2015 genel seçimlerine giderken Cumhurbaşkanının gündeminde "Paralel yapı ile mücadele, Çözüm Süreci, Yeni Anayasa" var. "Paralel Yapı" dediği şey kendini ve iktidarını daha fazla güçlendirme çabasıdır. 2015 genel seçimleri öncesinde asıl önemli olan çözüm süreci, yani anayasa çalışmalarının nasıl yürütüleceğidir.
Bu tablo içinde CHP aynı tas, aynı hamam! CHP aklı 1925/1960 aralığında "Tek adam, Milli şef" dönemindeki nostaljide kaldığı için ne yerel ne de genel anlamda olup bitenleri yorumlayamıyor. Güya "Dört eğilimi buluşturma" atraksiyonları ile Bekaroğlu’na yapılan "CHP’ye katıl" önerisi de ayrı bir kara mizah! R.Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı oldu CHP’nin derdi hala "R.T.E’yi düşürmek!" Siyaset arenası kısmen HDP’yi kabul etmiş görünse de hala HDP’yi AKP, CHP ikileminde tartışmaktan vazgeçmiyor. "Selahattin Demirtaş neden yemin töreninde ayağa kalkmış ve alkışlamış!?" gibi sığ ve manipülasyon amaçlı bir karalama tartışması yürütülüyor. Sayın Demirtaş’ın bu yorumlara verdiği cevap son derece düzeylidir. Demirtaş siyasi olgunluğun gereğini yapmıştır. Buradan yola çıkarak HDP’nin veya Sayın Demirtaş’ın yürüttüğü çoğulcu, halkçı, özgürlükçü, eşitlikçi politikayı yok saymak veya eleştiri adı altında karalamak iyi niyetli bir girişim değildir.
"Yeni anayasa" çoktan yapılmalı ve 12 Eylül anayasası çöpe atılmalıydı. Ama AKP bu süreci politik oyunlarına kurban etti, CHP’nin yeni anayasa bağlamında nerede durduğu ise muğlaktır. Çözüm süreci ile eş zamanlı yürümesi gereken "Yani anayasa"da temel sorun yurttaşlık tanımıdır. 90 yıldır tekçi zihniyetle yapılan yurttaşlık tanımı ırkçılığı örgütledi. Eşit yurttaşlığı tanımlayacak anayasa nasıl yapılacak? Bu konuda mutabakat oluşacak mı? Ya da Kürt sorunu, Alevi sorunu… Gibi sorunların çözümünden devlet, AKP, muhalefet ne anlıyor? Devletin tüm yetkilileri "Farklılığımız zenginliğimizdir" diyerek güya farklılıkları tanıdıklarını ifade ediyorlar ama somutta bir gelişme ve değişme yok.
Dönemin siyasal, kültürel ve örgütlenme anlamında bir karakteristiği olmalı. Mutlaka önceki birikim ve deneyimlerin mirasını taşımalı ama marjinalliği aşan bir orijinallik de gerekli. Bu anlamda KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Sayın Bayık’ın ifadelerinin ciddiye alınması ve eğip bükmeden, mizah konusu yapmadan siyasal yaşama uyarlanması gerektiğini düşünüyorum.
Dönemin dili, araçları, eylemi, söylemi, kadroları ve örgüt anlayışı konusunda HDP’de ciddi bir patinaj durumu var. Siyaset dışarıdan yapılan eleştiri ve belirlemeleri dikkate almayı gerektirir. Sol, sosyalist, emekten yana parti, kurum, dernek vb. elbette çok önemli, değerli ve saygıdeğerdir. Ama Türkiye Devrimci Demokratik Hareketin yarattığı destanı tüketmekten başka işi olmayanları görmek ve hakikaten politika yürütmek, halkla buluşma derdi olanlarla bal yapmaz arı pozisyonunda olanları ayrıştırmak gerekir.
Etnik, inançsal, cinsel, kültürel, siyasi, sınıfsal anlamda Türkiye’yi gerektiği gibi tanıma, yorumlama ve bu bağlamda sorunlara çözüm üretme seferberliğinin yapılması gerekiyor. Türkiye hakikatinin etnik, inançsal çoğulculuğu yanında kendi içimizde siyasal çoğulculuğu yaşayacak ve yaşatacak bilinç düzeyine ve olgunluğa ulaşma zamanıdır. Kimi siyaset kadroları etnik, inançsal, kültürel, cinsel, siyasal çoğulculuğu siyaset söylevinden ibaret bir retorik sanıyor. Çoğulculuk çokları anlama, kabul etme, saygı duyma ve birlikte yaşama sanatıdır.
Siyasette yeni dönem
Cumhurbaşkanlığı "Yemin töreni" ve "Yeni hükümetin" kurulması tam bir devlet ritüeli idi. Kendi geleneksel mantığı içinde "Yapılması gerekenler" yapıldı. Olanları "Demokratikleşme" veya "Yeni Türkiye" diye adlandırmak demokrasi, eşitlik ve adalet hakikati açısından olası değildir. Olanlar Osmanlı Hanedanı II. Mahmut'un 1826'da tahta çıkması ile başlayan sürecin geldiği noktadır. 1876 Kanuni Esasi, 1839 Tanzimat Fermanı, İttihat ve Terakki ile onun içinden çıkan Hürriyet ve İtilaf, Osmanlı devlet geleneğinin Monarşiden, Meşrutiyete evrilmesi! M. Kemal 1826/1920 aralığında gerçekleşenleri Avrupa’dan devşirilmiş pozitivist modernizm ile sentezleyip ulus devleti kurdu, adına da Türkiye Cumhuriyeti dedi.