Sömürge başbakanı Kürdistan’ın kalbi ve Kuzey Kürtlerinin başkenti olan Amed’e gelip, Kürt Özgürlük Hareketi’nin Kürt gençlerini zehirlediğini, kandırarak dağlara çıkardığını, kızarmadan- bozarmadan dile getiriyor, bu yetmiyor bu kez Kürtlere, Kürt kurumlarına ve siyasal hareketine karşı nasıl bir saldırı başlatacaklarını kendinden geçercesine haykırıyor.Bu saldırı coşkusu yetmeyecek olacak ki, bu kez Kürdistan’ın başka güzel bir kenti olan Hakkari’de işgalci ordunun merkezinde, “artık savunmada kalmayacağız, taarruza geçeceğiz” diyerek bir sömürge başbakana yaraşan neyse onu söylemiş oluyor.


Sömürgecilik doğası gereği kirletici ve zehirleticidir. Çünkü sömürgeciler bir toprağı işgal ettiklerinde, orada yaşayan halkları köle haline getirdiklerinde doğası gereği onların tüm değerlerine –maddi manevi- hem el koyarlar hem de onların kimliklerini dejenere etmek için her türlü çaba içerisine girerler. Söz konusu işgal daimi hale gelirse, yani işgal edilen toprakları kendilerine ait görüp sömürge haline getirirlerse, orada olup biten artık bir halkı zehirlemedir. 

Bir halk nasıl sömürge altında kalabilir, tutulabilir diye bir soruya verilecek en doğru cevap, sömürge altına alınan halkın kimyasına ve değerlerine müdahale ederek olabilir. 

Unutmayalım ki, sömürgeciler sömürge topraklarını rahat bir şekilde sömürebilmek için orada yaşayanların ruhsal dünyaları başta olmak üzere her türlü sosyal, siyasal, kültürel hatta coğrafyalarına müdahale ederler. Bunlar sömürgecilerin genel özellikleridir. Ancak söz konusu Türk sömürgeciliği olduğunda ise bunlar yetmez. Sömürge altına aldıkları halkların dilleri yasaklanır, dilleriyle alay edilir, kültürlerine el koyarak kendi kültürel yayılmanın ham maddesi haline getirilir. Bunlar da yetmez kırımdan geçirilir. Kırımda yetmez, kültürel soykırım dedikleri, bir halkın evlatlarını kendi değerlerine karşıt hale getirmek için her şey yapılır. Kendi gerçeklerinden uzaklaştırılmak için asimilasyonun en ince imbiğinden geçirilerek, kendine düşman haline getirilir. Yani kandırılarak zehirletilir. 

Tuhaf olan ise, bir halkı ve onun evlatlarını kandıranlar ve zehirleyenler, Kürtlerin başkenti diye bilinen Amed’de Kürt Özgürlük Hareketi’ni gençleri kandırmakla, zehirletmekle itham ediyorlar. 

Doğrusu, sömürge başbakanının sözlerini dinlerken zamanında David Diop’ın yazdığı “Le temps Martyre” (Şehitler Zamanı) şiiri aklımıza geliyor. 

Şöyle yazmış David Diop: 

“Beyaz adam babamı öldürdü 

Çünkü onurlu bir adamdı babam.

Annemi kirletti Beyaz adam 

Annem güzeldi çünkü. 

Beyaz adam belimi kırdı kardeşimin

Güpegündüz, yol ortasında 

Çünkü güçlüydü kardeşim. 

Ve sonunda bana döndü Beyaz adam, 

Elleri kan içinde. 

Önce nefretini tükürdü yüzüme 

Sonra “Hey velet,” diye buyurdu, 

Bir tanrı azametiyle, 

“Hey velet, bir leğen getir bana, 

Bir havlu

Ve su dök ellerime” dedi. 

Peki, nasıl olur da hem babasını katletmiş, hem annesini kirletmiş, hem kardeşinin belini kırmış bir sömürgeci “Hey velet, bir leğen getir bana, bir havlu ve su dök ellerime” diye biliyor diye sorarken, doğası gereği Binali Yıldırım ismindeki sömürge başbakanın sözleri de aklımıza geliyor. 

Evet, sömürgecilik zehirleticidir.