Kürtçe dil hakları mücadelesi yürüten aktivistlerin, dil farkındalığı olan sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin, yazar, aydın ve sanatçıların zaman zaman Kürt siyasetini, Kürt siyasetçilerini ve çeşitli Kürt kurumlarını Kürtçe’yi önemsememek veya gerekli hassasiyeti göstermemekle eleştirdiğini görürüz. Bu eleştiriler her zaman iyi niyetli olmayabiliyor ve bazen suçlama, mahkum etme ve karalamaya kadar varabiliyor. Hakkaniyetin dışına çıkarak, Türk devletinin tarihi, dil politikaları ve halen devam eden dil faşizminin doğrudan sonucu olan bir durumdan dolayı hayatını dil de dahil Kürt halkının mücadelesine adamış insanları hedef haline getirmek asla savunulacak birşey değil. Ahlaki de değil. Ancak berraklaştırılması gereken birkaç durum da var.

Kimlik temelli mücadelelerin hemen hepsinde karşımıza çıkan bir “dil paradoksu” var. O da, sömürgeci bir güce karşı sömürgeleştirilmiş bir toplumun kimlik mücadelesi yürütülürken sömürgecinin dilini kullanma zorunluluğudur. Elbette sadece hukuki zorunluluklardan bahsetmiyoruz. Bu nedenle Kürt siyasetçilerin ve kurumlarının Türkçe kullanması anlaşılabilir bir durum. Ancak, Türkçe kullanmak Kürtçe kullanmamak anlamına gelmez, gelmemeli. Başka birçok alanın egemen dilini değiştirmek, bir zamanlar yasaklanan, yok sayılan bir dili bu alanların yeni egemen dili haline getirmek mümkün. Nitekim kültür sanat faaliyetlerinden medyaya, belediye hizmetlerinden gündelik hayat ilişkilerine kadar birçok alanda bir zamanlar sadece Türkçe kullanılıyorken, şimdilerde ya sadece Kürtçe kullanılıyor ya da Türkçe ile beraber Kürtçe de görünür bir şekilde kullanılıyor. Bu dönüşümde hem Kürtçe dil aktivistleri, sanatçıları, edebiyatçıları, aydınları ve kurumlarının hem de bir bütün olarak Kürt Özgürlük Hareketi’nin netleşmesi, Kürtçe kullanmada ısrar etmesi ve bunun için ciddi bir çaba göstermesi çok belirleyici oldu. Anladık ki sadece karar almak yetmiyor, bu kararın hayata geçirilmesi için netleşme, planlama, kararlılık ve emek sarfetmek de gerekiyor. Ancak her zaman için sadece bunlar da yetmiyor. Aynı zamanda misyon, siyasi ve insani koşullar, beklentiler ve konjektür de belirleyici oluyor. Bazı alanlarda dil dönüşümünün gerçekleşip siyasi alanda gerçekleşmemesi tam da bu nedenlerden dolayı yeterince oluşmuyor. Bu sonuç sadece Kürt siyasetine özgü bir durum değil. Dil mücadelesinin birinci ve en önemli parçası olduğu, bağımsızlığa yakın siyasi statüye ve her türlü kaynağa sahip Bask ve Galler örneklerine baktığımızda bile, siyaset alanının dilinin uzun bir süre ve hala sömürgeci dilin egemenliğinde olduğu görülür. Bu, söz konusu siyasetçilerin samimiyetleri veya niyetleri ile açıklanamayacak bir durum. 

Siyaset alanının dilinin dönüşmesi misyon, siyasi ve insani koşullar, beklentiler ve konjektüre bağlı ve bu belirleyiciler çoğunlukla siyasi hareket, kurumlar ve siyasetçiler tarafından şekillendirilemiyor. Burada bir sıkıntı yok. Ancak netleşme, planlama, kararlılık ve emek sarf etme konusunda ciddi bir eksikliği olduğu malum. Bu eksikliği görmek için birçok alandan veri toplayıp analiz edebiliriz. Tek başına birşey ifade etmese de, Kürt siyasetçilerinin ve kurumlarının twitter hesaplarındaki kısa tanıtım bölümlerinde yer alan kısa yazıların diline bakmak bile bir veri sunuyor.

Örneğin 59 HDP milletvekilinin 48‘inin hesabında sadece Türkçe açıklama var. 3 vekil herhangi bir şey yazmamış. Sadece 8 vekil Türkçe ile beraber Kürtçe’yi de kullanmış. Bu vekillerin hepsi de Kürt ve Kürt şehirlerinden seçilmiş. Sadece 1 vekil yalnızca Kürtçe açıklama yazmış. Etnik olarak Türk olan hiçbir vekil, Türkçe dışında herhangi bir dilde açıklama yazmamış. Aynı şekilde HDP, DBP, HDK ve DTK’nın resmi twitter hesaplarında da sadece Türkçe açıklama girilmiş. Ayrıca, HDP’nin resmi web sitesi Türkçe ile birlikte İngilizce dillerinde hazırlanmış ancak Kürtçe yok. DBP, DTK ve HDK’nın web siteleri ise sadece Türkçe hazırlanmış durumda. Belediyelerimizde de durum çok farklı sayılmaz. Van Büyükşehir Belediyesi’nin resmi web sitesi sadece Türkçe yayın yapmakta, Mardin Büyükşehir Belediyesi’nin web sitesinde Kürtçe ile beraber Süryanice, Arapça ve İngilizce butonları hazırlanmış olsa da bu bölümler henüz boş, dolayısıyla sadece Türkçe yayın yapılıyor. Tek istisna Diyarbakir/Amed Büyükşehir Belediyesi’nin Kürtçe’nin Kurmancî ve Zazakî lehçeleri ile beraber İngilizce ve Türkçe yayın yapan web sitesi.

Elbette siyasi kurumların ve siyasetçilerin sosyal medya hesapları ve web sitelerinde Kürtçe kullanılması tek başına siyaset alanının dilinin dönüşmesi için yeterli olmayacaktır. Ancak daha sonraki adımların atılması için en azından çok basit ve hızlı atılabilecek adımlardır. Bu yönde atılacak adımlar gerekli netleşme, planlama, kararlılık ve emek süreçlerini de tetikleyecektir. 

Devam eden devlet şiddeti, ablukalar ve katliamlara karşı öz yönetim şiarıyla yükselen direnişe sahip çıkmanın ufak ve mütevazi bir yolu da budur.