Bilinmiyor belki: Alman vatandaşıyım.

Türk vatandaşlığından siyasi nedenlerden dolayı atıldım ve bir kez daha geri alınmayan sayısı kısıtlı şanslılardanım.
Almanya’da seçimlere hiç katılmadım.
Yerel seçimlere katılma seçeneğini saklı tuttum, çünkü yerelde sizin de mahallenizde olacaklarla ilgili dolaysız konuşma "hakkı"nız olabilir.
Genel seçimlerle ilgili, Sosyolog Herbart Markuse’nin haklı itirazına sığınıyorum ve söylediklerini tarif ediyorum:
Seçimlerde, seçmen her dört yılda bir sandığa gider ve polisin kendisini dört yıl daha coplaması için onay verir.
Böylece, Almanya’da, bu "özgürlüğüm"den vazgeçtim…
Sıra Kürdistan’da.
Güney Kürdistan’da yaşıyor olsaydım, hiçbir partiye oy vermezdim.
Devlet kurulduğu andan sonra, devletin işlevini sona erdirmek gibi erdemli bir iş yapın ve devlete karşı durun.
Kuzey Kürdistan’da durum tamamen farklı.
Arınmamış o topraklarda, bağımsızlık için atılan direniş şimdiki safhada, kolonyal faşizme itiraz noktasında duruyor.
Bundan dolayı seçime giderdim.
30 Mart seçimlerinde, Kürt halkı, "kolonyalizme itiraz" oyu verecek bir tarihi momenti yakalamış oluyor.
Seçime gider ve "işgale hayır!" demek için oyumu BDP’ye verirdim.
BDP’li adayların kalitesine bakmaksızın, BDP’nin her adayına oy verirdim.
Çünkü, ayrım kolonyal dünya ile kolonileştirilenlerin dünyası arasındaki uçuruma işaret ediyor.
Kolonyal sistemi temsil eden hiçbir partiye oy vermezdim.
Oyum Kürdistan için!
Mevcut durumda:
Kürtler’in CHP gibi Kürdistan’a kan kusturan bir partiye oy vereceğinden hareket etmiyorum.
Mustafa Kemal, İnönü, Cemal Gürsel, Bülent Ecevit, Kenan Evren, Kılıçdaroğlu yüklü bu "sürgün, katliam" tarihi koridorunun sonuna gelindi.
MHP’yi hiçten sayıyorum.
Geriye AKP/Cemaat kalıyor.
Kolonyal faşizmin iki güçlü kanadı.
AKP şimdilik "güçlü" olanı.
Oy almak için elinde kalan son "koz"lardan biri, rüşvetle oy almak. Çewlik’de beyaz eşya dağıttılar, oy almak için, rüşveti pirinçten buzdolabına yükselttiler.
AKP Kürtler’e yabancı.
Kürtler’in oylarına ulaşmak için, siyasi "Kürt" taşeronlar kullanıyor, kullanacak.
Kürtler ise Ankara’da kim iktidar olursa olsun, o gücü Kürdistan’dan çekilmeye mecbur edecek tarihi bir koridora girdiler.
Güney’den sonra, "ikinci Kürdistan opsiyonu Rojava"dan sonra, Kuzey Kürdistan’ı yeni bir dizayn bekliyor.
Erdoğan’ın korkusu bu.
Kuzey Kürdistan, 30 Mart’dan beklenmeyen bir direnişin kapısını aralayacak.
Sonuçta, şimdiye dek nedeni ne olursa olsun AKP’ye oy veren herkesi, siyasi kimlik edinmek ve "oy sahibi" olmak üzere, işgale son vermek, Kürdistan’a evet demek için, BDP’ye oy vermeye çağırıyorum!