Erdoğan Diyarbekir’e gidecek. Erdoğan Diyarbekir’den geri dönecek.
Erdoğan Diyarbekir’de belki de Tunceli’li Kemal Burkay’ın koluna girerek birkaç “cilalı” vaatte de bulunacak.
Veya eğer çok sıkışırsa, Diyarbekir’i Türkiye’nin başkenti yapacaklarını söyleyecek.
Bunlar hayal mahsulü değil.
Türkiye’deki kolonyal faşist yönetimlerin tümü, keskin virajlarda Kürtler’i tarihin çöplükleriyle tanıştırmak için, her yolu mübah gördüler.
Hatta Erdoğan bir basın toplantısında, Diyarbekir’in Hançepek’inde doğduğunu söylese bile, şaşırmayın.
Ve aile seceresini kamuoyuna duyurup, atalarıyla Barzan aşiretinin aynı boydan ve soydan geldiğini izah ederse, buna da şaşırmayın.
Bu adam herşeyi yapabilir.
Son otuz yılda demagojide en üstte olduğunu belgelemek için yüksek bir performansa endekslendi.
Konya’daki başarısının sarhoşluğu onu başka diyarlara götürdü.
Ve Ankara’daki bu adam, kendisine komşu ülke Kürdistan’ın  topraklarına göz dikti.
Diyarbekir Büyük Belediyesi’ni partisi için ihaleye çıkardı.
Diyarbekir’i Vedat Aydın ve Musa Anter’e “yasak” kılan Ankara’ya rağmen;
Sonra “Van’ı istiyorum” dedi.
Depremden sonra, Van Kürdistan’ındaki halka, yaşamı zindan eden Ankara’ya rağmen;
Sonra Kızıltepe Belediyesi’ni dize getirme talimatı verdi.
1974 yılında Barzani’ye yardıma giden 21 Kürdistanlı’yı katlettiren, Türk Genelkurmay’ına rağmen;
Kulp’u istedi Erdoğan.
Doksanlı yıllarda, Lice’den sonra yakılmasına rağmen;
Ve bir de Şırnak’ı AKP’ye buyurdu.
Ve burada kendisini ele verdi Erdoğan.
Roboskî’de çözülüyor Erdoğan’ın sırrı.
O katliam muhtemelen 2013 yılında yapılması planlanan yerel seçimler için AKP’nin projesinin ilk adımı olabilir.
Kürdistan’da Türk kolonyal faşizminin söyleyeceği “söz” yoksa;
Silahının sözü para edecek dedi Erdoğan. Ve Roboskî bunun kanıtı.
Böyle buyurdu Ankara.
TOBB Genel Kurulu’nda yaptığı son konuşmasında: “Toplumsal uzlaşma Hakkari’ye gidip Türk bayrağı olmaksızın miting yapmak mı?” dedi.
Ve hala “Türk bayrağının Hakkari’de işi ne?” sorusunu sormayı öğrenemediğini belgeledi.
O zaman bu adam neden Kürdistan’ın işine yarasın ki?
Biliyorum: Eğer Erdoğan komşuluk alfabesini öğrenmemekte direnirse, belki de geleceğin Kürdistan’ı için “istenmeyen komşu” ilan edilecek.
Peki bunu algılamadığında neden inat ediyor?
“Bu ülke üzerinde ameliyat yapmak isteyenlere karşı tek yürek olmak zorundayız. Haydi güneydoğuya, doğuya yatırımları yapalım” demiş.
Ve aynı günlerde 19 Mayıs kutlamaları yasaklanmış.
Türkiye’de anti-Atatürk.
Kürdistan’da katı kemalist.
Ecevit, Kürdistan için “kalkınma” demişti.
Yenildi.
Eli kana bulaştı ve gitti…
Erdoğan, Kürdistan’a yatırım için atakta.
Diyarbekir’de taciz vardı.
Kulp yakıldı.
Van diri diri gömüldü.
Kızıltepe’de makineli tüfekler konuştu.
Şırnak cehenneme döndü.
Ve bu adam hala Kürtler’in gözlerinin içine bakarak konuşuyor.
Aslında şunu söylemek istiyor:
Ben bunun tercümesini, vakti zamanında Diyarbekir’de konuşan başka bir kolonyal faşist Cemal Gürsel’e yaptırıyorum:
“Size Kürt diyenlerin yüzüne tükürünüz!”