İngiltere Gündemi


İngiltere’de genel seçimler bu Perşembe olmasına rağmen tahmini sonuçların bir günü diğerini tutmuyor. Haftalardır anketler İşçi Partisi'nin hükümet partisi olan Muhafazakarları çok az bir farkla geçeceğini göstermesine rağmen, geçtiğimiz haftaki anket Muhafazakarların birinci parti olacağına işaret ediyor. 

Muhafazakarlar dereyi görmeden paçaları sıvamaya başladılar bile. Kiminle koalisyona gideceklerini şimdiden konuşmaya başladılar. 650 vekilin olacağı mecliste hükümet için 326 koltuğa ihtiyaç var ki bu da iki partinin koalisyonunu şart koşuyor. 

 Muhafazakarların birinci parti olma durumunda bu seçimlerde yüzde 8’lik oy alacağı tahmin edilen Liberal Demokratlarla koalisyona gideceği düşünülüyor. Yani beş yıldır ülkeyi yöneten koalisyonun aynısı bir sonraki beş sene de karşımızda olacak. Zenginler ve fakirler arasındaki gelir farklılığı daha önce hiç bu kadar artmamıştı. İnsanlar şikayetçi ama yine de mecliste olacaklar. Enteresan. 

2010 seçimleri sonrasında Liberal Demokratlar, Muhafazakarların koalisyon teklifini hiç düşünmeden ve tartışmadan beş gün içinde kabul etmişlerdi. 

Ancak Liberal Demokratlar, Muhafazakarlarla koalisyona gitmekle çok şey kaybettiler, en çok da seçmenlerini ve parti prensiplerini. Liberal Demokratlar, İngiltere’nin AB’den çıkmasına karşı olmalarına rağmen, Muhafazakarların hükümet olması durumunda AB’de kalınıp kalınmayacağını dair 2017’de yapılacak referandumda AB’den çıkılması için Muhafazakarları desteklemek zorunda kalacak. Yine aynı şekilde Muhafazakarlar, sosyal yardımlarda çok ciddi kesintilere gitmeyi düşünüyor ki Liberal Demokratlar bu kesintilere karşı. Bu durumda nerede kaldı senin muhalifliğin? 

Muhafazakarların birinci parti olmasına rağmen başbakanın Muhafazakar lideri David Cameron’un değil, ikinci parti konumundaki İşçi Partisi lideri Ed Miliband’ın olacağı düşünülüyor. Çünkü meclisteki diğer partiler Cameron’ı başbakan olarak bir daha görmek istemiyor. Yani Miliband’ın çok sevilmesiyle alakalı değil, Cameron’un çok sevilmemesiyle alakalı bir durum. Miliband daha şimdiden başbakanlığa soyunmaya başladı bile. Partisinin verdiği 6 maddelik seçim sözünün yazıldığı kireçtaşından bir anıtı başbakanlığın bahçesine diktirdi. Başbakan olması durumunda verilen bu 6 sözün tutulması için çalışacağını ifade etti. 

İskoç Ulusal Partisi ile anlaşacaklarına Muhafazakarlarla anlaşmayı tercih edeceğini söyleyerek İşçi Partililerin bir kısmını fena halde kızdırdı. Miliband, İskoç Ulusal Partisini, İskoçya’yı Britanya’dan bölmeye çalışmakla suçluyor. Bağımsızlık bölücülük olarak algılanıyor bu topraklarda da. 

Her parti safını şimdiden belirlemiş durumda. Örneğin ultra milliyetçi parti UKIP seçim sonrası hiçbir partiyle uzlaşmayacaklarının altını tekrar tekrar çizdi bu hafta. 

27 Mayıs’ta Kraliçe Elizabeth halka seslenecek, o zamana dek hükümetin kim olacağının belli olması bekleniyor. 

Hükümette ya Muhafazakar Parti ya da İşçi Partisi olacak. Bunda çok da şaşırılacak bir durum yok. Amma velakin, devlerin arasında gerçek sol partiler olan Yeşiller Partisi ve İskoç Ulusal Partisi'nin sesleri bastırılıyor ya, işte bunu gönül kaldıramıyor.