatın her alanında geliştirdiği onurlu ve zorlu mücadele ile sadece Kürdistan’da değil, aslında Türkiye’de de bir demokrasi hareketi geliştirmiştir. Özgürlük Hareketi’nin sergilediği direniş ve verdiği görkemli mücadele sonucudur ki, 12 Eylül askeri-faşist rejimi ve onun kurmuş olduğu sistem giderek zorlanmış ve askeri vesayet artık kendisini sürdüremez bir noktaya gelmiştir. 12 Eylül sisteminin bütün anti-demokratik yanları ve ayıpları Kürdistan’da verilen mücadele karşısında açığa çıkmış ve teşhir olmuşlardır. Denilebilir ki, PKK direnişi karşısında oligarşik-faşist sistemin kurucuları ve yöneticileri çözümsüz kaldıkça gerçeklikleri daha çok açığa çıkmış, giderek yenilgileri bütün boyutlarda daha fazla derinleşmiştir. En son olarak Şubat-2008 Zap direnişi Türk ordusu açısından salt bir yenilgi değil, derinliğine bir kırılmanın başlangıcı olmuştur. Bugün Türkiye’de yaşananların, bu süreçle yakından bağlantılı olduğu açıktır. Askeri vesayetin zayıflaması elbette ki olumlu ve demokratikleşmeye uygun zemin yaratmaktadır. Ancak askeri vesayet yerine geçecek olan bürokratik-sivil dikta zihniyeti de hiçbir demokratik gelişmeye yol açmayacaktır. Nitekim yaşananlar, iktidarın el değiştirmesi gibi bir sürecin yaşandığını göstermektedir. Oysa gelişen bu sürecin kimsenin kendisine mal etmeden demokratik siyasete dönüştürülmesi gerekmektedir. Ordu artık çözümün önünde ciddi bir engel olmaktan çıkmışsa, AKP’nin hiçbir bahaneye sığınmadan gerçekten çözüme dönük güçlü bir irade gösterip çözüm için hazır olduğunu kamuoyuna açıkça ilan etmesi gerekmektedir“ diye belirtildi.

Ergenekon yerine Yeşil Ergenekon
KCK açıklamasında devamla şu ifadelere yer verildi: „Yoksa halkımıza çok acılar çektiren Ergenekon anlayışının yerine Yeşil Ergenekon’u geçirmenin demokrasi olmayacağı açıktır. Kaldı ki bunu günlük uygulamalardan anlamak da mümkündür. Bu sürecin, gerçek demokratik bir sürece dönüşmesi için tüm demokrasi güçlerinin Demokratik Cumhuriyet-Demokratik Özerklik eksenindeki mücadeleyi sahiplenmesi ve daha da yükseltmesi büyük önem taşımaktadır. Demokrasi güçlerinin mücadelelerini aktif bir biçimde geliştirmeleri halinde, sivil-demokratik bir yapılanma sürecinin gelişme olanakları vardır. Aksi halde iktidar sivil de olsa, faşizan uygulamaların ve bürokratik dikta rejiminin baskı, operasyon ve sindirme hareketi adeta kalıcı bir biçimde varlığını sürdürecektir.“

Kontra faaliyetler var!
Koruculara af çağrısı yaptıklarını ve hiçbir korucuyu hedef almadıklarını belirtilen KCK açıklamasında, „Fakat bazı yerlerde tek tek kişiliklerin, koruculuğu çok aşan düzeyde kontralık yapma ve halkın öz evlatlarını para pul karşılığında katletme çabaları söz konusudur. Tüm halkımızı, yüreğinde yurtseverliği koruyan ve artık Kürt insanının kanına girmek istemeyen tüm korucuları, şahsi bazı kirli çıkarlar karşılığında faşist ordu güçleriyle hareket eden işbirlikçi-kontra kişilerin tutum ve yaklaşımlarını teşhir etmeye ve tavır almaya çağırıyoruz“ denildi.

AKP’nin vahşetine sessiz kalınmayacaktır
„Bu tür kontra faaliyetlerinin en çok içinde olan kişilerden bir tanesi de, Hacı Alan’dır“ diyen KCK açıklamasında şu hususlara dikkat çekildi: „Bingöl’ün Karlıova ilçesinde bulunan, geçmişte gerillaları katletmiş ve son olarak Şoreş Kaşuri arkadaşın katledilmesinde rol oynayan bu kişi, bir misilleme eylemi sonucu cezalandırılmıştır. Gerçekleşen misilleme eylemi ardından ilçeye bizzat giden devletin valisinin teşviki ve yönlendirmesi sonucu, burada yaşayan onlarca yurtseverin evleri ve dükkanları tahrip edilmiş ve ilçede devlet-korucu terörü estirilmiştir. Bu, AKP iktidarının uyguladığı şoven-faşist yönelimlerin bir biçimidir. Halkımız, metropollerde şoven-faşist saldırılarla sindirilmek istenirken, Karlıova’da da bir avuç silahlı eşkıyanın baskılarıyla sindirilmek istenmektedir. Ancak işbirlikçilere karşı tavır alan yurtsever Bingöl ve Karlıova halkımız artık bu ihanet odaklarına prim vermeyecek, özgürlükçü duruşunu daha da güçlendirecektir.
Halkımızın geliştirdiği demokratik tepki ve eylemliliklere karşı AKP Hükümeti’nden her türlü inisiyatifi alan emniyet ve polis güçleri, şimdiye kadar birçok eylemci-yurtsever insanımızı katletmiştir. Fakat Kürt halkına karşı şoven duygularla koşullandırılmış güvenlik kuvvetleri, Erdoğan’dan aldıkları insan öldürme inisiyatifine dayanarak, hiçbir eylemde yer almayan, sıradan-masum Kürt insanlarını dahi çeşitli bahanelerle öldürmektedirler. Amed’de Mehmet Şirin Çiftçi’nin Sokak ortasında hiçbir nedene dayanmadan kurşuna dizilmesi ve daha sonra da tedaviye götürülmesi engellenerek ölümünün sağlanması, bir vahşet örneğidir. Yine Van’ın Çaldıran ilçesinde hayvanlarını otlatan Ercan Uca sebepsiz yere vurularak öldürülmüştür. Kürdistan’da sebepsiz yere yüzlerce insanımızı katleden hiçbir güvenlik kuvveti mensupları cezalandırılmadığı için, Kürt insanını öldürmek sıradan bir hal almıştır. Güney Afrika’daki ırkçı rejimin vatandaş saymadığı kölelere karşı yaklaşım bile bu kadar sınırsız ve ölçüsüz değildi. Bilinmelidir ki, Kürt halkı sahipsiz değildir ve AKP’nin bu vahşi uygulamalarına karşı asla sessiz kalınmayacaktır.“

Tek taraflı çağrı AKP’ye hizmet ediyor
AKP Hükümeti’nin gerillayı tasfiye ve minimize etmeyi önüne koyduğunu belirten KCK, „gerilla ve özgürlük hareketine karşı yeni bir psikolojik savaş hamlesi başlatılmıştır. Tam da böyle kritik bir süreçte İsveç’ten dönüp, “dağda kalmanın hiç anlamlı olmadığı veya silahların çözümün önünde bir engel teşkil ettiği”ni ifade edenler, PKK’nin tek taraflı da olsa silah bırakmasını salık verenler bilmeli ki, bu tarz bir üslup Kürt halkının birliğine ve mücadelesinin başarısına değil, AKP Hükümeti’nin tasfiye politikalarına hizmet etmektedir. Kürt Halk Önderi’nin AKP Hükümeti’ne sorunun demokratik çözümü için 3 protokolü ve Başbakan Erdoğan ve Bakanlarına silahların tümden devreden çıkması için bir hafta içinde çözülebileceği yönünde yaptığı açık çağrıyı görmeyenler durumu çarpıtmaktadırlar. Önderliğimizin ve Hareketimizin sorunun demokratik çözümü yönünde sarf ettiği çabalara inkarcı yaklaşmaktır“ dedi.

‘Yeni strateji’ye karşı dikkatli olunmalı
KCK açıklamasında devamla şunlar belirtildi: „Sorunun çözümüne hizmet etmek; haklı ve kutsal özgürlük davasını gereksiz gösterme, teşhir etmeye çalışma ve AKP’yi olumlamakla olamaz. Bugün Kürt sorunu çözüm sürecine girmiş durumdadır. Taraflar her açıdan kıyasıya bir mücadele içindedir. Bu mücadele, çözüm isteyenlerle istemeyenler arasındaki bir mücadeledir. Eleştiri adı altında Özgürlük Hareketi’ne karşı yürütülen psikolojik savaşla paralel bir pozisyona düşmek yurtseverlik olamaz. Tüm Kürdistan halkı ve demokratik kurumları, Erdoğan’ın yeni strateji ve taktiklerle ‘PKK’yi minimize edeceğiz’ söylemine karşı dikkatli olmalı ve hiç kimse bu politikaların figüranı olmamalıdır. Halkımız bütün bu durumlara karşı dikkatli ve duyarlı davranmalıdır.“

Kendini yakmayı tasvip etmiyoruz

Kendini yakmaları tasvip etmediklerini belirten KCK, Mücadele tarihimizde önemli bir gün olan 14 Temmuz’un yıldönümünde tıpkı Evrim Demir gibi kendini yakarak ağır yaralanan bir Kürdistan fedaisi durumunda olan Mehmet Ayık şahadete ulaşmıştır. Ailesine ve yurtsever Kürt halkına başsağlığı diliyoruz. Ancak tekrar ifade etmek isteriz ki, hareket olarak bu tür kendini yakma eylemlerini hiçbir biçimde tasvip etmemekteyiz. Bu tür eylemler saygın bir fedai ruhu taşımakla birlikte, sürece denk düşen bir eylem tarzı olmamaktadır. Bu temelde tüm yurtsever-fedai Kürdistan gençlerini kendini yakmaya değil, fedai gerilla saflarına katılmaya, başarma ve kazanma dönemine ortak olmaya çağırıyoruz” dedi.

 ANF/BEHDİNAN