13 yıllık AKP iktidarı yenildi, Erdoğan büyük bir bozguna uğradı.

2002 seçimlerinde tüm gücünü AKP’de toplayarak Kürdistan’da Kürt siyasal gücü karşısına "yeni" bir imajla çıkan Ankara’nın, Kemalizm’den sonraki Turuva atı "siyasal İslam" da Kürtleri AKP’de tutmaya yetmedi.

Kürtleri din üzerinden asimile edilmesi gereken bir grup olarak gören Türk siyasal islamına Kürtlerin prim vermemesi seçimin en önemli sonuçlarından biridir.

Sistem partileri aracılığı ile Kürdistan’da varlığını sürdürmeye çalışan devlet ideolojisi artık Kürdistan’dan tamamen siliniyor. Aşiretler, korucular tek tek devleti terk ediyor.

Bir zamanlar 'Kürtlerin asıl temsilcisi AKP’dir. Benim 70 tane Kürt kökenli vekilim var. Onlar Kürtlerin temsilcisi değil’ diyen Erdoğan’ın dibe vurmasıyla bir devir sona erdi. Bu kez Kürtler çok yüksek bir sesle siyasal temsilcilerinin kim olduğunu Ankara’ya duyurdu. Resmi ideolojisinin son temsilcisi AKP Kürdistan’dan silindi. AKP Kürtler’den aldığı 2 milyon ödünç oyu kaybetti.

Sadece yüzde 10 barajı değil, 100 yıllık rejim aşıldı. İnkar, asimile politikasının iflası Kürtler tarafından ilan edildi. Kürdistan’a dayatılan kültürel soykırım rejimi yenildi. 

Seçimlerin en çarpıcı sonuçlarından biri de hep sistem içinde tutulmaya çalışılan Alevilerin HDP’ye yönelmiş olmasıdır. Resmi ideolojinin Kürt Özgürlük Hareketini 'Bölücü, Şafi Kürtler Alevileri öldürecek’ politikası yerle bir olmuştur. Dersim ve Kürt Alevilerin yaşadığı kentlerde HDP oy patlaması yaptı. CHP’nin artık Kürt Alevileri üzerinde hiçbir etkisi kalmamıştır.

Öte yandan HDP, Serhat kentlerinde oylarını yüzde yüz arttırdı. Dindar, muhafazakar Kürtler faşizme doğru evrilen Türk islamcılığını terk etmiş, HDP’ye yönelmiştir. Kars, Iğdır ve Ardahan’da Türk milliyetçiliği de büyük oy kaybetmiştir. İstanbul’da Türk ırkçılığı yenildi. MHP dördüncü parti oldu. Devletin gadrına uğramış tüm ötekiler büyük bir başarı kazanarak üçüncü siyasal güç oldu. Kürt Halk Önderi Öcalan’ın bir oya gibi işlediği amasız barış talebi kazandı.

'Kitlemiz HDP’nin barajı aşması için HDP’ye oy vermiş. Ancak yine de seçimlerden başarı ile çıktık’ diyen Kemal Burkay’ın temsil ettiği çizgi de bu seçimlerle bir kez daha siyaseten var olmadığı gerçeği ile yüzleşmek durumunda kaldı.

Artık devletin ciddi bir muhasebe yapması gerekiyor. Bu haliyle, mevcut statükoyu koruyarak devam edemez. Eski politikada ısrar bundan sonra Türkiye’yi Suriyelileştirir. İç savaşa sürükler.

7 Haziran seçim sonuçları, Kürt meselesinin barışçıl çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi için büyük bir fırsat sunuyor.

Kürt Özgürlük Hareketi’nin siyasallaşmaması için konulan yüzde 10 barajını aşan HDP’ye sadece AKP ve Erdoğan'ın önünü kesmek derdiyle oy verilmedi. HDP’nin asıl amacı sistemi değiştirmektir. HDP’ye oy verenlerin ortak talebi de budur.

Seçmen, Kürt meselesinin barışçıl çözümü dolayısıyla ülkenin demokratikleşmesi için HDP’ye oy vermiştir. HDP seçimlerde doğru bir strateji izleyerek, başarılı bir performans sergiledi. Şimdi aynı başarıyı Meclis’te göstermesi en temel görevidir.

Peki bundan sonra ne olur?

7 Haziran’da dibe vuran Erdoğan seçimlerden çıkan mesajı almış gibi görünmüyor. Erdoğan’ın siyaset oyunu dışında kaldığını söylemek henüz erken. Nitekim seçimden sonra yaptığı ilk konuşma önemliydi. 

Ne dedi?

'Sınırımızda Tel Abyad’da, Arapları ve Türkmenleri uçaklarla vuran Batı, ne yazık ki onların yerine terör örgütü PYD ve PKK’yı yerleştiriyor’ sözleri ile Kürt hareketine karşı milli mutabakat' çağrısı yaptı. 

Erdoğan bir savaş hükümeti kurmayı planlıyor. Diyarbakır başta olmak üzere IŞİD hareketliliği ve Hizbul-Kontra’nın devreye girmesi yeni bir savaş hazırlığına benziyor.

Rojava’da önümüzdeki günlerde Afrin başta olmak üzere kantonlarda Türkiye’nin denetimindeki El Nusra ve IŞİD’in saldırılarına tanık olabiliriz.

İlginç bir gelişme de İran cephesinde yaşanabilir. Özellikle Türkiye ile KDP, PKK’yi İran’la savaştırmak için yeni provokasyonlara imza atabilirler. 

Açıktır ki tüm bu gelişmeler HDP’nin sorumluluğunun sınırlarını tüm bölgeye hatta Ortadoğu’ya kadar genişletmektedir. HDP bundan böyle tüm bölge halklarının tüm mazlumların geleceği için yeni bir yaşam inşa etmenin sorumluluğu ile hareket etmelidir.