Gerçekten de “siyasetin merkezi Ortadoğu‘dur”. Diyarbakır-Hewlêr-Qamişlo ve Tarhan’a ilk adım atmakla bu sözün ne kadar doğru ve yerinde söylenmiş bir söz olduğu hemen anlaşılıyor.  Ortadoğu’nun orta yerinde yer alan Suriye’de yaşanan kaosun bu kadar derin olmasının nedeni de bundan kaynaklanıyor. Elbette ki tarihin derinliklerinden gelen İran’ın olması da bundan önemli oranda rol oynuyor. Dört parçaya bölünmüş ve deyim yerindeyse satranç oyununda birinci derecede yer alan şah taşının konumunda olan Kürdistan’ın oldukça hareketli olması, Ortadoğu’nun bu stratejik konumunu daha da anlamlı kılıyor.

Bir başka neden ise, dünyayı yeniden paylaşmak isteyen uluslararası güçlerin yaşamış oldukları çelişki ve çatışmayı bu coğrafyada yaşatmak istemeleridir. Tabi ki varlıklarını korumak amacıyla adeta son çırpınışlarını veren bölgesel güçlerin ayak diretme konusunda hala ısrarlı olmalarının da bunda payı vardır.
Kendini ‘Üçüncü Çizgi’ nin sahibi olarak gören ve yürüttüğü politikayı bu eksen üzerinde oturtan KCK ve PKK’nin klasik dengeleri alt-üst eden duruşunu da asla unutmamak gerekiyor. PKK sadece Kandil-Diyarbakır, Diyarbakır-Ankara hattını etkileyen bir politika yürütmediğini, gelinen aşamada Ortadoğu’daki gelişmeleri hem tetikleyen hem de  belirlemede oldukça etkili rol oynuyor.
Ortadoğu’nun yeniden yapılandırılmasında PKK’nin hesaba katılması gereken tartışılmaz bir güç olduğunu artık herkes biliyor. Hewlêr veya Qamişlo’da, Tahran veya Diyarbakır’da oturan herhangi bir vatandaşa mikrofonu uzattığınızda alacağınız yanıt; “PKK ne diyor, Abdullah Öcalan ne düşünüyor, KCK kabul eder mi” olacaktır.
AB veya ABD’nin, Tahran veya Ankara’nın da gayri resmi olarak bu eksende düşünmediklerini biliyoruz. Bölgesel güçlerin de gelinen aşamada KCK, PKK ve Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan’ın içinde olmadığı bir projenin başarıya ulaşmasının mümkün olmadığını anlamış durumdadırlar. Her iki güç de büyük bir belirsizlik ve derin çelişkiyi yaşıyor. Ancak, Ortadoğu’yu istediği gibi paylaşma, bazı işbirlikçilere ulus-devlet armağan etme dönemi geride kaldı artık.
Rojava’da yönetimin halkın eline geçmesi, burada demokratik bir devrimin gerçekleşmesi, ‘Üçüncü Çizgi’ olarak ifade edilen PYD’nin sürece hakim olması bu gerçeği çok daha somut bir biçimde ortaya koyuyor. “Ortadoğu artık sahipsiz değildir, Kürdistan da artık eskisi gibi yol geçen hanı değildir” diyor KCK Başkanlık Konseyi Üyesi Karayılan. KCK Eşbaşkanı Bayık ise, “Rojava devrimi bir Kürtlerin ve diğer halkların da katıldıkları demokratik bir devrimidir. Halkların özgürlüğünü ifaden eden bu devrimi koruma herkesin görevidir. Bu nedenle bizim de görevimiz olacaktır” diyor.
Ulusal Kongre için ilk kez bir araya gelen Kürtler, Ortadoğu’da büyük bir özgürleşme ve demokratikleşme sürecine de öncülük etmenin işaretini vermiş oluyorlar. Hewlêr’de gerçekleşen toplantıda Sayın Mesud Barzani; “Kürtlerin de diğer halklar gibi kendi iradelerine sahip çıkma zamanı gelmiştir. Bu toplantı bu zamanı doğru değerlendirme ve Kürtleri bir çatı altında birleştirme toplantısıdır” demiştir. YNK, Goran, PKK, KCK, PYD ve diğer parçalarda bulunan birçok siyasi ve kültürel hareketler Kongre hazırlık toplantısına katılıp, süreçle bağlantılı olarak oldukça önemli mesajlar vermişlerdir.
Bu genel belirlemeler temelinde şu noktaların altını çizmek gerekiyor:  Bir, ‘Ortadoğu’nun demokratikleşmesi ancak Kürtlerin özgürleşmesi ile mümkündür’ tezi pratikte doğrulanmıştır. Bu bağlamda, uluslararası güçler doğrulanmış bu tez ekseninde Kürtlere yaklaşmak zorundadırlar.
İki, tasfiye olmak istemeyen yerel güçler, Kürtlerin özgürlük taleplerini kabul etmek durumundadırlar, yoksa Saddam ve Kaddafi gibi tasfiye olmaktan kurtulamazlar.
Üç, Ortadoğu’daki devrimci, demokrat, aydın ve reformdan yana olan güçlerin doğru temelde iradeleşen Kürtlerin birleşik güçlerine katılım sağlama ve birinci derecede ittifak gücü olarak görme gibi sorumlulukları vardır.
Dört, Rojava’da gerçekleşen demokratik devrimin korunması ve geliştirilmesi mutlak olarak ele alınması gereken zorunlu bir durumdur. Demokrasi ve özgürlükten yana olan herkesin bu devrime destek sunması olmazsa olmaz bir görevdir.
Beş, Kürtlerin emin adımlarla demokrasi ve özgürlüğe doğru ilerlediği bugünlerde hata yapmamaları, yapılacak en ufak bir hatanın büyük yenilgi ve ardından gelecek katliamların asla unutmamaları gerekmektedir…