Antep’in Sof Dağı’nda su kaynaklarını tüketen ve toz bulutları ile kanser hastalığı yayan kum ve taş ocaklarının faaliyetleri bir çevre felaketine dönüştü. Bölgede yaşayanlar, dağın geri dönülmez bir şekilde tahrip edildiği söylüyor.
MUHAMMED ABDULKADİR ESEN / MA/ANTEP
Antep’in oksijen ihtiyacını sağlayan, kent için adeta soluk borusu işlevi gören Sof Dağı, kum ve taş ocaklarının tehdidi altında. Temiz havası, yeşilliği, vadileri ve akarsuları ile oksijen deposu olan Sof Dağı, sayısı 10’u bulan kum ve taş ocaklarının istilasında. 1963 yılında kurulumu başlayan kum ve taş ocakları, dağın doğasını tahrip etmenin yanı sıra bölgede bulunan Işıklı, Boyno, Tellük, Alıcı, Durnalık, Araptar ve Fellioğlu mahallelerindeki yaşamı da olumsuz etkiliyor. Bölge halkının geçim kaynağı olan fıstık ve üzüm bahçelerindeki verimin büyük oranda düşmesine neden olan ocakların açılmasıyla birlikte, mahallelerden kente doğru büyük göçler yaşanmış.
Su kaynaklarını yok ediyor
Bölgedeki su kaynaklarının kurumasına neden olan ocakların dağı delmek için kullandığı dinamitler, dağın ekolojisi için tehdit oluşturan en büyük unsur. Yetkililerin devreye girerek ocaklardaki çalışmaları durdurmasını bekleyen bölge sakinleri, Sof Dağı’nın eski haline dönmesinin mümkün olmayacağı uyarısında bulundu.
Akciğer kanseri yaygınlaştı
Kum ve taş ocaklarından dolayı çevrede yaşayanların akciğer kanserine yakalandığını söyleyen Durnalık Mahallesi halkından Halil Mercanoğlu (64), çocukluğundaki Sof Dağı’nı özlediğini belirterek, “Bizim havamız, suyumuz değişti. Şimdi dereler kurudu. Havası kirlendi. Eski Sof Dağı’nı özlüyorum” dedi.
‘Eski Sof ile şimdiki bir değil’
Durnalık Mahallesi’nden 81 yaşındaki Mehmet Cin de, bölgede bulunan fıstık ve üzümlerin oluşan tozlardan dolayı büyük oranda çiçek açamadığını söyledi. Ocaklardaki patlamalardan dolayı bölgedeki su kaynaklarının kuruduğunu anlatan Cin, “Ocaklar bölgenin doğasını bozdu. İnsanımızın da sağlığı bozuldu. Bahçemizden mahsul alamıyoruz. İçecek suyumuz azaldı. Ağaçlarımız kuruyor. Eski Sof Dağıyla şimdiki Sof Dağı bir değildir. Yetkililerin sesimizi duymasını bekliyoruz” diye konuştu.