“Sömürgecilerin yaptığı tek hayırlı iş varlığını sürdürebilmek için kendisini eğilmez göstermek zorunda olması ve bu sayede kendi çöküşünü hazırlamasıdır.”
Şimdi Kürdistan'da yaşanan gerçeklik tam da bu gerçekliktir. Hem kendisini eğilmez gösteren bir sömürgecilik var hem de adım adım çöküşe doğru yuvarlanan bir sömürgecilik ile karşı karşıyayız.
Sömürgecilik özü itibariyle yanlış bir inşa olduğu için başkasına, yani sömürge altına aldığı halklara zarar verdiği gibi, bizatihi kendisine de büyük zararlar vermektedir. Sömürgecilik yanlış bir inşa ise, o zaman bu aynı zamanda kendisini de yanlış etme demektir.
Sartre bu duruma için, “Sömürgecilik kendi kendisini yıkma sürecindedir” diyor. Gerçeklik böyle olmasına rağmen, burnundan kıl aldırmayan kabadayı misali, sömürgecilik halkların başına tam bir bela kesilerek, her zaman ve her yerde hep bu sömürgeci buyurgan tavrını sürdürmekten de geri durmaz.
Ama bilelim ki sömürgecilik gerçekten de havayı kirletiyor, insanlığı kirletiyor, ahlakı kirletiyor, vicdanları kirletiyor, insanlığın değerlerini kirletiyor, dini duyguları ve dini kirletiyor.
Bunun içindir ki, Sartre, “Sömürgecilik bizim utancımızdır” diyor. Çünkü sömürgecilik öyle bir kültürdür ki, bir kere alışkanlık halini almış ise orada, hiçbir yasaya, kanuna uyma gereği duymaz. Sömürgeci ulus için de bu geçerlidir. Unutmayalım ki, sömürgeciler sömürgelere uyguladıkları baskıları, zulmü zaman gelir sömürgeci ulusa da uygular. Diyalektik budur. Bir kere işleyen bu diyalektik alışkanlık halini almışsa durdurulması zor olur. Sömürgecilik doğası gereği bir teslim alma hareketidir. Teslim almadan, iradeleri kırmadan, iradesizleştirmeden, durmaz. Duramaz. Durduğu andan itibaren sömürgecilik baş aşağıya gideceğini iyi bilir.
Bunun içindir ki sömürgecilik önce sömürgeci ulusa ırkçılığı bulaştırmak zorundadır. Faşizmi tüm topluma yaymak zorundadır. Öyle ki, bir dönemler karşı durulmuş olan baskıları bu kez bu sömürgeciler meşrulaştırarak yapmak durumunda kalırlar. Ve tabii bunu yaparken de kendi halkını ya da halklarını da buna tabi kılarlar.
Dikkat edersek bugün sömürge Kürdistan'da Kürt halkına ve Kürdistan’a karşı uygulananlar adım adım Türkiye toplumlarına da bulaştırılmaktadır. Öyle ki Kürdistan’a uygulanan tüm yasaklar adım adım Türkiye’ye de taşınmaktadır. Baskılar, teşhir etmeler, hakaretler, yoksullaştırmalar, esir almalar, diz çöktürmeler ve daha fazlası Türkiye toplumlarına farz edilmektedir.
Karşı duranlara ise sömürgeciliğin yeni baş temsilcisi olan Erdoğan’ın neler yaptığı gözler önünde değil midir? Farklı görüşlere tahammülünün olmaması, farklı renklere ve seslere tüm hışmıyla yüklenmesi, biraz dik duranlara karşı var gücüyle saldırması, yaşamlarına-yaşam biçimlerine yönelmesi hep bundandır. “Her sömürgeci ulus, faşist eğilim tohumunu bünyesinde taşır” derken Sartre, sindirilmiş ve sömürgecilerin milliyetçi yalanlarıyla egosu şişirilmiş olan bu gerçeklikten söz ediyoruz.
Evet, sömürgeciliğin bu kirli karakterinden dolayı zamanında Fransız Sartre, “Bizim işimiz, sömürgeciliğe ölürken yardımcı olmaktır: Sadece Cezayir’de değil, görüldüğü her yerde. Vazgeçmekten söz edenler aptaldır. Hiç bir zaman bizim olmamış bir şeyden vazgeçmemiz olanaksız. Tam tersine, Cezayirlilerle yeni ilişkiler oluşturmak, özgür bir Fransa’yla kurtarılmış Cezayir arasında yeni ilişkiler yaratmak söz konusudur. Ancak her şeyden önce, bizi reformist aldatmacalarla görevlerimizden uzaklaştırmalarına izin vermememiz gerekir” diyerek, halkları bu bağlamda bireylerini aptallaştıran politikalarına karşı durmaya çağırır.
Nedeni açıktır, “Yeni-sömürgeci sömürge sisteminin düzeltilebileceğine inanan bir aptal ya da etkisiz kalacaklarını bildiği için bu reformları öneren bir kurnazdır… Cezayirlileri, aynı zamanda Fransızları da sömürgeci despotluğundan kurtarmak için Cezayir halkının yanında mücadele etmektir” diyerek, hem Cezayirleri direnişe çağırır hem de Fransızları sömürgeciliğe karşı direnişe çağırır.
Özcesi, sömürgeciliği yıkmak sadece sömürge altına alınmış olan halkların değil, herkesin görevidir.
Evet, bunun için diyoruz ki; sömürgecilik ölürken bizim elimizden geleni yaparak bu kirli ve yanlış inşayı mutlaka temiz bir insanlık için yıkmamız gerekir.