
* Ortaya çıkan gerçekleri, öfkelenerek örtbas etme, bertaraf etme çabasıdır.
* Eleştiriye, farklılığa tahammül edememek üzerine kurulu bir durumları var.
* Üstelik son dönemde yolsuzluk iddiaları ile ortaya çıkan muhtemelen ciddi kaygılar da var.
Soma gerçeği Erdoğan'ı ürküttü
Yolsuzluk iddiaları (Yüce Divan'da yargılanabilirim) ve ardından gelişen olayların, şimdi de ortaya çıkan gerçeklerin, hükümetin kaygı katmanını oldukça arttırdığını belirten Prof. Paker, özellikle Soma'da ortaya çıkan gerçeklerin Başbakan Erdoğan'ı çok ürküttüğünü söyledi. Prof. Paker şöyle detaylandırdı: "Oraya gittiğinde bir gerçekle yüzleşti. Başbakan bu kadar direk olarak 'Başbakan istifa' seslerine, protesto edilmeye ve bu sesler arasında yürümeye alışık değil. Başbakan'ın zaten kolay öfkelenen, kolay azarlayabilen, kolay farklılığa tahammül edemeyen biri olduğunu biliyorduk. Ama Soma'da çok çıplak bir gerçek ortaya çıktı. Çarpıtılmaya, dönüştürülmeye müsait olmayan bir durum söz konusu. 301 kişi öldü bu katliamda. Bu ne söylerseniz söyleyin kazaydı, faciaydı deyip geçiştirebileceğiniz bir şey değil. Bunun arkasında bir sürü ihmaldi, denetimsizlikti burada bir çocuğun bile anlayabileceği bir ihmaller zinciri söz konusu. Soma'daki gerçeklerin AKP'yi çarpması ile ortaya çıkan duygu durumu, bu öfkenin nedeni aslında. 'Yaraları saracağım' ruh hali ile gitti ancak gittiğinde karşılaştığı tepkiler onun beklediği tepki değildi. Bu nedenle de kimyası bozuldu. Destek gördüğünü düşündüğü bir bölgeydi. Soma ile ortaya çıkan gerçekler Başbakan'ın algılarının, ezberinin kısa devre yapmasına neden oldu."
Cezai ehliyeti henüz var
Başbakan Erdoğan'ın kişisel ruh hali meselesini konuşmayı, hele patalojik kavramlar kullanmayı istemeyen Prof. Paker, cezai ehliyetini yitirecek kadar ruhsal sorun taşıyan biri olmayan Erdoğan'ın her sözünün ve her davranışın sorumluluğunu alabileceğini, dolayısıyla politik alanda konuşmak için yeterli olduğunu söyledi. "Eğer cezai ehliyetini yitirmiş olduğunu düşünseydik, başka alanda konuşurduk" diyen Prof. Paker, tarzı ve kişisel özellikleri üzerine analizler yapılabileceğini kaydetti.
Gerçek kimliğinin ortaya çıkması
Türk Başbakan'ın düşünülmüş taşınılmış değil de spontane tepki vermesi gerekirse gerçek kimliğinin ortaya çıktığını hatırlatan Prof. Paker, "Önceden hazırlanmış düşünülmüş taşınılmış bir metni okuduğunda bir de spontane gelişen bir haldeyken bakarsak, bir tutarlılık var aslında. Ara sıra kontrolsüzlüğün dozunda bir artış oluyor. Bu iktidar yaygınlaşması ve iktidar dozundaki rahatlama ile ilgili. İktidarda mutlaklık arttıkça kendisini kontrole etme ihtiyacı duymuyor" dedi.
Horlanmış algısı üzerinde oynama
AKP Hükümeti'ni destekleyenlerin daha muhafazakar daha alt gelir seviyesindekiler olduğunu; daha dinle iç içe yaşadıklarını belirten Prof. Paker, bu kesimin Cumhuriyet boyunca itilmişlik horlanmışlık algısı yaşadığını vurgulayıp Erdoğan'ın rolüne işaret etti: "Erdoğan, 12 yıldır bu algı üzerine oynuyor, bu algıyı yönetiyor. Bu horlanmışlık algısı üzerine yaptığı oynama, her zaman yankı buluyor."
Soma'nın taşıdığı potansiyel
Soma'nın tam da bu noktada Erdoğan'ın yönettiği algı operasyonunu tuzla buz edebilecek potansiyele sahip olduğunun altını çizen Prof. Paker, AKP'nin ve Başbakan Erdoğan'ın panik yaşamasını, buna bağladı: "Çünkü Soma'da, gerçek mağdur olanın öteki olanın kim olduğu; Hükümetin de kimin yanında durduğu ayan beyan ortada. Son bir iki gündür en tepesinden bakanlarına kadar ufak ufak dümen kırmaya başladı. 'Kim olsa gözünün yaşına bakmayacağız, sonuna kadar soruşturacağız' söylemleri yeni yeni oldu. Ama, tabii ki ilk günlerdeki tepkileri kayıtlarda var. İlk günlerde şirketin yanında, patronun yanındadır. Yoksullara sorsanız, 'AKP, bizi koruyor' derdi. Bu olay gösterdi ki, sıvalar dökülüyor. Gerçeklerin ortaya çıkması ile sıvalar dökülmeye başlandı. Büyük telaş da budur."
Korku eşiğinin kırılması hali
Yurttaşlarda da bir korku eşiği kırılması halininin, Gezi direnişi'nin sonuçlarından biri olduğunu belirten Prof. Paker, "1980'le birlikte bir ölü toprağı, bir tepkisizleşme hali vardı ama Gezi bunu Batı'da kırdı. Kürt illerinde Kürt Hareketi nedeniyle bu durum yoktu. Kürtler zaten tepkilerini ortaya koyuyorlardı, kendilerinin mücadelesi sayesinde bunu öğrenmişlerdi" dedi.
Demokrasi isteyenleri ortak bir zeminde buluşturmak gerektiğini vurgulayan Prof. Paker, şunları ekledi: "Askeri vesayet dönemi bitti ama bugün de AKP'nin yarattığı korku iklimi engel. O'na oy verenlerin büyük bir kısmına gerçekler deşifre edilip demokratik tarafa çekilebilinir. Direk sermaye ilişkisi olanlardan söz etmiyorum. Cumhuriyetle birlikte kendisini horlanmış hissetmiş yoksul kesimlerden söz ediyorum."
EVRİM KEPENEK/DİHA/İSTANBUL