2000'li yılların başı. Bugünlerde mühürlenen Özgür Gündem gazetesinin binasında çalışıyoruz. Gazete binamız ile Vedat Türkali'nin evi birbirine çok yakın... 2002 genel seçimleri öncesinde Vedat Türkali ile Ali Kırca'nın sunduğu Siyaset Meydanı programına konuk olarak katılacağız. Vedat ağabeyi almaya gidiyoruz. Hazırlanmış. Heyecanlı. Birlikte Siyaset Meydanı programının yapılacağı Bilgi Üniversitesi'ne gidiyoruz. Kalabalık bir topluluk var. Ali Kırca, Türkiye'deki her siyasi eğilimden gençlerin, siyasetçilerin katılacağını belirtmiş, davetililer de siyasal yelpazeye uygun bir şekilde stüdyoda konumlanmıştı. DYP'liler, ANAP, MHP vb bir aradalar.  

Vedat Türkali ile yan yana oturuyoruz. İlk sözü Vedat Türkali aldı ve Türkiye'nin nasıl demokratikleşmesi gerektiğini açık, sade bir dille anlattı. O dönem PKK kongre yapmış adını KADEK olarak değiştirmişti. Vedat ağabey için, pek fark etmiyordu ve hep "PKK" diyordu. Kulağına eğilip "KADEK diye değişti" diyordum. "Aman bir şey olmaz!" diyordu. Vedat Türkali konuşunca stüdyodaki MHP'lisinden DYP'lisine kadar bütün sistem partilerini savunanlar homurdanıyordu. Ve "PKK dışarı!" diye bağırıp çağırmaya başladılar. Vedat Türkali, kendinden emin konuşmasını yaptı. Kimseye hiç eyvallah etmedi. Daha sonra sağlığı nedeni ile geç olmadan ayrıldı. Ama Vedat Türkali ayrıldıktan sonra, ölen askerlerin yakınları olduğunu söyleyenler bağırıp çağırdı, silah çıkardılar. Ali Kırca programa ara verdi. Programın sonuna doğru, salondan polis kontrolünde biz çıktık. Ama Vedat Türkali gitmeden, "her şeyi gerçekliği ile ortaya koymalıyız ki, toplum aydınlansın" diyordu. Irkçı, şoven bir havanın asla esiri olmadı Vedat Türkali. 

Kitaplarında Türkiye'nin sol devrimci tarihini yazarken de, günlük yaşamın içinde de siyasi bir duruma tavır ve tutum koyarken de Vedat Türkali büyük devrimci duruşunu yansıtıyordu. "Bir Gün Tek Başına, Mavi Karanlık, Güven, Kayıp Romanlar, Yalancı Tanıklar Kahvesi, Bitti Bitti Bitmedi" gibi romanları ile hem tarihsel dönemlere, hem topluma, hem de okuyanın kendisine ayna tutardı Vedat Türkali. Türkiye'nin sosyolojisini ve toplum psikolojisini anlamak isteyenler Vedat Türkali okumalı. Türkiye'deki devrimci hareketleri, siyasi oluşumları, aydınları, toplumu anlamak ve siyaset yapmak isteyenler kesinlikle okumalı. Çünkü toplumsal kodları bir sosyologdan çok daha iyi ifade ediyor Vedat Türkali...

Zaman zaman gazete yakınındaki evinde ya da rastlaştığımızda konuşurken de "Kürt gençlerini yazıyorum" diyordu. MKM'nin sanatçılarından, dağa giden gazetecilerden çok etkilenmiş., "Kayıp Romanlar" ile 1990'lı yıllar ve sonrasındaki Kürt Özgürlük mücadalesine gönül veren genç kuşağı yazdığını söylerdi. Beyoğlu'nda yürürken kafasından tek kurşunla vurulan Önder Babat adlı genci kendi romanının kahramanı yapmıştı."Kayıp Romanlar" adlı eserinde gerçekten de devrimci yurtsever Kürt gençlerini ve onların iç dünyasını aktarıyordu. Vedat Türkali, 97 yıllık yaşamında hiç eğilip bükülmeden sosyalist, komünist kişiliği ve devrimci aydın duruşundan hiç taviz vermemiş biri. Kürt Özgürlük Hareketi ile bağını da hep sıkı tutan, kafasındaki soruları soran, ama bu hareketin ve Öcalan gibi önderliğinin saygın olduğunu her seferinde ifade etmekten de çekinmezdi. Büyük insandı. Mütevazi bir yazar, gürleyen cümleler ile eserler ortaya koyan büyük bir devrimciydi. 

Vedat Türkali gibi bir yazarı okuduğum, tanıdığım ve onunla küçük da olsa bir hatıram olduğu için kendimi şanslı hissediyorum.