KCK adı altında yapılan operasyon kapsamında tutuklanan aralarında akademisyen Prof. Dr. Büşra Ersanlı ve yayıncı- yazar Ragıp Zarakolu'nun da olduğu 46 kişi için dün İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'ne "tutukluluğa itiraz dilekçesi" verildi. Avukat Ercan Kanar, siyasi iktidarın vesayeti altında gerçekleştiğini söylediği tutuklamalara itiraz ederek yargıyı hukukun alfabesini hatırlamaya davet etti. Kanar "İtiraz dilekçemizde, tutukluluğa son verilmesini, kısıtlama kararının kaldırılmasını ve itirazın göstermelik değil, bizim de yer aldığımız duruşmalı bir mahkemede incelenmesini talep ettik" dedi. Avukat Ezgi Şahin'in okuduğu basın açıklamasında da şöyle denildi: "Soruşturma aşamasında  Ersanlı'nın notlarında 'demokratik özerklik', 'Türkiye vatandaşlığı' gibi kavramlar geçtiği için sanki örgütsel dokümanlar elde edilmiş gibi sorgulanmış olması, Zarakolu'nun Siyaset Akademisi'nin açılışına ve sertifika törenine katılmış olduğu için yasadışı örgüt üyesi olarak değerlendirilmiş olması, parti okulunun üye kayıt listesinin polis tarafından 'ele geçirilen' suç eşyası gibi gösterilmesi ve parti üye ve yöneticileri ile Akademide ders gören Üniversite öğrencilerinin teknik takibe maruz kalmaları ve sanki suçüstü halinde bir yere bomba atarken yakalanmış gibi değerlendirilerek parti binasına girerken çekilmiş kamera görüntülerinin sorulmuş olması artık hukukun yerlerde süründüğünün bir göstergesidir."

Aydınlar Adliye önündeydi
Ayrıca Beşiktaş Adliyesi önünde, aralarında akademisyenler Füsun Üstel, Fatma Gök, Meryem Koray, Nesrin Sungur, Tahsin Yeşildere, Özden Cankaya, Nilgün Tutal ile Jülide Kural, Gençay Gürsoy, Hülya Gülbahar, Ayşegül Devecioğlu, Arat Dink ve Pınar Sağ'ın da olduğu bir grup, tutuklamaları protesto etti.
Ersanlı'nın kardeşi Sırma Evcan, "Beni en çok rencide eden Büşra üzerinden götürülen karalama kampanyası. Büşra, sorunların, meşru düzeyde şiddet içermeyen şekilde çözülebileceğini savunuyordu. İçişleri Bakanı'nın açıklamasını hayretle izledim, 'tek bir profesör alınıyorsa ne olacak' gibi bir anlam çıkıyor, bu şiddetin ortadan kalkmasına yönelik bir gayret değildir" dedi.
Tahsin Yeşildere de BDP'nin siyaset akademilerinde Türkiye ve yurt dışından birçok akademisyenin gönüllü ders vermek istediğini, yakın zamanda da bunu gerçekleştireceklerini söyledi.

Ortak açıklama
Türkiye solunu oluşturan siyasi partiler ÖDP, TKP, ESP, SDP, İKP, EMEP, Sosyalist Parti, EHP ve DİP düzenledikleri ortak basın toplantısı ile tepkilerini dile getirdi. Dün İstanbul Taksim Hil Otel'de düzenlenen ortak basın toplantısına, ÖDP Genel Başkanı Alper Taş, TKP MK Üyesi Erkan Baş, ESP Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan, İKP Genel Başkanı Sadi Ozansü, EMEP Genel Başkanı Selma Güarkan, Sosyalist Parti Genel Başkanı Sevim Belli, EHP Genel Başkanı Sibel Uzun ve DİP Genel Başkanı Sungur Savran katıldı. Salona "Barışa ve siyasete kelepçe vurulamaz. Askeri ve siyasi operasyonlara son verilsin" pankartı asıldı. ÖDP Genel Başkanı Alper Taş, bu bir araya gelişlerini "Büyük Birader'in düzenine bir karşı çıkış" olarak yorumladı.

Sosyalist Parti Genel Başkanı Sevim Belli ise konuşmasında bütün sol adına özeleştiri verdi ve şöyle dedi: "12 partinin temsilci olarak konuşuyoruz. Biz böyle kaldıkça onlar da tepemize binecekler. Böyle oldukça da halkın savunucuları olarak halkın ezilmesine seyirci kalacağız maalesef. Bu son hareket AKP'nin pervasızlaştığının görüntüsüdür. Halkta o kadar saldırgan bir milliyetçilik geliştirildi ki, bu hava hala değişmedi. Yanlış bir yönelim var. Türkiye halkının vicdanının temizlemesi lazım. Bir halkın vicdanını sol güçler temizler bizim işimiz sadece solculuk, parti çalışması değil tüm halkı milliyetçilik bazında uyarmak ve çağımıza uygun bir insanlık anlayışı sunmak."

İSTANBUL