- Demokratik siyasetin olmazsa olmazı; toplum ve toplulukların meşru temel talepleri mücadelesinde söz, karar ve inisiyatif sahibi olmasını sağlamaktır.
PKK’nin silahlı şiddet stratejisinden demokratik siyaset stratejisine evrilme kararı aldığı kongrenin üzerinden bir yıl geçti. Bu bir yıllık sürede devletin istenilen yasal ve anayasal adımları atmaması, işi yokuşa sürmesi, zamana yayarak çürütmek istiyor olmasının asıl nedeni; Kürt ve Kürdistan karşıtı stratejisidir. Bununla birlikte demokratik siyasal alanında bulunan bizlerin sürecin ruhuna uygun bir mücadeleyi yürütmemiş olmamızda nedenlerden biridir. Buradan hareketle demokratik siyasetten ne anlıyoruz sorusu can alıcı olup, üzerinde ne kadar çok konuşur ve yazarsak yerinde olur diye düşünüyorum.
Kısaca ifade etmek istersek demokratik siyaset; toplumun, demokratik konfederal ilişki esasıyla kendisini sivil ve demokratik tarzda örgütlemesi ve politik süreçlerin öznesi olmasının siyasetidir. Egemenden ve elit siyasetten beklemek yerine, politik süreçlerin yürütücüsü olmaktan ileri gelen gücüyle devlet ve iktidarları değişime zorlayan siyaset tarzıdır. Dolayısıyla demokratik siyasetin olmazsa olmaz altın kuralı; toplum ve toplulukların meşru temel talepleri mücadelesinde söz, karar ve inisiyatif sahibi olmasını sağlamanın sanatıdır. Demokratik siyaset; Kürdistan’da DTK üzerinden Türkiye’de de HDK üzerinden kendisini toplumsallaştırırsa siyasal, toplumsal ve ekonomik sorunların çözümü ve demokratik toplumun inşası mümkün olur. Yerellik ve yerindelik ilkesine bağlı olarak demokratik siyaset; az devlet, çok toplumsallığı esas alır. Toplumu ve parçası olduğu eko-sistemin sürdürülebilirliğini esas alan demokratik siyaset; demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü paradigmanın değerleri ekseninde itiraz eden, direnen ve mücadele eden siyaset tarzıdır.
Bu temelde demokratik siyaset;
* Halkların ve toplumun kendi öz örgütlülüğü ile politikada ve politik süreçlerde özne olmasının siyasetidir. Siyaseti devletin ideolojik aygıtı konumundan çıkarmayı amaçlar. Toplumun bilinçli özgür eylemselliğini esas alır. Demokratik siyaset; toplumun öz gücüne dayanarak kendisine sahip çıkma, kendisini koruma, konuşturma, özgür kılma ve özgürce geliştirmenin mücadele sanatıdır. Demokratik siyaset; anacıl toplumun ahlâki ve politik değerlerini halklar ve toplumla buluşturmanın siyaseti olduğundan kendisini toplum kurtarıcılığı üzerinden tanımlamaz. Devrimle devlet aygıtını ele geçirerek özgürlüğü ve eşitliği gerçekleştireceğini savunan iktidarcı anlayışa karşın, iktidara bulaşmaz, hiyerarşi dışı demokratik toplumu savunur. Devleti, özgürlüğü elde etmenin zemini olarak görmez. Özgürlüğe el koyan olduğu için devletle mücadele içinde olur, toplumu ve onun öz gücünü esas alır. Toplumun komün, meclisler, konseyler, siyasi partiler, STÖ, DKÖ, sendikalar, oda ve meslek kurumları aracılığıyla politik süreçlerin öznesi olmasını savunur; her zaman toplum dinamiklerinin mücadelesinde safını tutar.
* Toplumun tarihi direnişçi geleneği üzerinden yükselir. Anacıl toplumun ahlâki ve politik değerlerini savunan, bu değerleri kendisinden sonraki insan toplumsallığına taşıyan bilgeler, ozanlar, evliya ve peygamberler demokratik siyasetin yol yürütücüleri olmuşlardır. Yol yürütücülerinin komünal, demokratik ve kadın özgürlükçü mücadele deneyim ve birikimleri bizim mücadelemiz için önemli tarihi hafızadır. Toplumun söz, karar ve yetki sahibi olması anlamına geldiği için temsili elit siyasetten tamamen farklıdır. Elit siyaset erildir, devletçidir. İktidarcı elitist olduğu için dar kalıpçı, statükocu, dogmatik ve antidemokratiktir. Çözüm üretmez. Siyasal ve toplumsal istikrarı sağlama gücünden uzak, çözümsüzlüğü ve çaresizliği sürekli üretir.
* Toplumun demokratik kültürünü ve bilincini esas alır. İnsanın kök hücresi evrensel değerlerinin kültürel kodlarından beslenir. Bu temelde hiyerarşi karşıtıdır. Egemenlikçi sistemi reddeden eşitlikçi ve özgürlükçü olma karakterinin siyasetidir. Bu temelde başta kadınlar ve gençler olmak üzere toplum dinamiklerinin kendi meclislerinde eşit ve özgür yurttaşlar olarak politik süreçlere dâhil oldukları siyasettir. Genelde devletçi iktidarcı sistemde, özelde de ulus devletçi sistemde siyaset, iktidara ve devlete hizmet ettiği için tekçi, dar, statükocu ve antidemokratiktir. Kamu yararı gözetmez, kamuyu devletten ibaret görür ve bu anlayış esasıyla devleti kutsar elit siyaset. Buna karşın demokratik siyaset; kamu yararının, toplumun kendi kendisini yönetmesiyle mümkün olacağının siyasal programına sahipti.
* Küçültülmüş devlet, çoğaltılmış toplumu esas alır. 'Çokluk içinde birlik' ilkesiyle birinci ve ikinci doğaya yaklaşır. Birinci ve ikinci doğada her şeyin özgün ve özerk olduğuna inanır. Özgün ve özerk parçaların dinamizmiyle bütünün oluştuğunu savunduğundan, toplumsal ekolojiyi ya da başka bir ifadeyle ekolojist demokrasiyi savunur.
* Devletin ve iktidar bloklarının küçültülmesi amacıyla adem-i merkeziyetçi bölgesel ve yerel demokrasiyi tabandan inşa etmenin siyasetidir. Bu amaç doğrultusunda hizmetin bireye ve yerele en yakın birim tarafından yerine getirilmesi (Yerellik, Yerindelik) ilkesini savunur. Her tür çalışma ve hizmet üretiminin odağına eko-sistemi ve insan toplumsallığını alır. Güç ve erkin merkezileşmesi yerine, topluma yatay dağıtılması (egemenliğin paylaşılması) ilkesiyle hareket eder. Hizmetin üretilmesi ve yürütülmesinde olduğu kadar bütçenin hazırlanması süreçlerinde de katılımcılık (demokratik katılımcılık) ilkesi, demokratik siyasetin en temel ilkelerindendir. Her tür siyasal faaliyet ve çalışmalarda söz, yetki ve karar yerelde yaşayanlarındır ilkesiyle toplum dinamiklerine yaklaşır. Komün, meclis ve kongrelerde örgütlü toplum kesimlerinin politik süreçlerin öznesi olması, demokratik siyasetin en temel yaklaşımı olup günümüz kaos aralığından çıkışın fırsatını verir.