Zaman geçtikçe AKP’nin özünde değişmeyen politikalarına yenileri ekleniyor, durmadan yenileniyor.  Şimdi de yeni bir oyunla karşımızda duruyor; “sokak savaşı” oyununu başlatmak isteyen AKP Hükümeti, topu Demirtaş’a atmak istiyor. Çözüm sürecinde hiçbir adım atmayan hükümet, seçime kadar oyalama politikalarını sürdürmeyi düşünmekte ve kandırmaya çalışmakta.
 Fakat unuttukları bir şey var ki; Kürt halkı artık bu oyunları kabul etmiyor ve sokaklara da bu yüzden çıkıyor.
Binlerce insan siyasi soykırım operasyonlarıyla yeniden zindanlara konuldu ve “sil baştan” dedirtecek tarzda yinelenen asimilasyon politikalarıyla karşı karşıyayız.
Davutoğlu tehditler savurarak, sokaklarda yaşanılacak kayıplardan HDP’nin sorumlu olacağını belirtmişti. Hem öldürecekler hem de kendilerini kapının arkasına saklananlardan sayacaklar! Böyle anayasa mı olur? Olsa da AKP’nin yine şaşırtmayacak ''adaletinden'' olacaktır. AKP Hükümeti, polisinden tutalım yargısına kadar devletin her kurumunu ele geçirmiş durumda. Bu durumu kabul etmeyenler olarak sadece Kürt halkının sesi duyuluyor. Durum böyle olunca da AKP elini sokaklardan çekmiyor.
 Tüm uygulamalarına rağmen kirletemediği Kürdistan sokaklarını da ölüm, kırımla tehdit etmektedir. Gencecik insanlarımızı her gün öldürerek yoluna devam etmek istiyor. Buna hangi vicdan dayanır?
Onlar insanların kanlarıyla kendilerine saraylar kurarken, ülkelerinde yaşanılacak olası savaştan bihaber yaşıyor gibiler. Ya da insanların gözlerini boyayarak yaşamaktalar. Bu şekilde devam ederse aslında kendi sonlarını getireceklerinden haberleri var mı acaba? Yani sokaklarda sadece Kürt halkı olmayacak, ölmeyecek.
 Bu, Türkiye için de büyük bir risk taşımaktadır. Bunun yanında bir savaş çıkması durumunda hiçbir şeyin artık eskisi gibi olmayacağının göstergesidir. Böyle devam ederse olaylar daha da kızışabilir. Tabi olması gereken insanların kendilerini bu şekilde savunmaları olacaktır. Böyle olunca da binlerce insanın ölümü gerçekleşecektir. Türkiye bunu göze alacak mı?
Erdoğan’ın kuklası olan Davutoğlu eskiyi hiç aratmadan yola devam ediyor. Tabi eskisi de, sözüm ona Cumhurbaşkanı ama ülkesinde gündem oluşturmaktan kaçınmayanlardan biri oldu. Türkiye gerçeğinden hiç haberdar değilmiş gibi saraylarından çıkmayan kralları anımsatıyor.
Yakında ülkesi kan revan içinde dağılırken Erdoğan hiçbir şey olmamış gibi devam edebilecek mi? Sarayında, rahat uyuyacak mı?
Zaman öyle bir zaman ki sokakalarda mızıka çalan çocukların yerine, artık kendini savunmak için eline taş alan çocuklar var. Silahlara karşı, taşlar!.. Bu nasıl bir eşitsizlik ve adaletsizlik? Bir zamanlar 16 yaşındaki çocuklarla savaşan F-16 uçakları gibi!
Şimdi değişen ne ki? Değişen; o çocuklar yitip giderken elimizden, geride onların izinde yürüyenler... Çoğalan F-16 uçaklarının insan halleri olacaktır.
Tüm bunların yaşanmaması için İmralı’dan gelen son taslağın hükümetçe kabul görmesi gerekiyor. Seçimlerden önce bir adım atılması, müzakerelerin başlaması süreç açısından oldukça önemli.
 İmralı’dan gelen manifesto, son çözüm yolu gibi gözüküyor. Bu halk ve Önderliği her zaman barıştan, çözümden yana oldu.
 Newroz’da verilen mesaj bugüne hala tek yanlı sürdürmekte ve buna rağmen Kürt halkı barışta ısrar ediyor.
 Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın, İmralı’daki barış çabalarına karşılık vermeyen hükümet, çözüm sürecinden yana olmadığını bir kez daha göstermiştir.
Evet, eski zamanlar da olduğu gibi çocukların sokaklarda mızıka çalabilemesini, oyunlar oynayabilmesini umuyoruz. Yoksa Davutoğlu olacakların vebalini taşıyamayabilir.