Baba, sizi bizden aldıklarının üzerinden tam 27 yıl geçti.
Niçin vurdular baba, niçin?
Hakkı, hakikati öldürebiliriz diye cami çıkışında vurdular.
Dişiyle tırnağıyla direnen mazlum bir halkın başkentiydi seni vurdukları yer. Seni vurmakla mazlumlar ülkesinin payitahtını alacaklarını düşündüler.
Onun için Amed’de vurdular sizi, onun için Amed’de.
“Vurulacaklar listesi”ne kimleri yazdılar, biliyor musun baba?
Kürdistan medreselerinde ilim-irfan gören, İslam ahlâkını, Kürdün dili ile insanlara tebliğ edenleri yazdılar baba. İlim-İrfan sahiplerini…
Oğlun, arkadaşın ve öğrencin olarak seni Hz. Süleyman Camii minberinden dinlerken şöyle demiştin. “Allah Ahzap suresinde ‘Biz emaneti, göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler (sorumluluk üstlenmekten) korktular. Onu insan yüklendi” diye buyuruyor. Biz işte bu sorumluluğu üstelendik” diyordun.
Sen ilk değildin baba. Şeyh Said bunun için darağaçlarına gitmedi mi? Bediuzzaman bu sorumluluğu üstlendiği için “deli” diye hapishanelere atılmadı mı?
Aslında onlar haklıydı. Kürdün ve mazlumun sorumluluğu çok ağırdı. Bu ilahi sorumluluğu üstlenmek akıl kârı değildi. Böyle bir cesareti ancak deliler ve inananlar üstlenebilirdi.
Biliyorsun Baba kışları soğuk ve serttir Diyarbakır’ın. Hepimiz aynı odada yatardık. Bizler uyuduğumuzda ya da uyuyor gibi yaptığımızda sen sessizce kalkar yan odada kitap okumaya giderdin. Bilmek için katlanırdın o dondurucu soğuğa.
Bilmek, sorumluluğun bilincine varmaktır. Belki de sorumluluğunu layıkıyla yerine getirmek için hep bilmek ve yeniden bilmek istiyordun.
Seni vurunlar, bildiklerini bilmemizi istemedikleri için vurdular Baba. Bildiklerini bilmememiz için.
O yolda yalınız değildin baba. Seyda Ubeydullah Dalar, Seyda İzzettin Yıldırım ve onlarca hakiki medrese alimini aynı ruh, iman ve bedeni taşıyorlardı, diye Onları da vurdular Baba onları da vurdular ve korkularından bazılarını betona gömdüler.
Sizi vuranlar İslam ve Şeriat adına vurduklarını söylüyorlardı. İsimleri Hizbullah’tı. Yani Allah’ın Partisi. Bu gün de İslam ve Şeriat adına hareket ettiklerini söyleyen İslam Halifeliğine soyunmuş Erdoğan ve onun halifecikleri DAİŞ, En Nusra, Cübbeli Ahmet, Diyanet ve bilumum Türk-İslam sentezcileri de türbeleri, camileri, şehirleri, köyleri yıkıyor, insanların kafasını kesip meydanlarda sergiliyorlar. İşgal ettikleri yerlerde kadınları kızları cariye olarak alıp kaçırıyor, insanların malını mülkünü talan ediyorlar.
İslam adına seni katlettikten sonra, senin inandığın dine inandıklarını söyleyen münafıklar T.C de iktidara geldiler baba, sizlerin ve bizlerin inandığı dini öyle bir hale getirdiler ki, dünyada insanlık adına düşünenler bu dinden korkmaya ve nefret etmeye başladılar.
Din adına iktidar olan yeşil Kemalistler, kutsal ülkemiz Kürdistan’ın, şehirlerini yerle bir ettiler, Amed’in camilerini tank ve toplarla yıktılar baba. Mezarlarımızı, tahrip edip kemiklerimizden intikam aldılar baba.
Siz, “İslam bu değildir” dediğiniz için o zaman sizi vurdular baba. “İslam bu değildir” dediğiniz için vurdular. Sizleri vurarak kendilerine teslim olmuş bir Müslüman tipi oluşturdular, bu şahsiyet görünüşü müslüman diye görünendir, ama ameli ile İslamın günah saydığı, bütün ameli yaşayan acayip ve garaip kişiliklerden Cemaatler ve partiler oluşturdular.
O zaman da birilerinin maşasıydılar şimdi de. Bazen Rusya’nın bazen de Amerika’nın olurunu alarak, camilerde Fetih sureleri okutarak, İblis sakallıları ve cübbelileri sınıra yığarak, Efrîn’i yerle bir ettiler baba. O zaman da zalimin yanında mazluma saldırıyorlardı, şimdi de.
Fakat yanıldılar baba, Hak gittikçe büyüdü, onlar vurdukça hak çoğaldı. Ülkemizin Rojava parçası örnek oldu. Torunların öğrencilerin dünyaya kahramanlıklarını gösterdiler baba. Tarih bir daha Kobanê’den yazıldı Baba. Senin vurulduğun Amed Sur içinde, aylarca senin çocukların NATO Ordusuna direnerek tarih yazdılar baba. Bu kara taşlarla kaplı şehirin çocukları, cesaret ve kocaman yürekleri ile, sizi katledenlere kök söktürdüler baba.
Sizleri kalleşçe arkadan vuranlar, artık ülkemiz ve sokaklarımızda Zırhlı araçlar ve ordular biçiminde dolaşmaktalar baba.
Senin ve sizin çocuklarınız, Siyasetle İstanbulun, ankaranın, izmir ve adananın kaderini değiştirecek düzeye ulaştılar baba.
Kürdistanın bütün Şehirlerini yönetecek, siyasi olgunluğa ulaştılar baba. Senin cesurca teşir ettiğin bu zalimler, Siyaseten, dinen ve ahlaken bitttiler baba. Şimdi işlerini Kayyumlarla götürmeye çalışmaktalar, ama nafile baba.
Hani seni şehit ettiklerinde, arkadan kalbini parçalayarak, elinle yazmış olduğun yazının üzeride duran kurşunlanmış yazı notun varya, “Kürdistan inançların anasıdır, Kürdistan Ulusal Kurtuluş Hareketi de inançların hakikatini ortaya çıkaracak bir harekettir” el yazman hayat buluyor baba. Onun için çıldırıyorlar baba. Çünkü o gün anlattığın hakikat bugün yaşam buluyor baba. Takke düştü kelleri artık görünüyor baba. Hakikat açığa çıkıyor baba.
Şimdi daha iyi anlıyorum baba, daha iyi. Sizi neden ve niçin vurduklarını
Bildiklerinizi bilmememiz için, bildiklerinizi bilmememiz için...
Senin şahsında bütün Kürdistan şehitlerini rahmetle anıyor, davanızı zafere ulaştırana kadar mücadelemizin aralıksız sürdüreceğimizin sözünü birkez daha yeniliyoruz..