
2009'daki ilk KCK operasyonunda hakkında arama kararı çıkarıldıktan sonra yüzünü dağa çevirdi. Altıntaş, 16 Kasım'da Çukurca'da çıkan çatışmada 26 yaşında yaşamını yitirdi.
Geliyê Tiyare (Kazan Vadisi) bölgesinde 16 Kasım'da çıkan çatışmada 3 arkadaşı ile birlikte yaşamını yitiren HPG'li Cezmi Altıntaş'ın (Botan Erdal) hayat hikayesi, Türkiye'de siyasal alanda faaliyet yürütme konusunda Kürtlerin yaşadığı baskı ve engellemeleri özetliyor. 1986 yılında Bitlis Tatvan'da dünyaya gelen Altıntaş, 1993'te köyleri Sarıdal'ın (Sımban) devlet tarafından zorla boşaltılmasından sonra ailesi ile birlikte İstanbul'a göçetti. 17 kardeşin en küçüklerinden olan Altıntaş, okul sistemini kabul etmediğinden dolayı ilkokuldan sonra gitmedi. Ailesinin anlatımına göre, sürekli bir arayış içinde olan Altıntaş, mahallede gençlerle birlikte DEHAP'ın çalışmalarında yer almaya başladı. 2003 yılında henüz 17 yaşındayken Sultanahmet'te bulunan İstanbul Adalet Sarayı'na ''Kürt sorununa demokratik çözüm. İmralı Cezaevi kapatılsın" pankartı asarak eylem yaptı. Bu eyleminden dolayı bir süre Bakırköy Çocuk Cezaevi'nde tutuklu kalan Altıntaş, tahliye edilmesinin ardından DEHAP Bağcılar İlçe Gençliği içinde çalışmalara başladı. İlçe gençliğiyle başladığı çalışmaları önce il ve sonra bölge bazında sürdüren Altıntaş, birçok alanda sorumluluk alarak siyasi çalışma yürüttü. DEHAP'ın feshedilmesinin artından kurulan Demokratik Toplum Partisi (DTP) gençlik çalışmalarına dahil olan Altıntaş, DTP'nin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi ve Yurtsever Demokratik Gençlik Meclisi'nin (YDG-M) sözcülüğüne seçildi.
'KCK operasyonları' başlayınca
Bu süre zarfından birçok defa tutuklanan Altıntaş, cezaevinden her çıkışında çalışmalarını sürdürdü. Katıldığı halk toplantıları, miting ve açıklamalarda Kürt sorununun barışçıl yollarla çözülmesi yönünde konuşmalar yapan Altıntaş, 1 Haziran 2008'de YDG Meclisi'nin 2. Olağan Kongresi'nde yaptığı konuşmasında, yaşanan savaştan en çok gençlerin etkilendiğini ve bedel verdiğini söyleyerek, "Biz savaşın içinde doğan bir kuşak olarak, savaşın içinde büyüdük. Savaşın etkilerini her gün bizler yaşıyoruz. Bu savaşın devam ettiği her gün birileri ölüyor" demişti. 14 Nisan 2009'da ilk 'KCK operasyonu'nda hakkında arama kararı çıkarılanlardan biri de DTP MYK üyesi Altıntaş'tı. Tıkanan legal çalışma ortamından dolayı yapacak bir şey kalmadığını düşünen Altıntaş, o yıl gerillaya katıldı. Altıntaş'ın ailesi, henüz çocukken siyasi çalışmalar içine giren, 26 yıllık yaşamının önemli bir kısmını cezaevinde geçiren Cezmi Altıntaş'ı anlattı.
Herkes iyi okusun
Cezmi Altıntaş'ın ağabeyi Metin Altıntaş: "Bir daha cezaevine girmemek için özgürlük dağlarının yolunu tuttu. Biz her zaman onun arkasındayız. En son görüştüğümde, 'ben bu halk için öleceksem özgürlük dağlarında ölmeliyim' diyordu. Ve öyle de oldu. Neşeliydi, kendisini topluma çok çabuk sevdirirdi. İkimiz daha çocukken mahallede oluşturulan tiyatro grubunda yer aldık. İlk oynadığımız oyun da Halepçe Katliamı'nı anlatıyordu. Kardeşimi siyasetten dağa götüren süreci herkesin iyi okuması gerekir. Kimliğini isteyeni, dilini isteyeni cezaevine atıyorlar. İnsanlar da ya özgür yerleri seçip orada mücadelesini sürdürecek ya cezaevine girerek ömrünü çürütecek."
Onunla gurur duyuyoruz
Anne Fiet Altıntaş ise, oldukça soğukkanlı biçimde "Onunla gurur duyuyoruz" diyerek oğlunu anlattı. "Devlet üzerine gelip tutuklamak isteyince kendini kurtarıp dağa gitti" diyen anne Altıntaş, "Çok okurdu, herkes çok severdi onu. Kimsenin malında gözü yoktu. Gitti. Onun davasının peşinden hepimiz gideceğiz" diye konuştu. Anne Altıntaş, cenazelerini almak için Malatya'ya gittiklerini, ancak cenazenin kendilerine verilmediğini söyleyerek, "Geri geldik, verirler mi vermezler mi bilmiyoruz. Devletin dini imanı olmaz" dedi.
Polisler hiç peşini bırakmadı
Altıntaş'ın ablası Teslime Yaray da, kardeşinin daha çocukluğundan çok farklı biri olduğunun hemen anlaşıldığını anlattı. Yaray, "Cezaevinden çıktıktan sonra polisler peşini bırakmadı. Sürekli evlerimizi basıyorlardı. Sabaha kadar bizimle konuşur, sürekli bir şeyler anlatırdı. O kadar küçüktü ki şaşırıyorduk, bunları nasıl biliyor diye. Onunla gurur duyuyoruz. Yüzümüz aktır. Bize hep yol gösteriyordu, nasıl yaşamamız gerektiğini söylüyordu. Şehit düştü. Ne yapalım, AKP'ye oy veren Kürtler utansın" dedi.
Cenaze aileye verilmedi
17 Kasım'da Çukurca'nın Kazan Vadisi alanında yurttaşlar tarafından bulunan cenazeler savcılığa teslim edildi ve ardından Malatya'daki Adli Tıp Kurumu'na kaldırıldı. Teşhis için Malatya'ya giden Altıntaş ailesine cenazeler gösterilmedi. Ailelerden DNA örnekleri alınarak sonuç için beklenmesi istendi. Altıntaş'ın cenazesinin alınması halinde vasiyeti üzerine, 19 yıl önce zorla boşaltılan köyünde toprağa verilecek.
HÜLYA EMEÇ / FERHAT ÇELİK / DİHA/İSTANBUL