Sözlükler siyaseti "Devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatı" diye tanımlar. Bu tanım siyaseti elitlerin, egemenlerin işi olarak gören seçkinci bir tanımdır. Bilgece gözükse de arkaik, egemen zihniyetin ürünüdür. Antik Yunan şehir (Polis) devletinde kalmıştır. Lakin 2/3 bin yıl sonra siyaset kurumu hala Antik Yunan Şehir Devletindeki siyaset yapma biçimini aşamamıştır. Siyasetin Sokrates, Platon, Aristo, John Locke, David Hume, Aguste Comte, J. J Rousseau, Montesquieu, Karl Marks, Lenin gibi dünya tarihine yön veren bilim insanları, filozoflar bir yana… Türkiye siyasetinin kısa tarihçesine ve bu gününe bakmak gerek.

Günümüz Türkiye’sinde siyaset sistemin verileri içinde iki algı ile tanımlanır. Birincisi yazımızın başlangıcındaki arkaik/ilkel "Sözlük" tanımıdır. İkincisi ise, Arapça, seyis, "at bakıcısı, terbiyecisi" sözcüğünden türetilen kavramdır. Türkiye’de egemen algı siyaseti "Devlet işlerini seyis mantığı ile yapmak" diye bilir. Hal böyle olunca siyaset "Elitlerin, seçkinlerin; düşünmekten yoksun, yönetilmeye muhtaç kesimi yönettiği, terbiye ettiği" bir faaliyettir. İfade etmeye çalıştığım ucube zihniyetin en bariz örneği Neo Osmanlıcı R. Tayyip Erdoğan ve siyasi zihniyetidir. Bu zihniyet "Halkçı" gibi görünse de halkı "Sürü" olarak görür. Nitekim Osmanlı da halka "Sürü" anlamına gelen "Reaya" derdi.
Türkiye egemen siyaseti hala Osmanlı, Tanzimat, İttihat ve Terakki/Hürriyet ve İtilaf, Cumhuriyet erken dönemini aşamadı. Parlamenter siyasetin türevleri ve sol siyasi gelenek (Bazı istisnai örnekler hariç) dahil bu siyaset yapma biçimini aşan ve siyasete yeni bir ekosistem kazandıran tek hareket Kürt Siyasal Demokratik Hareketi ve onun Öncüsüdür. Siyaset yapma biçimi, halkla ilişkisi, kadın, gençlik üzerindeki dönüştürücü, etkin ve faal hale getirici yöntemi ile Kürt Siyasal Demokratik Hareketi orijinal bir harekettir. Kendi yerel ve tarihi değerlerinden beslenen, yerel/evrensel ilişkisini verimli, dönüştürücü şekilde kuran Öncünün; geçmişi anlayan, güncele taşıyan ve uyarlayan, geleceği kurgulayan dinamizme vardır. Ekosistemi doğal döngüye sahip, üretken ve verimlidir. Kürt Siyasal Demokratik Hareketinin tükenmeyecek kazanımı bireye, topluma öğrenmeyi, düşünmeyi, neden sonuç ilişkisi kurmayı öğretmiş olmasıdır. Kendine yabancılaşmış, kendinden utanan, tarihini, dilini, kültürünü bilmeyen birey ve toplum için öğrenmeyi, düşünmeyi öğrenmek, neden sonuç ilişkisi kurmaktan daha büyük bir devrim olamaz!   
Türkiye’de egemen devlet aklı Ziya Gökalp, Abdullah Cevdet vb. gibi şahsiyetlerin Avrupa merkezli, devşirme yöntemini aşamamıştır. Şimdi Ortadoğu ve Türkiye’de yeni yüzyılın planı yapılırken esin kaynağı yine İttihat ve Terakki/ Hürriyet ve İtilaf zihniyetidir. Bu dönemde Ziya Gökalp rolü Taha Akyol vb. kişilere verilmiş veya bu şahsiyetler "Durumdan vazife çıkarmıştır." Sağ siyaset Nihal Atsız, Yusuf Akçura gibi kişilerin gerisine düşmüştür. "Onlar ne kadar ileriydi ki?" diyeceğinizi tahmin ediyorum. Haklısınız ama bir durumu ifade etmek açısında söylüyorum. Türkiye Solu Mustafa Kemal’i aşamamıştır. Devleti, siyaset kurumlarını ve siyaseti topluma taşıma biçimini devşirme mantığı ile yapan akıldan siyasi tekamül beklemek hayalciliktir! Devlet aklı Kürt Sorununun yarattığı siyasi atmosferden yeterli dersi çıkaramamıştır. Hala klasik ezberde, statükoda ısrar etmektedir.  
Bir sınıf olarak burjuvazi bile devlet eliyle devşirilmiştir. Diyanet İşleri Başkanlığı, eğitim sistemi, hukuk kurumun, siyasi partiler… Devşirmedir. Dünyanın, Avrupa’nın özgün örnekleri değerlendirilememiş kötü bir taklitle iğdiş edilmiştir. Devlet bürokratları, resmi yazışma ve klasik devlet işleyişi gibi teknik işler dışında siyasette, sanatta, entelektüel düzeyde zır cahil hatta toplumsal ilişkilerde maganda denecek durumdadır.  Hitap ettikleri, güya "Yönettikleri" toplumun tarihi, kültürel, ahlaki, geleneksel değerlerini bilmezler! Gerek şu andaki devlet aklı, gerek sol, sosyalist akıl, gerek Kürt legal alan siyasi aktörleri, gerek Alevi toplumu ve kurum yöneticileri olarak hepimiz tüketici, taklitçi ve tarihi değerleri erozyona uğratan konumdayız! AKP Neo liberal siyasetin küresel konjonktürünü taklit eden bir tüketicidir. CHP Mustafa Kemali statükoya dönüştüren tüketici bile olamayan tükenicidir. Türkiye Sol Sosyalist Hareketi dünya devrimci hareketinin ve 1968 kuşağının ürettiği değerleri taklit eden, güncelleyemeyen bir tükeniştedir. Aleviler destansı bir tarihi, derin bir felsefeyi anlamayan, tüketen konumdadır. Sünniler DİB’in fetvaları ile peydahlanan devlet mezhebini İslam sanmaktadır!   
"Gezi Parkı" ile başlayan eylem biraz da tüketiciliğe itirazdır. Ama itiraz siyasi konjonktürü yorumlamaktan yoksundur. Öyle ki Taksim, Kızılay, Gündoğdu, Kuğulu Park vb. alan fetişizminde tökezleyen itirazcılar Türkiye siyasetinin ekosistemine yeni bir nefes kattıklarının bile farkında değiller. Kimilerinin "Devrim, AKP Hükümetini yıkma girişimi, Üç, dört ağaç hareketi" dediği hareket bildik sol refleksleri taklit etmeyi aşamadığı için "Ulusalcı" (Onlara Ulusolcu diyorum) zihniyet tarafından kuşatılmak üzeredir. Hareketin bir başka zaafı ise Barış ortamının yarattığı nimetlerden filizlendiğini görememesidir. 21 Mart 2013 Türkiye siyasetinde yeni ekosistemin başlangıcıdır. Şimdi siyasetin dili, yöntemi, araçları, yürütücüleri değişim ve uyum sancısı yaşıyor. Bu ekosisteme uyum sağlayanlar yaşar, sağlayamayanın nesli tükenir!..