Başlık biraz uzun oldu biliyorum. Kürdistan dört devlet ve onların arkasındaki süper güçler tarafından dörde bölününce başlıkta böyle uzun oluyor.
Kürdistan’ı bölüp sömürgeleştiren sömürgeci devletlerin dış politikasını ve birbirleri ile olan ilişkilerini “Kürt ve Kürdistan Sorunu” belirliyor. Bu durum 20.yy. boyunca böyle devam etti. 21.yy. başlangıcında da bu durum şimdilik devam ediyor. Kürtler her dört parçada kendi kaderleri üzerinde söz sahibi olduklarında bu durum da kendiliğinden ortadan kalkacaktır.
Kemalist Türk Devleti kuruluşundan sonra Kuzey ve Güney Kürdistan’ın birleşmesini önlemek, İngilizlerle çatışmayı göze alamadığı için “Musul”un ünlü “Misak-i Milli” dışında bırakılmasına evet demek zorunda kaldı. Sonrada dönüp kendi uydurma “resmi tarihinde” 1925 Kürt Milli Hareketini “Musul”un İngilizlere bırakılmasında etken olduğunu yalanını yazdı. Bitlis Milletvekili şehit Yusuf Ziya Bey’in TBMM’si kürsüsünden yaptığı “Musul’suz Misak-i Milli düşünülemez. Bu Kürtlerin bölünmesi sonucunu doğurur” feryadını sağır olmuş Kürt ve Türk milletvekillerinin kulakları duymadı. Yusuf Ziya Bey TBMM’sinden diğer muhalifler ile birlikte tasfiye edildi. 15 Nisan 1925’te de Bitlis’te idam edildi.
1925 Kürt Milli Hareketinin bastırılmasından hemen sonra 1926 yılında Ağrı Kürt Milli Hareketi başladı. Taraflar arasındaki insan ve silah dengesizliğine rağmen dört yıl devam eden Ağrı Kürt Milli Hareketi ile başedemeyen Kemalist Türk Devleti selameti bir diğer sömürgeci Devlet olan İran ile anlaşma yapmakta buldu. TC ile İran arasında 22 Nisan 1926 tarihinde “Dostluk ve Güvenlik” anlaşması imzalanmıştı. Şüphesiz ki bu anlaşma Kürtlerin ve Kürdistan’ın aleyhine yapıldı. Ancak bu anlaşmanın 6. maddesi Ağrı Kürt Milli Hareketi sırasında uygulanmaya konulamadı. Küçük Ağrı Dağı’nın doruklarından geçen Türk-İran sınırı güvenlikli değildi.
Kürt desteleri (gerilla birlikleri) eylem yaptıktan sonra rahatlıkla Kürdistan’ın doğusuna geçebiliyor, lojistik destek sağlayabiliyordu. Birbirlerine bugün olduğu gibi o günlerde de diş bileyen sömürgeci devletler 5 Kasım 1932 tarihinde yeni bir anlaşma imzalayarak sınırda yeni bir düzenleme yaptılar. Bu düzenleme ile Küçük Ağrı Türkiye’ye bırakıldı. Böylece Kürtler arası yardımlaşma devre dışı bırakılmış oldu.
1937 yılında Tahran’ın Sadabad sarayında imzalanan, Afganistan, Türkiye, İran ve Irak arasında kurulan “Sadabat Paktı”nın 7. maddeside Kürt Milli Hareketleri’nin diğer sömürgeci devletlerde yaşamak zorunda bırakılan bölünmüş Kürtlerin dayanışmalarını önlemek için düzenlenmişti. Sadabad Paktı’nın devamı olan “Bağdat Paktı”, 1958 yılında Irak’ta krallığın devrilmesinden sonra kurulan CENTO’da Kürt Milli Hareketleri’ne ve Kürtlerin dayanışmalarını önlemeye yönelik sömürgeci pakt(anlaşma)lardı.
5 Mart 1975 sömürgeci İran Şahlık rejimi ile Irak’taki faşist BAAS rejimi arasında imzalanan Cezayir Anlaşması Kürdistan’ın Güneyi’nde süren Kürt Milli Hareketi’nin geçici de olsa dağılmasını amaçlıyordu.
1983 yılında Irak BAAS rejimi ile TC arasında yapılan ve taraflara sınır ötesi hareket yapma olanağı sağlayan anlaşma PKK’ye karşı yapılmış bir anlaşma idi.
12 Aralık 1980 tarihinde Kawa hareketinin önderlerine yönelik düşman kardeşlerin istihbarat örgütlerinin (Suriye Muhabaratı ve TC MİT’i) müşterek operasyonunun temel nedeni Kawa örgütünün yapmak istediği hareketi doğmadan bitirmekti.
1984-1999 arasında İran’daki Şii İslam devleti ile TC arasındaki sürtüşmenin, Suriye’deki BAAS rejimi ile TC arasındaki uzun yıllara dayanan sürtüşmeninde temelinde PKK öncülüğündeki Kürt Ulusal Hareketi’nin varlığı idi. 1999 yılına kadar aralarında keskin çelişkiler olan üç sömürgeci devlet Kürt Özgürlük Mücadelesine karşı stratejik işbirliğine girdiler.
Suriye ve TC arasındaki Adana mutabakatı bu stratejik işbirliğinin belgesi idi. TC ile Suriye arasındaki stratejik işbirliğinin 2011 Mart’ından itibaren giderek bozulması, son süreçte işlerliğini kaybetmesinin temel nedeni de Kürt ve Kürdistan sorunu idi.(Yerim kalmadığı için önümüzdeki hafta devam edeceğim).
KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* Irak ordusu ile Kürt Peşmergeleri arasında 45 gün devam eden Çiyayê Metina savaşı 28 Ağustos 1963’te peşmergelerin zaferi ile sonuçlandı.
* 28 Ağustos 1998 tarihinde Med TV’de yapılan telekonferansta PKK G.Başkanı A.Öcalan ,1 Eylül 1998’den itibaren geçerli olmak üzere ateşkes ilan etti.
* 29 Ağustos 1992 gecesi Mellê A.Sıddık Turhallı yatsı namazından sonra evine giderken uğradığı silahlı saldırıda yaşamını yitirdi.
* Yeni Politika gazetesi Bitlis muhabiri Seyfettin Tepe 29 Ağustos 1995’te polislerce öldürüldü.
* 30 Ağustos 1969 günü DDKO tarafından Dersim’deki olayları protesto etmek için Ankara’da yürüyüş ve miting yapıldı.
* 31 Ağustos 1998 günü Dünya Barış günü için hazırlık yapan HADEP Zeytinburnu İlçesi polis tarafından basıldı. Zeynel Durmuş bu baskında yaşamını yitirdi.
* 1 Eylül (1998) Dünya Barış Günü’nde PKK’nin ilan ettiği tek taraflı ateşkes yürürlüğe girdi.