
ERİŞ QOSER * /HABER ANALİZ
Rusya son dönemde siyasi arenada atakta olamaya devam ediyor. Suriye krizinin başladığı 2011’den bu yana Moskova, Şam yönetimine en yakın duran ve uluslararası baskıya rağmen desteğini geri çekmeyip hatta artıran bir komumda.
Suriye’de savaşın ve çatışmaların olduğu altı yıl boyunca, krizin diyalog ve müzakereyle çözümü konusunda Moskova yönetimi, farklı taktikler izleyerek süreci yumuşatma ve tarafları uzlaştırma çabalarına girişti.
ABD öncülüğündeki DAİŞ’e Karşı Uluslararası Koalisyon güçleri öncülüğünde başlatılan Cenevre toplantılarına alternatif olarak Rusya, Astana toplantılarını gündeme getirdi ve bu toplantılarda birlikte İran, Rusya ve Suriye ortak taktik geliştirmeye çalıştı. Fakat bu toplantılarda istenilen sonuç alındı mı? Kuşkusuz hayır.
Suriye krizinin uluslararası alanda iki temel faktörü var. Fakat pratik alanda bunu söylemek zor.
Son dönem yakınlaşması
Rusya ve ABD son dönemde siyasi olarak bir birine daha yakın açıklamalar yapmaya başladı. Peki, bu yakınlaşma Suriye’nin geleceğini nasıl şekillendirecek ve bu pratik alanda yerel güçleri etkiler mi? Kuşkusuz bu tip toplantı ve yoğun diplomatik trafikten bir beklentisi olanları etkileyecektir. Fakat sahada kendi öz iradesine dayanarak siyaset üreten güçleri etkileyeceğini söylemek doğru olmaz.
24 Kasım 2015 tarihinde Rusya Federasyonu Hava Kuvvetleri’ne ait Sukhoi Su-24M tipi uçağın sınır ihlali gerçekleştirmesinden dolayı, Türk Hava Kuvvetleri tarafından düşürülmesi olayından sonra Türkiye Rusya ilişkilerinde yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Uçak krizinden sonra Rusya’nın Türkiye’ye uyguladığı ambargo halen devam ediyor.
Bu süreçte Ankara yönetimi tarihte ilk defa bu kadar Moskova’yı ziyaret ederek ilişkilerin normale dönmesi karşılığında Suriye’de ortak çalışmayı önerse de Moskova’nın bu öneriye sıcak bakmadı.
Erdoğan korkusu Kürtler
Erdoğan iktidarının en çok çekindiği konu ise Rusya’nın Rojava’da Kürtlere destek vermesidir. Bunu engellemek ve Rojava’da Kürt kazanımlarını yok etmek için çırpınan Ankara yönetimi olası Rus Kürt ittifakını engellemek adına yoğun diplomasi trafiğine başladı.
13 Kasım’da Soçi kentinde Rusya Devlet Başkanı Vlademir Putin ile bir araya gelen Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 9 gün aradan sonra Putin ile görüşmek için bugün yine Soçi’de olacak. Bu görüşme öncesi dikkat çeken bir diğer konu ise İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin de toplantıya katılıyor olmasıdır. Fakat dün Suriye Başkanı Başar Esad sürpriz bir şekilde Soçi’ye gelerek Putin ile 4 saat süren bir görüşme gerçekleştirdi. Bu da bugün yapılacak olan toplantıyı daha önemli kılıyor.
Kürtlerin katılmasını engellemek Türk heyetinin başlıca hedef
Toplantıda Türk heyetinin ajandasında Rojava’da Kürtlerin ilerlemesi engellemek ve Afrin’e yönelik askeri operasyona onay almak ile birlikte 2-4 Aralık 2017’de Soçi’de yapılması planlanan Suriye Halkları Kongresi’ne Kürtlerin dahil edilmesini önlemek var. İran heyeti gündemi ise, İran’ın Devrim Muhafızları, ‘Hizbullah’ ve İran’ın oluşturduğu ‘Fatimiyun Güçleri’ Suriye’de geleceğini belirlemek ve bununla birlikte Rusya’nın rızasını alarak alanda Türkiye ile birlikte hareket etmek olacak. Bu toplantı öncesi 19 Kasım’da Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif ile Antalya’da bir araya gelerek Soçi görüşmesi için ön hazırlık çalışmasına başladı. Fakat toplantıda gündeme gelen konularda taraflar uzlaşamadı.
Halklar Kongresi ile köklü çözüm
Bu anlaşmazlıkla birlikte 22 Kasım’da Soçi’de yapılacak üçlü toplantının gündeminin daha da yoğun geçeceği anlaşılıyor.
Rusya Cenevre ve Astana görüşmelerinden sonra Soçi’de daha geniş katılımlı olarak planladığı Soçi Suriye Halkları Kongresi ile birlikte Suriye sorununa köklü çözüm getirerek alanda etkisini artırmak istiyor. Kasım başında yapılması planlanan kongrenin daha olumlu sonuç alması için Cenevre ve Riyad toplantılarından sonraya ertelenmesi gündeme gelse de asıl ertelenmesinin temel nedeni, Türkiye’nin Kürtlerin katılımını onaylamamasıdır. Fakat Moskova’da siyasetiyle yakından ilgilenen bazı çevrelerden aldığım duyumlara göre Soçi Suriye Halkları Kongresi’ne Kürtlerin 150 kişilik bir delegasyonla katılacağı yönünde.
Bu sayının daha da artabileceğini konuşuluyor. Bu da Türk tarafının Kürtlerin kongreye katılmasını engellemek için yaptığı tüm girişimlere rağmen Rusya’nın Kürtlerden yana tavır aldığını gösteriyor. Tabii bazı konuların da bugünkü Ruhani, Erdoğan ve Putin görüşmesinde netlik kazanaması kesin. Bu görüşme öncesi Esad’ın Putin’le görüşmesi toplantıyı daha anlamlı kıldığını hatırlatmakta fayda var.
* Rusya’da gazeteci