İHD İstanbul Şube Başkanı Ümit Efe, Türk Cumhurbaşkanı Gül'ü tüm hasta tutsaklar için af yetkisini kullanmaya çağırdı.

Cezaevlerinde baskı, keyfi yaklaşımlar, işkence, çıplak arama ve hak ihlalleri artarken, hasta tutsaklara yönelik uygulamalar da yeni ölümlere davetiye çıkarıyor. "Kendi evinde ölme hakkı" çerçevesinde hasta tutsakların tahliye talebi de  hasta tutsakların cezaevlerinden çıkması konusundaki bürokratik işleyiş nedeniyle kördüğüme dönüştürülüyor. İşleyişe göre; hasta tutsakların, cezaevlerinden çıkabilmeleri için öncelikle Adli Tıp Kurumu'ndan (ATK) "cezaevinde kalamaz" raporu alması, ardından Terörle Mücadele Şubesi'nin hasta tutsakları "güvenli" görmesi, en sonunda ise Cumhurbaşkanı'nın onaylaması gerekiyor. Tutsakların hastanelere bile zor gidebildiği göz önüne getirildiğinde, bürokratik işleyişle tahliye edilmeleri  daha da zorlaşıyor. Öyle ki 'Hasta tutuklular için af yetkim yok. Önce ATK raporlarının gelmesi lazım' diyerek sorumluluğu üzerinden atmaya çalışan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün bu söylemini boşa çıkaracak şekilde, ATK tarafından "Cezaevinde kalamaz" yönünde raporları bulunmasına rağmen tahliye edilmeyen hasta tutsaklar var.

417 talep reddedildi

İnsan Hakları Derneği'nin (İHD) hasta tutsaklara yönelik 3 Kasım 2013'de hazırladığı rapora göre, Adalet Bakanlığı'na başvuruda bulunan 460 hasta tutsaktan 417'sinin taleplerinin ATK kararları üzerinden reddine karar verildi, 14 hasta tutsak ise rapor beklerken yaşamını yitirdi.

Katmerli engel

İHD İstanbul Şubesi Başkanı Ümit Efe'ye göre, ATK'nin hasta tutsakların serbest bırakılması konusunda siyasi hareket ettiğini belirtti. 2013 yılında yapılan bir düzenleme ile ATK'nin, hasta tutsaklara "cezaevinde kalamaz" raporu verse dahi güvenlik soruşturmasına tabi tutulacaklarının eklendiğini belirten Efe, ATK uzun ve sıkıntılı bürokratik işlemlerinden sonra rapor vermiş olduğu hasta tutsakların bu kez de güvenlik soruşturmalarına tabi tutulmaları nedeniyle asla olumlu yönde rapor alamadığını vurguladı. "Bunun nedeni mahpuslara potansiyel tehlike olarak kabul ediliyor olması. Ölümcül durumda olsalar bile serbest bırakılmalarının propaganda malzemesi olacağını yorumlar yapılıyor ya da ailesinin bunu böyle kullanacağı gibi hukuk dışı ve siyasi kararlar veriliyor" diyen Efe, yetkisi olmayan kurumun keyfiyet zihniyetiyle bu kararları almasının kabul edilemeyeceğini söyledi.

'Siyasi sürece göre af'

Efe, Cumhurbaşkanı'nın "Af yetkisi"nin 2009'da yapılan bir genelgeyle Adalet Bakanlığı tarafından düzenlediğine işaret ederek, "Adalet Bakanlığı  hasta tutsakların bu şartlara göre tahliyesini öngördükten sonra Cumhurbaşkanı bunların ardından karar veriyor" şeklinde konuştu. Hasta tutsakların tahliyesinde tutuklu ve hükümlü ayrımının etken bir faktör olduğunu da belirten Efe, "Cumhurbaşkanı istediği zaman siyasal süreçlerde takır takır af yetkisini kullanmıştır. Ölüm oruçları döneminde sıkça yapmıştır, çünkü siyasal bir kazanım elde etmek amaçlanmıştır. Bir günde birçok kişi bırakılmıştır" diye konuştu.

'Raporla tahliye olmalı'

Şu anda ATK'ye başvuruların çoğunun "infaz ertelemesi" talebi ile yapıldığını söyleyen Efe, "Hükümlüler açısından böyle bir büyük bir çıkmaz insan hakları aykırı bir durumu var. İnsan Hakları Derneği olarak talebimiz bütün hasta tutsakların tam teşekküllü hastanelerden alınan raporlarla tahliye olmalarıdır" dedi. Yasadaki bürokratik engelin ve güvenlik soruşturması uygulamasının da kaldırılması gerektiğini vurgulayan Efe, Cumhurbaşkanı'nı "af yetkisi"ni kullanarak hasta tutsakları tahliye etmeye çağırdı.


ÖYKÜ DİLARA KESKİN/DİHA/İSTANBUL