
Almanya'daki Kürtler son dönemlerde Sol Parti'ye yönelik eleştirileri biraz daha açık ve yüksek tonda yapmaya başladı. Özellikle Sol Parti'de "nasıl olsa Kürtler bize oy veriyor, çok bir şey de yapmak gerekmiyor" şeklindeki düşünce eleştiri konusu oldu. Ayrıca Sol Parti'nin PKK yasağının kaldırılması ve bu yasaktan dayanığına alarak Kürtler ile kurumlarına karşı sistematik bir şekilde sürdürülen kriminilizasyon politikalarına karşı net bir çıkış göstermemesi parti yönetimine yönelik gelişen tepkilerin en büyük nedenlerinden. Sol Parti, Kürtlerin örgütlenme özgürlüğü önündeki engellerin tamamen ortadan kaldırılması yönünde yeterince çaba göstermediği eleştirilerine de hedef oluyor. Almanya'daki en örgütlü göçmen topluluğu olarak tanımlanan ve 250 bin seçmen potansiyeli bulunan Kürtler, Sol Parti'den Kürt sorununun siyasi çözümü, PKK yasağının kaldırılması ve Kürtlerin örgütlenme özgürlüğü önündeki engellerin tamamen kaldırılması ile Rojava'daki Kürtlerin statü mücadelesinin desteklenmesi konusunda daha aktif bir politika yürütmesini bekliyor.
Özdemir ile Aken'e sorduk
Tüm bu konuları Sol Parti'nin iki milletvekiliyle konuştuk.
Bu seçimde yeniden aday olan ve aynı zamanda Sol Parti’nin Meclis Grubu Dış Politika sözcüsü görevini sürdüren Jan van Aken, "Biz sürekli Kürt kurumlarıyla görüşme halindeyiz ve Kürtlerle ilgili gelişmeleri yakından takip ediyoruz" derken, Hamburg Eyalet Parlamentosu Sol Parti Milletvekili Cansu Özdemir aksini düşünüyor ve "Kürtlerin eleştirilerini yerinde buluyorum" diyor.
Aken eleştirilere katılmıyor
Sol Parti'nin birinci sıradan aday gösterdiği Jan van Aken, 22 Eylül'de yapılacak seçimlerde yeniden Parlamento'ya gidebilmek için Hamburg'ta propaganda çalışmalarını sürdürüyor. Eleştirileri ilettiğimiz Aken, Kürt kurumlarıyla sürekli görüş alışverişinde bulunduklarını söylüyor.
"Kürtlerle ve kurumlarıyla ilişkileriniz nasıl? Sol Parti ile Kürtler arasında bir ittifaktan söz edilebilir mi?" sorusuna Aken'in yanıtı, "Parti Merkez Yönetim Kurulu üyesi olarak ben enternasyonalizmden sorumluyum. Görevim doğrultusunda sürekli YEK-KOM ve Civaka Azad yetkilileriyle görüşüyorum. Aynı şekilde geçen ay Kürt Yüksek Konseyi Başkanı'yla Berlin'de bir görüşme yaptık. En son 2011 yılında TSK'nin Kürt gerillalara karşı kimyasal silah kullandığı iddiasını araştırmak üzere Kuzey Kürdistan'a gitmiştim. İlkbaharda Rojava'ya gitmek istiyorum. Parti olarak Halepçe olayının, soykırım olarak kabul edilmesi için Meclis'te bir başvuru yapmıştık. Yani biz Kürt kurumlarıyla sürekli temas halindeyiz ve Sol Parti olarak bu konuda duruş sahibi olmak için birçok tartışma yürüttük" oldu.
'Rojava ile yakından ilgiliyiz'
"Rojava'daki gelişmelerden Sol Parti ne kadar haberdar?" sorusuna ise Jan van Aken, "Gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Zaten parti olarak Suriye'ye karşı olası bir müdahaleyi kesinlikle reddediyoruz. Uluslararası bir konferans yapılır ve çözüm görüşmeleri olursa buna mutlaka Kürtlerin de katılması gerektiğini düşünüyoruz" yanıtını verdi.
'Muhalefette de kimyasal olabilir'
Aynı zamanda kimyasal silah uzmanı ve eski BM denetçisi olan Jan van Aken'e Suriye'deki gelişmeleri de sorduk. "Esad rejimi sivillere karşı kimyasal silah kullandı" iddiasıyla ABD ile Fransa'nın Suriye'ye yönelik askeri harekat hazırlığında olduğu bir dönemde Sol Parti gelişmeleri nasıl yorumluyor diye öğrenmek istedik. Aken ise "Esad'ın kimyasal silahlara sahip olduğu bilinmektedir, bu tartışılmaz. Ancak Suriye'deki muhalefetin elinde kimyasal silahın var olması olasılığı da yüksek. Ben görevim gereği dünyadaki silah ticareti konusunda birçok araştırma yaptım. Aynı şekilde Suriye'deki kimyasal silahların kaynağını bulmaya çalıştım. Almanya'da herhangi bir bulguya rastlamadım. Çünkü bu silahlar mesela tarımda legal bir şekilde kullanılan malzemelerden üretiliyor. Türkiye'nin Kimyasal Silah Anlaşması'nı ihlal ettiği ispatlanmıştır fakat Suriye'deki durum daha karışık" dedi.
Muhaliflerde Alman silahı var
"Neden daha karışık diye" sorduğumuzda Aken'den Almanya'nın savaştaki rolüne dikkat çeken bir yanıt aldık: "Suriye'de sadece kimyasal silahlar kullanılmıyor, son günlerde muhalefetin elinde Almanya menşeili silahların olduğunu kanıtlayan görüntüler ortaya çıktı. Almanya, Suriye'ye doğrudan silah göndermiyor ama başka ülkeler üzerinden Alman yapımı silahlar Suriye'ye ulaşıyor."
Silahı en çok Katar alıyor
Milletveki Aken daha önce Meclis'e Almanya'nın silah satışı bilançosu ile ilgili soru önergesi vermişti. Önergeye yanıt veren Federal Ekonomi Bakanlığı'nın verilerine göre, Almanya'da yılın ilk altı ayında yapılan silah satışının hacmi 800 milyon Euro'yu geçti. Silah satışı yapılan bu 6 ülke, Bahreyn, Kuveyt, Umman, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri. Bunlar arasında Almanya'dan en fazla silah satın alan ülke 635 milyon Euro ile Suriye'deki muhalefete destek veren Katar. Medyada yer alan haberlere göre Katar, Almanya'dan 62 adet "Leopard 2" ana muharebe tankı ve 24 adet obüs satın aldı. Ancak satılan silahların niteliği ve tam olarak miktarını öğrenmek için hükümetin gelecek yıl sunacağı raporu beklemek gerekecek.
Suriye'de çözüm müzakerede
Aken'e son olarak "Suriye'de iç savaş nasıl sona erer?" diye sorduk. Aken de "Biz baştan beri Suriye'de savaşa hayır diyoruz ve olası bir askeri harekata da karşı çıkıyoruz. Türkiye'deki Patriotlar ile Alman askeri birliği derhal geri çekilmeli. Ancak Suriye'de savaşan tüm kesimlerin katılacağı uluslararası müzakerelerin yapılması ve bölgeye silah sevkiyatının derhal durdurulması Suriye'deki iç savaşı sonlandırabilir" diyerek, partisinin Suriye'de savaştan tüm tarafları ABD ile Rusya'nın garantörlüğünde masaya oturtmayı hedefleyen ve aylardır bir türlü toplanamayan Cenevre Konferansı'nın bir an önce toplanmasından yana olduğunu bir kez daha yineledi.
Özdemir: Eleştiriler ayna tutar
Hamburg Eyalet Parlamentosu Sol Parti Milletvekili Cansu Özdemir ise Kürtlerin eleştirilerini haklı bulduğunu belirtiyor. Cansu Özdemir, bu konudaki düşüncesini şöyle özetledi: "Sonuçta bu eleştiriler önümüze bir ayna koyar ve eksikliklerimizi görmemizi sağlar. Sol Parti ezilenlere, barış ve demokrasi mücadelesi verenlere kapısını açık tutmuştur. Savaşlara, sömürgecilere ve ezen güçlere karşı çıkmıştır. Sol Parti, neoliberal partilerin peşinden gitmedi. Ezilenlerle devamlı bir dayanışma içinde olmuştur. Ancak Kürdistan ve Kürtler denilince ortak bir pozisyon geliştirmede başarılı olmadı bu zamana kadar."
‘İletişimi çalışma grubu sağlayacak'
Ortaklaşamamanın farklı nedenleri olduğunu ve bu sorunu giderme noktasında çeşitli çözüm yöntemleri üzerinde yoğunlaştıklarını anlatan Milletvekili Özdemir, "Ortaklaşamama bazen dezenformasyon, bazen de ortak bir pozisyon oluşturamamaktan kaynaklandı. Son olarak Gezi Parkı Direnişi ile Rojava'da yaşanan katliamda da bunun eksikliğini gördük. Bu nedenle Sol Parti bünyesinde bir çalışma grubu kurduk. Bu eksiklikleri gidermek istiyoruz. Gerek Kürt sorunu olsun gerek ise Türkiye'nin demokratikleşme sorunları, istediğimiz kadarı ile dile getirilmiyor. Bu yüzden de yeterince tartışılmıyor ve sağlıklı ele alınmıyor. 'Türkiye'ye Demokrasi ve Kürdistan'a Barış' adlı çalışma grubumuz, artık daha net duruş sağlayacak. Sol Parti üyelerini bilgilendirecek ve sağlıklı bir şekilde ele alınmasını hedefleyecek" dedi.
'Eksiklikleri birlikte giderelim'
Cansu Özdemir, Sol Parti'nin henüz 6 yıllık bir parti olduğuna dikkat çekerek, "Sol Parti 2007'de kuruldu, yani yeni bir partidir. Gelecek yıllarda değişiklikler, yeni gelişmeler olacaktır. Ama bu değişim için aktif çalışan gençlere ve kadınlara ihtiyacımız var. Eksiklikleri birlikte giderelim. Sol Parti'nin güçlü bir şekilde bu seçimlerde Federal Meclis'e girmesini çok önemli buluyorum. Şu anda Kürtlerin yanında olan tek parti Sol Parti'dir. Eğer Suriye'ye dışarıdan bir müdahale olursa, tek karşı çıkan parti yine Sol Parti olur. Sol Parti, Kürtler, demokratlar ve barış isteyen kesimlerle birlikte hareket edecektir. Savaşa karşı protestolarımız ortak ve güçlü olsun. Güçlü bir şekilde savaşa karşı çıkalım" çağrısında bulundu.
M.ZAHİT EKİNCİ/HAMBURG