Norveç katliamının bugün ikinci yıldönümü. Hoşgörü, refah ve demokrasinin kalesi olarak görülen ülkede meydana gelen katliamda ırkçı Anders Behring Breivik, 22 Temmuz 2011’de önce Oslo’daki hükümet binasının önünde bombalı saldırı düzenlemiş, daha sonra kentin hemen dışındaki Ütoya Adası’nda gençlerin üzerine ateş açmıştı. Saldırılarda 77 kişi ölmüş, 33 kişi yaralanmıştı. İşçi Partisi’nin gençlik kollarının her yıl düzenlediği Ütoya Adası’ndaki kampta yaşamını yitiren 69 kişi arasında iki Kürt kızı da vardı. Antepli Gizem Doğan 17 yaşında, Hewlêrli Bano Abobakar Rashid ise ondan sadece bir yaş büyüktü.


Bano’yu ailesinden dinledik

Oslo’da yaşayan Bano’nun ailesiyle, hem olay gününü, hem sonrasını hem de kızlarını konuştuk. Sohbet sırasında Bano’nun kurşunlara hedef olmadan önce kızkardeşiyle birlikte ailesine son bir mesaj gönderdiğini öğreniyoruz. “Ne diyordu peki mesajda” diye sorunca Baba Abobakar Rashid, “Baba, anne sizi çok seviyoruz. Burada silahlı biri etrafa ateş ediyor. Neden bilmiyoruz. Ortalık sakinleşince sizi arayacağız” mesajı aldıklarını söyledi.


‘Kürdistan haritasını sınıfa astı’
Anne Bayan Rashid’e ilk olarak Bano’nun nasıl biri olduğunu sorduk. Anne Rashid, ilk önce biraz durakladı, sonra gözleri dolarak Bano’yu anlatmaya başladı: “Bano, 1992’de Hewlêr’de doğdu. Norveç’e taşındığımızda 6 yaşındaydı. Hareketli, canlı, zeki bir kızdı. Üç çocuğumun büyüğüydü. Bir gün okuldayken, daha 12 yaşlarında, okulda bir aktivite oluyor, her yabancı öğrenci, harita üzerinde kendi ülkesini gösteriyor. Kendi bayraklarını asıyor. Bano da harita üzerinde Kürdistan’ı arıyor, bulamayınca sinirleniyor. Eve geldiğinde bize sordu, biz de O’na anlatmaya çalıştık. Bunun üzerine gidip kendi elleriyle dört parça Kürdistan’ı dahil ederek, dünya haritası üzerine Kürdistan’ı çiziyor ve sınıfın duvarına asıyor. Her zaman Kürdistan gençleriyle Norveçli gençler arasında organizasyonlar düzenlemek isterdi. Birçok göçmen çocuk, kendi ailesiyle Norveççe konuşurken Bano bizimle hep Kürtçe konuşurdu.”

Katliam günü yaşananlar

Baba Abobakar Rashid ise katliam gününü şöyle anlatıyor: “Benle eşim o gün ev için alışverişe çıkmıştık. Oğlum Ali futbol oynamaya gitmişti. Küçük kızım Lara ve Bano bir gün önceden kampın yapılacağı adaya gitmişlerdi. Katil Breivik, adaya gitmeden önce merkezde bomba patlatıyor. Hemen sonra Bano bizi aradı. Nerede olduğumuzu sordu. Oslo’da patlama olduğunu, kendimize dikkat etmemizi söyledi. Ondan sonra Ali de aradı. Biz de hemen eve geldik. Sonra telefonuma şöyle bir mesaj geldi; ‘Baba, anne sizi çok seviyoruz. Burada silahlı biri etrafa ateş ediyor. Neden bilmiyoruz. Ortalık sakinleşince sizi arayacağız.’

Acı haberi kızkardeşi verdi

Telefon Bano’nun değildi. Numarayı aradım hemen ama cevap vermiyordu. Artık bacaklarımız tutmuyordu. Ne yapacağımızı bilmiyorduk. Sonra adada Bano’nun yanında olan diğer kızım Lara aradı. Adaya silahlı saldırı olduğunu, Bano’ya ulaşamadığını söyledi. O an üzerimize sanki kaynar sular döküldü. Öğrendik ki aileler adaya yakın bir otelde toplanıyor. Ben araba kullanacak halde değildim. Bir komşumuz bizi oraya götürdü. Adadan kurtulan gençler de otele getirilmeye başlandı. Her gelene kızımı soruyorum. Bazıları en son adada ateşten kaçarken görmüşler. Dakikalar geçtikçe yüreğim sıkışıyor. Bir kaç saat geçtikten sonra, bir polis olayla ilgili yüzeysel bilgi verdi ve onlarca ölü olduğunu söyledi. Benim bacaklarım tutmuyordu artık...

Aşk patikasında vuruldu

Yavaş yavaş olay netlik kazanmaya başlayınca Bano’nun öldürülenler arasında olduğunu öğrendik. Anlatılanlara göre katil ateş açmaya başlıyor. Bano da denize doğru koşuyor. Katil de peşinden gidiyor. Adada bir patika var, oraya ‘Aşk Patikası’ diyorlar. Tam o patika üzerinde kurşunlar isabet ediyor. Bano, oraya yığılıyor.”

Yaşamları eskisi gibi olmadı

Annesi 18 yaşında kaybettiği Bano’dan sonra kendileri için yaşamın artık eskisi gibi olmadığını; ancak her şeye rağmen geride kalan iki çocukları için güçlü olmaya çalıştıkları söylüyor.

Bir şarkıyla teselli bulmak

Röportajımız bittikten sonra Bayan ve Abobakar Rashid ile birlikte, Bano’nun mezarını ziyaret ettik. Yolda, annesi, her dinlediğinde Bano’yu hatırladığını söylediği Güney Kürdistanlı sanatçı Adnan Karim’in söylediği ‘Xatun’ isimli stranı açtı sonra ve uzaklara daldı. Güney Kürdistanlı Adnan Karim’in seslendirdiği, yüksek mevkilerdeki kadın anlamına gelen “Xatun” adlı şarkının ilk iki mısrası şöyle: “Xatunum, biliyor musun yeryüzü ile gökyüzü arasında ne kadar mesafe var? Seni o mesafeler kadar seviyorum.. Xatunum, biliyor musun denizler, okyanuslar ne kadar derin? Seni bütün okyanusların derinliği kadar seviyorum…”


BARAN ADIYAMAN/OSLO




Norveç ırkçılıkla yüzleşmeli

Norveç’teki olay, İkinci Dünya Savaşı ve Srebrenitsa Katliamı‘ndan sonra Avrupa’daki en büyük katliam olarak tarihe geçti. Başbakanlık önündeki patlamada ve Ütoya Adası‘nda toplam 77 kişi yaşamını yitirdi. 600’den fazla kişi yaralandı. Onlarcası kolunu, bacağını, gözünü kaybetti. Norveç mahkemesi, 77 kişiyi planlayarak öldüren Anders Behring Breivik’i ülkedeki ceza yasasının öngördüğü en yüksek ceza olan 21 yıl hapse mahkum etti. Breivik’e verilen ağır hapis cezası dolduktan sonra da sınırsız olarak beşer yıl uzatılabilecek. Karar, mahkeme heyetinde yer alan beş hakimin oy birliğiyle alındı.

Pişmanlık göstermedi

Aşırı sağcı Breivik, yargılama sürecinde hakkındaki suçlamaları reddetmemişti. Dava sırasında işlediği suçlardan dolayı pişmanlık göstermeyen Breivik, İslam karşıtı ve yabancı düşmanı açıklamalarda bulunmuştu. Yargılama sürecinde aşırı sağcı Breivik’in ruh hastası olabileceği gündeme gelmiş ve cezai ehliyetinin olup olmadığı konusunda bilirkişilerin görüşü alınmıştı. Breivik’in sağlık durumu rapor hazırlayan hekimlerden bazıları sanığın paranoyak şizofren olduğunu ve cezai ehliyetinin bulunmaması gerektiğini bildirirken, başka bir uzman ekip ise Breivik’in bazı sorunları olmasına rağmen cezai ehliyetinin bulunduğu yönünde görüş belirtmişti. Breivik de dengesinin yerinde olduğunu, saldırıları da Norveç’te ve Avrupa’da çok kültürlü topluma karşı olduğunu, bu nedenle ülkesini ve Avrupa’yı Müslümanlardan korumak için gerçekleştirdiğini söylemişti.  

AK ırkçılık konusunda uyarmıştı

Katliam sonrası Norveç’te aşırı sağcı tabanın gücü, yeniden tartışmaların merkezine yerleşmişti. Ancak Norveç’in uzun zamandır Avrupa Konseyi tarafından yükselişte olan ırkçılık konusunda 1998’den beri sürekli uyarıldığı ortaya çıkmıştı. Konseyi’n ırkçılık ve yabancı düşmanlığıyla mücadele organı ECRI, 2009 yılında yayımladığı son denetim raporunda da yükselişte olan ırkçılık, ırkçı söylem ve ırkçı ayrımcılık konularında ivedi önlem alması için Norveç hükümetine uyarıda bulunmuştu. Norveç’te “ırkçı vaka” kavramının daha geniş yorumlanmasını isteyen ECRI, ırkçı örgütlenmelerin kapatılmasını öngören yasal değişikliğe gidilmesi önerisini yapmıştı. ECRI, Norveç’e, ırkçılık ve ırkçı ayrımcılıkla mücadele için Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ek olarak hazırlanan 12 numaralı protokolü onaylaması çağrısında da bulunmuştu. Ancak Norveç 2003 yılında imzaladığı bu protokolü henüz onaylayıp yürürlüğe koymuş değil.

Irkçı partiler yeniden yükselişte

Buna karşın katliam sonrası oy kaybına uğrayan Norveç’teki ırkçı partiler, iki yılın ardından yeniden güçlerini toparlayarak yükselişe geçti. Katliamdan sonra yüzde 15’lerden yüzde 5’lere düşen aşırı ırkçı İlerleme Partisi-FRP’nin oyları tekrar katliam öncesi seviyeye geldi. Yine oldukça oy kaybeden Sağ Parti (Høyre) de kamuoyu araştırmalarına göre, yüzde 40’lara kadar çıktı. İşçi Parti’sine göre ise her seçim öncesi bu tür sonuçlar çıkıyor ama İşçi Parti’si ve sol partiler seçimlerden zaferle çıkıyor.

Eylül’de seçimler var

Yaklaşık iki ay sonra ülkede genel seçimler olacak. Seçimlerde birçok yabancı ve Kürt aday da farklı sol partilerde aday olacak. Bu seçimlerin sonucu Norveç’in yabancı politikasını direk etkileyecek; çünkü sağ partiler, iktidarın yabancılar ve göçmen politiikasını anti propoganda malzemesi olarak yoğun bir şekilde kullanıyor.