• Sol Partili Elif Eralp, Berlin eyalet seçimlerini yüzde 25’in üzerinde oyla ilk sırada tamamladı ve merkez sağ koalisyon iktidardan düştü. Eralp, konut krizine yönelik olarak kira artışlarını sınırlayacak bir "kira tavanı" getirmeyi hedefliyor.
  • Mecklenburg-Vorpommern'de ise aşırı sağcı AfD, yarışı kazandı. Başbakanı Merz'in partisi CDU, barajı aşamayarak tarihinde ilk kez bir eyalet meclisine giremedi. Merz, “felakete” rağmen görevde kalacağını belirtti.

 

Berlin'de 20 Eylül’de yapılan seçimlerde Elif Eralp, Sol Parti'yi (Die Linke) yüzde 24,5 ile zafere taşıdı. Zaferin ardından halka seslenen Elif Eralp, “Bugünden itibaren Berlin’i birlikte değiştireceğiz ve daha iyi bir yer haline getireceğiz” dedi. Eralp’in önceliği başkentte özellikle uygun fiyatlı konutlar oluşturmak.

Partisine desteği için, seçmenlere ise oyları için teşekkür eden Eralp, seçmenlerin onurlu bir şekilde yaşayabileceği “daha iyi, yaşanabilir bir Berlin” umuduna sahip olduklarını gösterdiklerini belirtti.

Eralp, sözlerini, “Şehrimizde sevgi ve adalet, nefrete karşı galip geldi. Bunu bugün hep birlikte gösterdik ve bu mesaj tüm dünyaya yayılıyor” diye sürdürdü.

Sol Parti’nin en yakın rakibi, Stefan Evert’ı aday gösteren Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) oldu. CDU yüzde 19 oyla ikinci sırada kaldı. Üçüncü sırayı ise yüzde 16 oy alan aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) aldı. AfD böylece 2023’te yapılan bir önceki seçime kıyasla oy oranını yaklaşık 7 puan artırdı. Sol Parti de önceki seçime göre önemli bir yükseliş kaydetti ve oylarını 12 puandan fazla artırdı. CDU ise Berlin’de yaklaşık 9 puanlık oy kaybı yaşadı.

Konut krizi ve kiraları gündeme aldı

Berlin'de Sol Parti'nin kampanyasının merkezinde konut krizi ve uygun fiyatlı kiralar vardı. Eralp, konut krizine yönelik olarak kira artışlarını sınırlayacak bir "kira tavanı" getirmeyi hedefliyor. Özel konut piyasasında ise uygun fiyatlı konutların artırılmasını ve yüksek kiralarla mücadele edecek özel bir birim kurulmasını planlıyor. Sol Parti'nin en dikkat çeken hedeflerinden birisi ise büyük emlak şirketlerinin elindeki konutların kamusallaştırılması. Eralp, ARD'ye verdiği demeçte, "Sol Parti iktidara gelirse, sosyalizasyon olacak. Bunu söyledim ve arkasındayım" dedi.

Ancak Sol Parti'nin başarısına rağmen, SPD'nin adayı Steffen Krach, büyük gayrimenkul şirketlerinin kamulaştırılmasını beklemediğini söyledi ve ekledi: "Sonuçta bunun işe yaramayacağından çok eminim.”

Eralp, kampanya sırasında New York'taki sol görüşlü Demokrat Zohran Mamdani'nin belediye başkanlığı seçimindeki başarısına da atıfta bulunmuştu. Eralp, Mamdani'nin New York'ta kazanmasının ardından "Sol görüşlü bir aday New York'ta kazanabiliyorsa, bunun Berlin'de gerçekleşmemesi için hiçbir neden yok" demişti.

Nasıl bir hükümet kurulacak?

Sol Parti, Doğu Almanya'nın eski iktidar partisi SED'nin (Almanya Sosyalist Birlik Partisi) halefi konumunda. Berlin Duvarı'nın yıkılmasının ardından SED, bazı malvarlıklarını ve kadrolarını koruyarak önce Demokratik Sosyalizm Partisi (PDS) adını aldı. Daha sonra bugünkü adı olan Sol Parti'yi benimsedi.

Seçim zaferi, partiyi şimdi hükümet kurma konusunda zorlu bir görevin beklediği anlamına geliyor. Ancak Sol Parti'nin hükümet kurabilmesi için SPD ve Yeşillerle anlaşması gerekiyor. Her iki parti de Sol ile koalisyon ihtimalini tamamen dışlamasa da antisemitizm konusundaki tutumu bir koşul olarak öne çıkarıyor. SPD'nin birinci sıra adayı Steffen Krach, seçimden önce Berlin Yahudi Cemaati'nin düzenlediği bir etkinlikte, "Eğer antisemitik olaylar yaşanırsa iş biter. Bu kadar basit" demişti. Yeşiller de kendi koşulunu net biçimde ortaya koymuş durumda. Birinci sıra adayı Werner Graf, partisinin antisemitizme karşı açık bir tavır içermeyen hiçbir koalisyon anlaşmasını imzalamayacağını söyledi.

Eralp ise Sol Parti'nin büyük çoğunluğunun Yahudi yaşamını korumaktan yana olduğunu belirterek antisemitizmin toplumun genelinde görülen bir sorun olduğunu ve Sol içinde de bulunduğunu söyledi. Ayrıca Yahudi, Filistinli ve Müslüman toplulukların korunması gerektiğini belirtti. Öte yandan Sol Parti, Cuma günü yapılacak parti konferansında ön görüşmelere girip girmeme konusunda karar vereceğini açıkladı.

55 bin 400 genç oy kullandı

Bu arada yaklaşık 3 milyon 700 bin nüfuslu Berlin'deki eyalet seçimlerinde 2 milyon 500 bin seçmen oy kullandı. 2023’te Berlin Anayasası'nda yapılan değişiklikle oy kullanma hakkı 18'den 16'ya düşürüldü. Aşırı sağcı AfD'nin karşı çıktığı bu değişikliğe CDU, SPD, Yeşiller ve Sol Parti gençlerin siyasi karar alma süreçlerini katılımını daha erken yaşlarda sağlayarak demokrasiyi güçlendirmek hedefiyle destek vermişti. Bu değişiklik, 16-18 yaş aralığındaki yaklaşık 55 bin 400 gence sandığa giderek oyunu kullanma fırsatı sağladı.

Merz’e tarihi şok

Mecklenburg-Vorpommern'de ise aşırı sağcı AfD yüzde 38 oyla birinci oldu ama tek başına hükümeti kuracak çoğunluğu elde edemedi. AfD, Mecklenburg-Vorpommern'de önde ancak diğer partiler bu parti ile işbirliği yapmayı reddettiği için iktidara gelmesi pek olası görünmüyor. Eyalette halen görevde olan Sosyal Demokrat Parti'nin (SPD) bir koalisyon kurarak hükümeti devam ettirmesi muhtemel.

Her iki eyalette en büyük hayal kırıklığını yaşayan ise Almanya Başbakanı Friedrich Merz'in partisi Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) oldu. CDU,  Mecklenburg-Vorpommern'de oyların yüzde 4,9'unu alarak, yüzde 5'lik seçim barajını aşamadı. Böylece parti 81 yıllık tarihinde ilk kez bir eyalet meclisine giremedi.

CDU, Berlin'de ise Sol Parti'nin ardından yüzde 18,8'le ikinci sırada yer aldı ama 2023 yılındaki seçime kıyasla yüzde 9,5'lik bir kayıp yaşadı. Bu sonuçlar Başbakan Merz ve CDU için hem ulusal hem de uluslararası açıdan yeni bir darbe anlamına geliyor. Seçim sonrası yaptığı açıklamada görevine devam edeceği mesajı veren Merz'i başkentte zor günler bekliyor.

“Felakete” rağmen koltuğu bırakmıyor

Merz, Pazar akşamı ilk seçim sonuçlarının açıklanmasından yalnızca birkaç dakika sonra kameralar karşısına çıktı ve partisinin aldığı sonuçları değerlendirdi. "Mecklenburg-Vorpommern'deki sonucu güzelleştiremeyiz, bu bir felaket" diyen Merz, Berlin'deki ağır oy kaybına ilişkin ise "makul bir sonuç" nitelemesini yaptı.

Merz, bu sonucu partisi için "bir felaket" olarak nitelendirdi ve sorumluluğu üstlendiğini söyledi. "Şu anda yapılması gerekenler, cesaret, kararlılık ve sabır gerektiriyor. Bunu CDU parti başkanı olarak ve her şeyden önce ülkemizin başbakanı olarak göstereceğim” dedi.  Merz, bu reformları, topluma nüfuz eden "otoriter zehrin panzehiri" olacağını söyledi.

Bundan iki hafta önce Saksonya-Anhalt eyaletinde yapılan seçimlerde CDU'nun oyları yarı yarıya azalmış ve AfD büyük bir zafer kazanmıştı. Merz, o yenilgiden sonra yaptığı açıklamaları tekrarlayarak Pazar günü gazetecilere reform gündemine devam edeceğini söyledi. "Reformlar şart. Bu sorumluluğu üstleniyorum çünkü ülkemizi ileriye taşımak istiyorum" dedi. HABER MERKEZİ

***

foto:AFP

Merz nasıl görevden alınabilir?

Başbakan Friedrich Merz, düşük destek oranları ve hatta görev süresi ortasında "başbakan değişikliği" talepleriyle artan baskı altında. Berlin'de son günlerin en çok tartışılan konusu Merz'in görevde kalmayı başarıp başaramayacağı. İki eyalette yaşadığı yenilginin ardından Merz'in Hristiyan Birlik partileri (CDU/CSU) ve Sosyal Demokrat Parti'den (SPD) oluşan koalisyon hükümetinde sahip olduğu destek sorgulanmaya başladı.

Ancak tüm baskılara rağmen Merz hala Başbakan. Peki, Almanya'da başbakanın değişmesi mümkün mü? Alman Anayasası, başbakana güçlü bir yetki veriyor ve başbakanları koltuklarından indirmek o kadar da kolay değil.

Merz'i kamuoyu baskısı ve siyasi baskı ile istifaya zorlamak ilk seçenek. Merz kendi rızasıyla istifa ettiği takdirde bu, koalisyonun sonu anlamına gelmek zorunda değil. Yeni başbakan seçmek için parlamentoda sadece oturumda bulunanların değil, tüm milletvekillerinin mutlak çoğunluğu gerekiyor.

Bir başka yol ise koalisyonun dağılması ya da bir başbakan kendi partisinin desteğini kaybetmesi durumunda "yapıcı güvensizlik oylaması" aracının devreye girmesi. Bu şu anlama geliyor: Parlamento çoğunlukla başbakana güvensizliğini bildirir ama aynı zamanda onun yerine geçecek bir isim belirlemek zorunda.

Almanya'da parlamento siyasi kriz durumunda kendini feshedip erken seçime gidemez. Bunu dolaylı olarak yine sadece başbakan yapabilir: Güven oylaması isteyebilir ve milletvekillerinden hükümet çalışmalarına güvenmeye devam etmelerini talep edebilir. Merz, şu anda güven oylaması istemenin bir anlamı olmadığını hâlihazırda açıkladı. Ancak bir başbakan güven oylamasını kaybederse parlamentonun feshedilmesine ve erken seçime gidilmesine vesile olabilir. Parlamentodaki yenilginin ardından başbakan, cumhurbaşkanından meclisi feshetmesini ve erken seçim ilan etmesini isteyebilir.

***

Elif Eralp kimdir?

Berlin’de zafer kazanan Elif Eralp 1981’de Münih’te doğdu. Ailesi, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından Türkiye’den Almanya’ya iltica eden sosyalist ve sendikacı bir aileydi. Eralp’in babası doktor, annesi ise meslek öğretmeniydi. Aile daha sonra Dortmund ve Hamburg’da yaşadı.

Eralp, Hamburg Üniversitesi’nde hukuk eğitimi aldı. 2001-2007 arasında hukuk okudu, kriminoloji alanında uzmanlaştı. 2007-2009 arasında hukuk stajını tamamladı ve 2009’da ikinci hukuk devlet sınavını verdi. Staj döneminde göç ve iltica hukuku alanında da çalıştı.

Eralp kendi biyografisinde siyasetin hayatına çok erken girdiğini anlatıyor. 10 yaşındayken ailesinin kiralık evinin garajında arkadaşlarıyla bir “çevre kulübü” kurduğunu, daha sonra Hamburg’daki nükleer enerji karşıtı harekete katıldığını belirtiyor. Berlin’de ise özellikle ırkçılık, göçmenlerin hakları, konut ve kentsel dönüşüm konularında çalıştı.

2010’da Hamburg’dan Berlin’e taşındı. Aynı yıl Sol Parti Federal Meclis Grubu’nda hukuk politikaları danışmanı olarak çalışmaya başladı. 2017’de partiye üye oldu. 2018-2023 arasında Berlin parti yönetiminde yer aldı.

4 Kasım 2021’den beri Berlin Eyalet Meclisi milletvekili. 2023’teki tekrar seçiminde kendi seçim bölgesinde yüzde 27,1 birinci oy aldı ve Sol Parti’nin eyalet listesindeki yedinci sıradan meclise girdi. 2024’ten itibaren Sol Parti Meclis Grubu Başkan Yardımcısı, Mayıs 2025’ten itibaren ise Berlin Sol Parti’nin başkan yardımcısı oldu. Mecliste özellikle entegrasyon, kadın ve eşitlik politikaları, çeşitlilik ve ayrımcılıkla mücadele alanlarında görev yapıyor.