
KCK Yürütme Konseyi Üyesi Sabri Ok,ANF’den Cihan Özgür’ün sorularını yanıtladı. AKP yönetimindeki Türk devletinin Kürt sorununa ilişkin önüne koyduğu tek politikanın, tasfiye ve imha politikası olduğunu kaydeden Sabri Ok, “Daha önceki yıllarda da Sri Lanka örneğini çok dillendiriyorlardı. Şimdi yapmaya çalıştıkları tam da budur” dedi. Ok, yapılmak isteneni şöyle anlattı: “PKK’nin öncü kadrolarını imha etmek, gerillanın belini kırmak, direnen halkımızın iradesini kırmak, böylece Sri Lanka örneğini gerçekleştirmek tek amaçlarıdır. Bunun için her şeyi mubah görmektedirler. Yani uluslararası hukuk, evrensel insan hakları, ahlaki ölçüler her şey ayaklar altındadır. Kürtlerin değerlerine saldırarak halkın en tartışmasız değerleri gördüğü şehitlikleri bombalayarak, genç, kadın ve erkekleri katledip cesetlerini panzerlerin arkasında sürükleyerek, çocukları ve kadınları katledip, dağları, şehirleri bombalayarak sonuca gitmek istiyor. Zalimce bir yönelimdir.”
Büyük bir gaflet
Fakat bu haince politikanın büyük bir gaflet olduğunu ve kesinlikle sonuca ulaşamayacağını belirten Sabri Ok, tarihsel örnekleri hatırlatarak, şöyle devam etti: “Sömürgeci devletin tekrarlanan yönelimleri benzer sonuçlar yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır. Aksine Kürtler bugün daha örgütlü, daha tecrübeli ve kesintisiz 40 yıllık direnişin avantajı ile çok daha güçlüdürler. Şimdi Amed’in etrafını tanklarla ve panzerlerle sarmışlar, savaş uçakları ve helikopterlerle hazırlık yapıyorlar. Cizre, Silopi ve Şırnak’ta öğretmenlerini, devlet memurlarını çekiyorlar. Halkımız bütün bunların ne anlama geldiğini çok iyi bilmektedir. Belli ki daha kapsamlı katliam hazırlıkları içerisindedirler ama nafile. Vurarak, öldürerek, tutuklayarak bizi bitiremezler.”
Botan’da öğretmenlerini geri çektiğine dikkat çeken Ok, “Bu öğretmenler asimilasyon uygulayanlar değil midir? Çeksinler zaten. Kürtler bu öğretmenleri kabul etmemelidir” dedi.
Belki son savaşımız
Sabri Ok, Kürdistan halkının şunu bilmesini istedi: “Biz, AKP şahsında sömürgecilikle belki son savaşımızı yapmaktayız. Erdoğan ve AKP bir kırılma noktasındadır. Bundan sonraki geleceklerini tamamen Kürdistan’daki durumda görmektedirler. Direnişimiz karşısında sonuç alamazlarsa bunun kendi bitişleri olacağını çok iyi bilmektedirler. Diyalektik böyledir. En sert ve en rafine olmuş haldeyken en hızlı çözülme ve kaybetme kaçınılmazdır. Tüm diktatörlükler böyledir. En güçlü görüldükleri dönemlerde tasfiye olmuşlardır. Güçlü olan, haklı olan halkımızın iradesidir, mücadelesidir.
Topyekün asılmalıyız
Biz de halk olarak bu son irade savaşının geleceğimiz açısından çok hayati olduğunu bilerek, tüm gücümüzle topyekun asılmalıyız. Bunun başka çaresi yoktur. Kürtlerin tüm değerleri zalimce ve utanmazca saldırı altındayken onurlu hiç kimse Erdoğan ve AKP’den merhamet dileyemez. Gerekirse daha büyük bedeller ödemeye hazır olma günüdür. Bu halk zalimlere hiçbir zaman boyun eğmedi.
Sömürgecilik Kürdistan’da bitmiştir
Sömürgecilik Kürdistan’da bitmiştir. Var olan sadece onların kaba ve zorba gücüdür. Önemli olan sömürgecilikle ulusal, zihinsel ve psikolojik bağı koparmaktır. Kürtler bunu başarmıştır. Gerisi bedel gerektirse de zor değildir ve kazanmak kesindir.
Türkiye halkının sessizliği
Kürtlerde öfke yaratan Türkiye’deki sessizliktir. Bir savaş yaşanmaktadır. Kürtlerin şehirleri, köyleri yakılıp yıkılmakta talan edilmektedir. Tanklar, toplar, havanlar savaş uçakları işin içindedir. Kürdistan yakılıp yıkılırken Kürt halkı 24 saat nefes nefese direnirken Türkiye metropolleri sessiz kalamaz. Bir tarafta katliam öbür taraftan normal bir yaşam olamaz.
Sadece dağlara çekilerek değil
Gençliğin son dönemlerdeki mücadeleye katılım düzeyi onurludur. Sadece Kürdistan’ın özgür dağlarına çekilerek değil, direnişin olduğu her yerde yaşamı AKP sömürgeciliğine zehir etmek, Kürdistan’ı AKP’nin başına yıkmak gerekir. Kürdistan’daki sokaklar, caddeler, mahalleler her yer isyan alanına çevirmelidir. Tam bir seferberlik ruhuyla, kimin ne gücü ve marifeti varsa örgütlü biçimde ortaya koymalıdır.”