Lise yıllarından itibaren devrim ve kadın özgürlük mücadelesinde aktif mücadele ederek, ölümsüzlük kervanına katılanlardan biri Eylem Ataş. O çocukluk arkadaşı PKK’li Heval Yeşilgöz’ün Dersim’de yaşamını yitirmesi ardından yarım kalan hayallerini gerçekleştirmek üzere Rojava Devrimi'nin bir parçası olmak amacıyla gittiği Minbic’te savaşarak sonsuzluğa ulaştı.

Çukurova’nın cüretkar topraklarında dünyaya gelen ve üniversite okumak için Ankara’ya giden Ataş, lise yıllarında Devrimci Liseliler ile tanıştı ve geçen yıla kadar sokaklarda Eylem oldu. Geçtiğimiz Kasım ayında aktif mücadeleye mücadeleye katılma kararı aldı. Devrimci mücadeleye birlikte omuz verdikleri yoldaşlarına ise ağız dolusu gülüşlerini bırakarak gitti. 


Kafasında her şey netti

8 yıldır Ataş'ın arkadaşı olan Doruk Balkan, kavgacı, sözünü sakınmayan   biri olarak tanımladığı arkadaşının, adı gibi sürekli bir eylem içerisinde olduğunu dile getirdi. Eylem’in mücadele etmek birçok sebebi olduğunu ifade eden Balkan, “Birinin ona bir şeyler anlatmasına, ikna etmesine çok gerek duyan biri değildi. Yapılacak bir şey varsa yapardı. Kavga etmesi, dövüşmesi gerekiyorsa ederdi. İnsanlara bir şey anlatması gerekiyorsa böyle yaşadığı gibi anlatırdı. Durup duraksamaya önem vermiyordu. Yapalım, ilerleyelim istiyordu. Kafasında her şey netti. Herhalde şehit düştüğü ana kadar böyle yaşadı” diye anlattı.


Etrafındakileri motive ederdi

Eylem için yapılacak şeylerin belli olduğunu ve bunun için de bir şeyin nasıl yapacağını değil, ne zaman yapılacağını söylemenin yeterli olduğunu dile getiren Balkan, birlikte zaman geçirdikleri Eylem’in hayata karşı duruşunu şu sözlerle dile getirdi: “Çoğumuzun durup duraksadığı yerde duraksamaz, bize de kızardı. 'Çok düşünecek bir şey yok' derdi. Eğlenceli ve komik biriydi. Etrafındaki insanların morali düşük olduğunda bunu anlardı. Kendi morali düşük olduğunda da içine kapanmaz, yoldaşlarına sarılırdı. Her zaman etrafındakileri motive etmeye çalışırdı. Onun yanına gittiğinde seni güldürür, cesaretlendirirdi.” 

Balkan, Eylem’in mücadele alanını İstanbul’dan Rojava’ya çevirme kararının etrafındaki insanlar tarafından şaşırtıcı olmadığını söyleyerek, her fotoğrafındaki gülümsemesinde psikolojik olarak da vicdanen de yaptığı şeyin doğru olduğunun farkında olabildiklerini belirtti. 

Balkan, şiir okumayı çok seven Eylem gibilerinin ardından onların mücadelesini şiire dökmek, kitaplaştırmak gerektiğini söyledi. 


Hırsı dilde değil yürekte

Eylem’in ev ve çalışma arkadaşı Ezgi Aydın, Ataş’ın çok paylaşımcı biri olduğunu ve karşısındaki insanları gözeten bir yapıya sahip olduğunu söyledi. Eylem’in yoldaşlık bilincini en üst seviyede yaşayanlardan olduğunu belirten Aydın, Kobanê’de başlayan savaş ile birlikte Eylem'in ana gündeminin orası olduğunu, hırsının dilde değil ne kadar yürekte olduğunu mücadeleye katılarak gösterdiğini söyledi.


En büyük mesajı kadınlara

Eylem’in mücadeleye başka bir ivme kazandırdığını ve kadınlara cüreti nasıl kuşanmak gerektiğini aktardığını belirten Aydın, Ataş'ın "Herkesin omzuna dokunarak giden bir kadın yoldaş" olduğunu söyledi. Aydın, “Eylem en büyük mesajı biz kadınlara verdi. Cizre’ye heyet ile gittiklerinde Eylem orada pankarta 'Kadınlar yangın yerinden yükselen dumandan mesajı aldı, yeryüzü bizim’ diye yazmıştı. Aslında bize verdiği mesaj da bu" diye konuştu.


Yarım kalan hayatını Rojava’da tamamladı’

Kendisi ile Ankara’da Üniversitesi'nde tanışan, Gezi direnişi sürecinde birlikte mücadele eden Jale Tunç ise, Ataş'ın çok güçlü biri olduğunu, küçük şeylerden mutlu olabildiğini ve nerede bir direniş varsa orada yer aldığını paylaştı. Tunç, “Eylem’in burada yarım kaldığını düşünüyorum. Buradaki yarım olan hayatını Rojava’ya giderek tamamlamayı düşündü ve gitti. Orada ben gerçekten nefes alabildiğini düşünüyorum. Nefes almıştır, çünkü görmek istediğini görmüştür. Sürekli orayı düşünüyordu ve bize anlatıyordu. Oradaki insanların nasıl yaşadığını merak ediyordu. Burada o yüzden yarımdı, sürekli aklında orası vardı. Eylem de yarım olan hayatını oraya giderek tamamladı” dedi. 


 DİHA/İSTANBUL