Gezi Parkı Direnişi’ne toplumun farkı katmanları kolektif bir ruhla katıldı. Gezi Parkı’nın yerine Topçu Kışlası’nın yapılmasına itirazla başlayan eylem hükümetin baskıcı politikalarına karşı duruşun simgesi haline geldi. İktidarın bütün toplumsal meselelerde olduğu gibi sorunu istediği algıyla yönetmek için başvurduğu yöntemi Gezi Parkı için de kullandı. Direnişin toplumsal desteğini azaltmak için kendine yakın olan sanatçıları kullanan hükümet başarılı olamadı. Sanatı toplum için yapan birçok sanatçı ise başından beri direnişin içinde yer aldı. Direnişin devam ettiği son günlerde Gezi Parkı’nda sanatın farklı alanlarında eserler veren yönetmen Zeki Demirkubuz, oyuncu Zafer Algöz ve müzisyen Mazlum Çimen ile konuştuk.


Bunun adına asi ruh derler

Çarşı Grubu adına konuşan yönetmen Zeki Demirkubuz, Çarşı’yı, Gezi Parkı direnişine itenin itiraz geleneği olduğunu ifade etti. Bu geleneğin Çarşı’nın direnişte öne çıkmasını sağladığını söyleyen Demirkubuz, “İtiraz geleneğine sahip birçok muhalif grup vardır. Ama şerbetliler, sıcak savaş ya da ateş ortasında ortaya çıkar” dedi. “Bunun adına asi ruh derler, bu çocuklar yıllardır bunu dillendiriyor” diyen Demirkubuz şunları kaydetti: “Dışarıdan insanlar bir kaç holiganın itirazı sanıyorlardı. Birçok Beşiktaşlı kendilerini son barikat diye adlandırır. Bu endüstriyel futbola, Beşiktaş’ın bu kadar işbirlikçi ve ikiyüzlü yöneticisine rağmen son barikat dememizin nedeni, bütün takım ve tribünlerin artık düzen yanlısı olması ve bir tek bizim kalmamız anlamında. Sıra bize de gelecek. Kapitalizm her şeyi eritiyor.”

Çarşı otuz senedir yaşıyor

Çarşı’nın farklı görüşlerden insanları barındırmasına rağmen parktaki komüne benzer yaşam şeklini otuz senedir hayata geçirdiğini dile getiren Demirkubuz şunları kaydetti: “İnsanların parkta gördüğü iyi, değerli, insani şeylerin ciddi bir bölümünü -kötü şeylerle birlikte- Çarşı otuz senedir görüyor. Komünler, küçük otonomik hayat biçimleri, bu tip şeylerde hep olurdu. Çarşı grubu belki bu isimle değil, otonomcu bir hayat şeklinde değil belki; ama yıllardır deplasmanlarda, tribünlerde bunu paylaşıyor. Çaylarını, kimin parası yoksa paylaşıyorlar.”

Bütün itirazcılar benzer

Demirkubuz, sokak denilen şeyin, savaş alanlarının iyilik, güzellik, dayanışma ve yardımlaşmanın en üst düzeyde yaşandığı yerler olduğunu vurguladı. Bu duyguyu, en son aralık (2012) ayında Amed’e gittiğinde yaşadığını belirtti. “O gün kentte taş taş üstünde yoktu” diyen Demirkubuz şöyle konuştu: “Biliyordum ne olduğunu, ama çıktım, otelde kalamadım. İstanbul’dan gitmiş bir ünlü yönetmen olarak kendimi güvensiz hissetmedim. Bu ülke bölünecekse vicdanı olanlar ve olmayanlar, insanlıktan nasibini alan ya da almayanlar olarak bölünecektir. Direniş ve itiraz geleneğinin üstü hep örtüldü. İtiraz geleneğinin temeli ahlakidir. Bu anlamda dünyanın bütün itirazcıları birbirine benziyor.”

Gezi Parkı’nda o birlik oluştu

Sinema ve tiyatro oyuncusu Zafer Algöz de, Gezi Parkı direnişine üç beş ağaç yüzünden çıktı diye bakılırsa birikmiş bir sürü sorunun görmezden gelineceğini ifade etti. Demokratik açılım sürecinden yargıdaki reformlara, hapishanelerdeki düşünce suçlularından parasız eğitim isteyen gençlerin içeriye atılmasına kadar bir yığın sorunun olduğunun altını çizen Algöz, bu direnişin tüm bu sorunlara bir tepki olarak konulduğunu aktardı. “Bu memlekette herkes özgürce fikrini beyan edebilmeli” diyen Algöz devamla şunları ifade etti: “Yıllarca hep Kürt, Laz, Çerkez, Alevi ve Sunni’siyle kardeş, birlik olmamız gerek diyen politikacılara diyorum ki, işte Gezi Parkı’nda o birlik oluştu. O zaman gelin bu birliğe sahip çıkın. Gezi parkının yaratmış olduğu atmosfer, isterseniz buraya dünyanın en güzel kışlasını yapın, bu ruhu, bu canlılığı, bu dinamiği hiçbir zaman sağlayamazsınız” dedi.

Gezi’den öncesi ve sonrası

Müzisyen Mazlum Çimen ise buradan en çok muhalefetin ders çıkarması gerektiğini söyledi. “Türkiye’de iktidar, hükümet sorunu yok muhalefet krizi var” diyen Çimen sözlerine şu şekilde devam etti: “İnsanların enerjisini doğru yere kanalize edecek bir muhalefet örgütlemesine ihtiyaç var. Bu hemen olacak bir şey değil, hareketin kendi içinden doğacak bir şeydir. Topçu kışlasını yapmanın acil ihtiyaç nedir? Burası öncesinde Ermeni Mezarlığı ya da ondan önce başkaları vardı. Sorun, toplumsal uzlaşı ve dinamiklerin birarada yaşayabileceği bir atmosferin içine inatla sokulan fişeğe çıkıyor. Geziden önce ve sonra diye bir şey diyebiliyoruz. İnsanlar üzerinden ölü toprağını, korku toprağını attı. Çapul Partisi kurulsa, belediye başkanlığını alır.”


ÖNDER ELALDI