Bireylerin ve toplulukların durduğu noktalar farklı olduğu için siyaset ve politikaya getirilen tarifler de farklı farklı olmuştur.  Bu çeşitlilik siyaset ve politikaya yüklenilen işleve, içeriğe de yansıyor. 

Bazıları, devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıdır diyor. Bazıları, insanlığın işbölümü, özel mülkiyet ya da en genel anlamıyla sınıflı toplum yapısına geçiş yaptığı dönemden sonra ortaya çıkan hayranlık uyandıracak kadar dikkat çekici olan bir şeydir diyor. Bazıları toplumun çatışan çıkarlarını uzlaştırma becerisidir diyor.

Bazıları, hangi sınıfın topluma egemen olacağını amaçlayan çabadır diyor.

Bazıları, yaşamın dinamik ve en zor bilmecesidir diyor. Ancak kesin bir şey var; toplum yaşamında önemli bir işleve sahiptir.

Anlam, algı ve içerik itibariyle farklılık arz eden bu tariflere rağmen siyaset ve politika insanları, toplumları ve doğayı eksen alır.  Ve toplumların maddi ve manevi dünyasını düzenlemeye çalışan veya düzenleyen bir uğraştır, bir iştir. 

Hatta bir meslek haline gelmiştir.

Siyaset ve politika yapma düzeyi itibariyle dünya toplumları ikili bir resim veriyor.

Çatışmanın olmadığı, sosyal ve ekonomik dengelerin kısmen de olsa oturduğu ülkelerde ve toplumlarda bu iş/meslekle uğraşan kişi sayısı düşüktür. 

Buna karşılık, diğer ülke ve toplumlarda ise çok fazladır. Bunun yanı sıra, iletişim araçlarında yaşanan hızlı gelişme; bu artışı gün be gün yükseltiyor. Oranın veya rakamın yüksek olması, hızlı bir artışın yaşanması pozitif bir durumdur.

Çünkü her yaş ve cinsten insanların kendi gelecekleri için söz, yetki ve karar sahibi olması, siyaset ve politika yapması, bunun becerisini göstermesi; toplumların ve ülkelerin geleceği için çok önemlidir.

Siyaset ve politikanın başarısını sağlayan ana faktörler; ideolojisi, demokrasi anlayışı, örgütlülüğü ve temsilliyetleridir.

Toplum, siyaset ve politikayı amatör bir ruh ve profesyonel bir tarzla yapmalı, temsili demokrasi süreçlerine ve temsiliyetlere de böyle yaklaşmalıdır. Çünkü profesyonel ruh (gelir getirici iş/meslek) amatör tarzla yapıldığında topluma büyük acılar yaşatır. Bazen felaketlere yol açabiliyor.

Amatör ruh ve profesyonel anlayışla siyaset ve politikanın yapılmadığı toplumlarda, ülkelerde seçimlerin hemen ertesinde ; “Keşke elim kırılsaydı da oy vermeseydim” söylemini çokça duyarız. Çoğunlukla da haklı bir söylemdir. Ancak, bunun nedenini başka yerde aramamalıyız. Kendimizle yüzleşmeliyiz. İnsanların ve toplumların bu söylemi iki olasılık üzerinden gelişiyor.

Birincisi, demek ki gerçekleri fark etmemiş veya öngörmemişiz.

İkincisi, temsiliyetin “geleneksel siyaset ve politika” becerisi bizi yanlış noktaya taşımıştır. 

Demek ki, temsiliyet becerikli bir şekilde özünü bizden saklamıştır. Bizler ise, arkadaki gerçeğin değil “melek maskesi”nin cezbediciliği peşinden sürüklenmişiz.

Bu da bizim bir eksikliğimiz veya suçumuz değil mi?

Böylesi temsiliyetlerin temsiliyet süreçlerinde ortaklaştığı noktalar vardır. En yakımızdan en uzağımıza kadar tüm partilere baktığımızda bunu görebiliyoruz. Ve bunları herkesin bildiğine de inanıyorum.

Nedir bunlar? Bu kişiler güç merkezlerini ve toplumu tanıyor. Toplumun ve bireylerin kutsal değerlerini de çok iyi biliyor.

Temsiliyet süreçlerinden önce bırakın bu kutsal değerlere göre yaşaması, en iyi olasılıkla kenarında gezinirken, süreç başlar başlamaz merkezindeymiş gibi bir görüntü vermeye çalışır. 

Temsilcisi olmayı amaçladığı anlayışın, partinin dahi dillendirmeye gerek görmediği söylemleri en uç noktada ifade etmeye başlar. Olur, olmaz yerde ve dillendirilmesi gerekmeyen zamanlarda onun söylemlerini dillendirir.

Bu kişiler, temsiliyet süreçleri başlar başlamaz karar mercileri ve karar mercilerinde yer alan bireylerle sık sık bir araya gelmek, görüşmek ve onlarla birlikte görüntü vermek için çok didinirler.

İsteniyormuş gibi altan altan propaganda yaptırır. Dar, özel sohbetlerdeki konuşmalarıyla geniş topluluklara yönelik yaptığı konuşmalarının açı farkı büyük olur.

İhtiyacın,  zorlukların olduğu dönemlerde “görünmezliği” tercih etmiştir. Temsiliyet dışındaki çalışma ve görevler için sürekli bahane üretmiştir. Temsiliyet olanağı elde etmediği zaman “kayıp” olmuştur. Nadir de olsa karşıtlaşmıştır. Yenilenen süreçle birlikte tekrar görünmeye başlar vs… vs...

Yazdıklarım “deli saçmalaması” olarak görülebilir, ancak ben böyle görüyorum. Sürç-i lsan ettiysek af ola.

Bir sonraki makalem “Siyaset 2” olacaktır. Bu makalede, siyaset ve politikanın başka bir yüzüyle ilgili düşüncelerimi paylaşmaya çalışacağım.