İsviçre’nin önde gelen birçok gazete ve televizyonun geçtiğimiz haftaki en önemli gündem konusu, İsviçre’de yaşananların yanı sıra Reqa’nın özgürleştirilmesiydi. Reqa zaferini manşetlerine taşıyan ülkenin önde gelen birçok gazetesi, özellikle YPJ’li kadınların kahramanlık hikayelerine yer vererek bir anlamda günah çıkardı.
YPJ komutanlarından Rojda Felat üzerinden Kürt kadınlarının DAİŞ’e karşı verdiği mücadelenin önemine dikkat çeken İsviçre basını, kullandığı dille Kürt kadınlarına hak ettiği değeri vermeye çalışsa da ülkede yaşayan Kürtlere karşı kendisini affettirme noktasında eksik kaldı.
Özelde Suriye’de olmak üzere bölgede kendi özgürlük savaşının yanı sıra dünyanın başına bela olmuş DAİŞ terör örgütüne karşıda verilen mücadele önemli bir aktör haline gelen Kürtleri, sadece önemli süreçlerde gündeme taşımak Kürtlere karşı yapılmış büyük bir haksızlık.
DAİŞ’in yaptığı bombalı saldırılar ile Avrupa toplumunda yaratılan korku sendromu, Kürtlerin bölgede DAİŞ’e karşı ortaya koyduğu görkemli direniş sayesinde ortadan kalktığı gerçekliğine rağmen Kürtlere hala hak edilen değerin verilmemesi, eleştirilmesi gereken en önemli konular arasında.
Devletlerin bile bir gün karşısında duramadığı bir terör örgütüne karşı Kürt gençleri özellikle Kürt kadınları destansı direnişlerle tarihe not düştü. Birileri rahat yaşayasın diye, insanlık onuru barbarlar tarafından ayaklar altına alınmasın diye gözlerini kırpmadan daha ömrünün baharında ölüme giden binlerce Kürt gencinin destansı direnişine rağmen, bugün kalkıp sadece önemli süreçlerde Kürtleri haber konusu yapmak ve bunla birlikte Reqa’daki yıkımın boyutuna dikkat çekmek ne gazetecilik acısından neden ahlaki acıdan çokta doğru olmasa gerek.
Hem basını hem de siyasetçisi tarafından ‘Evet, DAİŞ’e karşı savaşan en önemli güç Kürtlerdir’ deyip işin içinden sıyrılarak gözlerimizi Kürtlerin özgürlük savaşına kapatmak var olan gerçeği değiştirmiyor. Evet, Kürtler bölgede insanlık değerleri adına savaşan en önemli güç, sadece askeri bir güç değil aynı zamanda yeni yaşam iddiası olan önemli bir taraf. Bu halkın mücadelesi sadece DAİŞ ile sınırlı değil, hem Kürdistan’da hem de Avrupa kentlerinde yıllardır kendi özgürlüğü için savaşan bir halk gerçekliği var, ama siz bu gerçeğe gözlerinizi kapatıyorsunuz.
Kimi zaman kahramanlaştırdığınız bu halkı, kimi zaman ise hiç utanmadan politik çıkarlarınıza kurban ediyorsunuz. Diplomatik ilişkileriniz bozulmasın diye, ekonomik çıkarlarınıza zarar gelmesin diye, silah satışlarınızda azalma olmasın diye, Ortadoğu’da çıkarılan petrolden payınıza düşen miktar azalmasın diye görmezden geldiğiniz bu halk, her gün sizin sokaklarınızda özgürlük diye bağırıyor ve siz görmemekte ısrar ediyorsunuz.
Reqa’da ve birçok yerde size zarar veren terör örgütlerine karşı savaşırken sizler için kahraman olan Kürtler, Kürdistan’da yürüyen özgürlük mücadelesine destek vermek için alanlara çıkarken nedense İsviçre’nin huzurunu bozan halk konumda oluyor. Böylede iki yüzlü bir gerçeklik var ortada.
Bir gün şaşırır da ülkenizde yaşayan Kürt annesine mikrofon uzatmak aklınıza gelirse alacağınız cevabı ben şimdiden size söyleyeyim: ‘Siz rahat koltuklarınızda yılda bir Kürdü hatırlarken, biz doğurup büyüttüğümüz çocuklarımızı insanlık değerlerini koruması için ölüme gönderiyorduk, ya siz ne yapıyordunuz?’
Evet, o kadınlar çocuklarını insanlık için ölüme gönderirken sizler, sizin sokaklarınızda her gün bağıran Kürt annesinin özgürlük çığlığına sessiz kaldınız. Onlar, önderliği için ülkesi Kürdistan için bodrumlarda diri diri yakılan çocukları için sokaklara çıktığında siz aman birileri ne der diye bir mikrofon uzatmakta veya kendi parlamentonuzda bu konuları dile getirmekte tereddüt ettiniz.
Bugün hem siyasetçisi hem de basını ile Kürdün mücadelesini sadece işin ucunda DAİŞ olunca hatırlayanlar, yanıldığınız bir gerçek var: Siz görmeseniz de duymasanız da Kürt her yerde, sizin sokağınızda bile özgürlük demeye devam ediyor…