
Cihan DENİZ
Sömürgeciliğin iyisi kötüsü olmaz. Sömürgeciliğin faydalısı zararlısı olmaz. Kendi halkaları için özgürlüğü ve demokrasiyi savunan Stuart Mill veya Tocqueville gibi liberal düşünürlerin iddia ettikleri gibi sömürgeciliğin sömürge halkaları çağdaşlaştırma gibi bir amacı veya sonucu yoktur. İngiliz sömürgeciliği Hindistan’a veya Fransız sömürgeciliği Cezayir’e zenginlik veya refah getirmez; sömürgecilik bu coğrafyaların daha modern veya çağdaş olmasını sağlamaz.
Sömürgecilik sömürgeciliktir. Sömürgeciliğin tek bir anlamı vardır: sömürgeleştirilen halkların her türlü özgürlüğünden mahrum bırakılarak köleleştirilmesi. Aynı şekilde sömürge halkı kendi kimliğine, kendi değerlerine yabancılaştırarak onu sömürgeci devletin resmi kimliği içinde asimile edilmesidir.
Sömürgeciliğin bir amacı vardır: sömürgeci devletin sömürülen halkın her türlü yerüstü ve yeraltı zenginliğini gasp etmesi, sömürülen halkı ucuz işgücü olarak kullanması, o coğrafyayı kendi ürünleri için bir pazar haline getirmesidir; yani sömürgeci ülkenin zenginleşmesi uğruna sömürge halkların yoksullaştırılması.
Sömürgeciliğin bunun dışında bir anlamı veya sonucu yoktur. Yaşananların sömürgecilik olduğu tespiti yapılmadan halkların yaşadığı acıya, döktüğü gözyaşına çare olunamaz. Bunun dışında yapılan her tanımlama, ister muhalif kesimlerden gelsin, geliştirilen her söylem, ister doğrudan sömürgeci güçlerden gelsin, sömürgeciliği gizlemenin, perdelemenin ve son noktada da meşrulaştırmanın bir aracıdır.
Hiçbir sömürgeci, açıktan ben sömürgeciyim demez; ben diğer halkaları köleleştirip onların zenginliklerine el koyuyorum demez. Tersine yaptıklarının aslında o halk için olduğunu, asıl umursadığı konunun onun iyiliği, refahı, huzuru ve zenginliği olduğunu söyler. Kurduğu süslü cümlelerle sömürgeciliğin sebep olduğu kanı, gözyaşını, sefaleti ve yoksulluğu gizlemeye çalışır.
Sömürgecilik bir iktidar ilişkisi olmasının yanı sıra aynı zamanda hastalıklı bir ruh halidir. Fakat hiçbir tumturaklı sözün onu gizlemek için derman olamadığı bir hastalıklı ruh halidir. Ne kadar gizlenirse gizlesin, üstü ne kadar örtülmeye çalışılırsa çalışılsın, bu hastalıklı düşünce yani bir halkın efendisi olduğu ve o halkın kaderine dilediği gibi karar verebileceği saplantısı sömürgecilerin bilinçaltına öyle bir kazınmıştır ki dil sürçmesi olarak ağızdan çıkan tek bir söz bile sömürgeci zihniyeti dışa vurmak için yeterlidir. Belki bilinçli, belki bilinçsiz kullanılan tek bir kavram, yeri geldiğinde, sözün sahibinin zihin dünyasındaki sömürgeci anlayışın kodlarını çözer. Dolayısıyla sömürgecilik dilde başlar; kullanılan kavramlarda başlar. Kullanılan kavramlar, ne kadar gizlenmeye çalışılırsa çalışılsın sömürgeci zihniyeti dışa vurur.
Örneğin bir halk ile ilgili olarak “biz onların hamisiyiz” ifadesinin sömürgeci muhtevası çok açıktır. Bu söz ile dolaysız olarak “biz onlardan üstünüz”, “biz onlardan güçlüyüz”, “onlar bizim koruyuculuğumuz olmadan kendi başlarına varlıklarını sürdüremezler”, “onlar için neyin iyi olduğunu neyin zararlı olduğunu sadece biz biliriz” denmek istenmektedir. Dolayısıyla bu sözün sahibi kendini onlarla kendini eşit görmemekte, hatta kendini onların efendisi olarak görmektedir.
Bu sözle diğer taraftan hakikat ters yüz edilmektedir. “Biz onların hamisiyiz” sözünün sahibi kendi iyiliğini değil ama onların iyiliğini düşündüğünü iddia eder. Adeta kendisi için bir şey istememektedir. Ne yapıyorsa, onların ne yapmasını veya ne yapmamasını istiyorsa sadece onların iyiliğini düşündüğü için öyle yapıyordur. İşte sömürgece gerçeği tersine çevirme tam da budur. Düşündüğü tek şey kendi çıkarı ve kendi iyiliği olmasına rağmen, aslında hamiliğini yaptıklarının iyiliğini düşündüğü yanılgısını oluşturmaya çalışmaktadır ve halkların da buna inanmasını beklemektedir. Bu şekilde kendi sömürgeci amaçlarını gizlemeyi ve güttüğü siyaseti meşrulaştırmayı amaçlamaktadır.
Fakat şu unutulmamaktadır ki; bir Cezayirli Fransız sömürgeciliğinin aslında onun iyiliğini istediğine ne kadar inanabilirse, bir Hindistanlı İngiliz sömürgeciliğinin amacının onun refahı olduğuna ne kadar inanabilirse bu sözün sahibinin samimiyetine de o kadar inanılabilir.