- Sosyalist hareketin, mevcut durumunu nasıl değiştirebileceğini, kitlelerin mücadelesini nasıl geliştirebileceğini ve kendisini kitleler içinde nasıl üretebileceğini tartışarak çözüm araması şarttır. Tutuculuğu aşarak kendisini mutlaka geliştirebilmelidir.
Sosyalist parti ve örgütlerin kitleselleşme sorunu devam ediyor.
En soldaki sosyalist partilerden oluşan kesim, bu durumu kitle bağlarında daralma olarak yorumladığı gibi, nedenini artan faşist saldırılarla izah ediyor.
Sorun basitçe “kitle bağlarında daralma” olarak nitelenemez. Sosyalist hareket, kitlelerden kopmuş ve bağlarını yitirmiş.
Faşizmin saldırıları ve sürek avı, kitlelerden kopmaya yol açan başlıca etkenlerden biri elbette. Ancak kitlelerden kopmuş olmayı ve yeniden kitlelerle bağları güçlendirememeyi sadece bu etkene bağlamak yanlış olmakla kalmıyor, bu anlayış aynı zamanda başta işçi sınıfı olmak üzere kitlelere güvensizliktir.
Dahası devrimci hareketin saldırılara rağmen kitleleri kazanabileceğine özgüvensizliktir.
Faşizmin saldırıları altında da kitle bağları, kaybedilen düzeyde olsun/olmasın, yeniden geliştirilebilir.
Devrimci hareketin en sol bölüğü, şiddetli/şiddetsiz öncü eylem çizgisiyle de kitlelerden koptu. Göreceli kitleselliği olduğu zamanlarda abartılı kitlesellik olarak sanma hatasına düştü, öncü eylem çizgisiyle bu kitleyi daha geniş kitle bağları ve örgütlülüğü sağlamanın aracı yapamadı, yapacak bir çizgi izlemedi.
Kadrosal eylemlerle kitleleri kazanacağı yanılgısını sürdürdü. Faşizme karşı mücadelecilik üzerinden devrimci bir tatmin duygusu yaşadı. Bu çizgi kadro ve sempatizanların kitleler arasında çalışma yeteneğini köreltti. Dahası her somut durum ve alanda kitlelerle bağların, hangi çalışma yöntemleriyle, politikalarla ve taktiklerle, eylem biçimleri ve örgütsel araçlarla geliştirilebileceğini kolektif olarak tartışmadı. Kolektif çözüm aramayla, bu ağır sorunu kavramaya ve çözümler üretmeye gitmedi. Bu tutuculuğunu sürdürüyor.
Bu, elbette sol kendiliğindenciliktir ve kitleleri harekete geçirmede, kazanmada başarısızlık üretir ve üretiyor.
Kitlelerin mücadelesinin yeniden kabaracağı koşullarda, mücadeleci öncülüğe kendiliğinden bir akışın olacağı yanılgısını da taşıyor.
Legal alandaki sosyalist parti ve örgütlerin bir kısmı, kitle çalışması ve mücadelesini anlayış olarak önemsedi, çaba harcadı. Fakat kitlelerden akış zayıf kaldıkça, kitlelere güvensizlik ve özgüvensizlikle çözümler arama kararlılığını gösteremedi, koşullarla uzlaştı.
Diğer bir kesimi ise “sosyalizmin yıkılışı”nın kitlelerden sosyalist harekete akışı zayıflatmasına, gericiliğin kitleler üzerindeki hakim etkisine karşı, mücadele etmenin yol ve yöntemlerini geliştirmeyi sorun yapmadı. Faşizmin saldırılarının kendisine pek az dokunmasının kitle bağlarını korumaya, kitlelerden akış elde etmeye yeterli olacağını sandı. Kadro ve sempatizanlarının, kitleleri kazanmanın yol ve yöntemlerini geliştirmeleri yönünde dinamizm yitirmelerine, varolan yeteneklerini kaybetmelerine yolaçtı. Bu dinamizm ve yeteneği yükseltme yerine, sosyal demokrasiyle ittifaka bel bağlama zaafına düştü.
Elbette “sosyalizmin yıkılışı”nın, dünya ve ülke gericiliğinin ve onyıllardır yükseltilen Kürt düşmanlığının etkileri, kitleleri mücadeleden, sosyalist hareketten uzak tutuyor. Fakat bu etkenlere rağmen, işçi sınıfı ve diğer ezilen kesimlerin kitle eylemleri, inişli-çıkışlı, bazen yaygınlaşan, bazen durağanlaşan, uzun aralıklarla da olsa bazen antifaşist militan büyük kitlesel başkaldırılar biçiminde sürüyor.
İşçi sınıfı başta olmak üzere kitleler içinde çalışmayı yoğunlaştırma, her somut duruma, yere ve döneme göre politikalar, taktikler ve çalışma yöntemleri geliştirme, güncel ve etkili taleplerle kitlelerin eylemlerini geliştirme, kitlelerin kendi deneyimleriyle sosyalist parti ve örgütlere güvenmelerini, onların önerilerinin ve hedeflerinin doğruluğuna inanmalarını sağlama yoluyla, kitle bağları ve devrimci harekete akış sağlanabilirdi, sağlanır.
Faşizmin saldırılarına rağmen kitlelerle kopmaz bağlara sahip öncü olmak gerektiği kararlılığıyla bu bağlar yeniden yeniden üretilebilir.
Sonuçta kitlelerin yeni yeni kesimlerinin mücadeleye seferber edilmeleri, sosyalist parti ve örgütlerin kendilerini kitle çalışması ve mücadeleleri içinde üretmeleri, kadro ve sempatizanların mücadelede kararlılığını geliştiren temel etkenlerdir. Bu etkenleri başarıyla gerçekleştirmeyle kadro ve sempatizanların çalışma ve mücadele dinamizmi yükseltilebilir, kitle çalışması ve eylemlerini örgütleyebilme yetenekleri geliştirilebilir.
Sosyalist hareketin, mevcut durumunu nasıl değiştirebileceğini, kitlelerin mücadelesini nasıl geliştirebileceğini ve kendisini kitleler içinde nasıl üretebileceğini tartışarak, kolektif çözüm araması şarttır. Tutuculuğu aşarak kendisini mutlaka geliştirebilmelidir.