Sığınakların ve dayanışma merkezlerinin nitelik ve yeterliliklerini belirlemek amacıyla biraraya gelen kadınlar, kadınların sığınak sonrası şiddetsiz bir yaşamı sürdürmesine dönük tartışmalar yürüttü.

Gerçekleşen kurultaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kadınlarla Dayanışma Vakfı’ndan Serap Güre, kadınların sistemli olarak eş, baba ve hükümetin şiddetine maruz kaldığını ifade ederek, kurultayda artan kadın şiddetine karşı ortak mücadele etme kararı aldıklarını dile getirdi.
Yeni şiddet yasası ile birlikte ŞÖNİM’lerin 14 pilot ilde uygulamaya geçtiğini hatırlatan Güre, ŞÖNİM’lerde çalışanların çoğunun kadın sorunları konusunda deneyim ve bilinç sahibi olmadıklarını kaydetti. Güre, kadın sorunları üzerinde daha ciddi ve bilinçli bir şekilde durulması gerektiğinin altını çizdi. 


Kadına yarını belirsiz bir yaşam dayatılıyor
Ülkedeki ekonomik politikaların daha fazla dini ve aile değerleriyle pekiştirildiğini belirten Güre, “Bu muhafazakar politikaların kadınlar üzerindeki etkisini konuşmak, buna karşın politik çözümümüzün ne olacağını, nasıl bir dayanışma içerisinde olacağımızı tartışmak için biraraya geldik” dedi. Muhafazakar politikalar ve ekonomik sistem içerisinde kadınların daha da yoksullaştığına dikkat çeken Güre, kadınların çok ağır koşullarda, hem evde hem de dışarıda ucuz ve güvencesiz emek ile sömürüldüğünü ve yarının ne olacağını bilmediği bir yaşam biçimini sürdürdüğünü dile getirdi.

Sığınaksız bir dünya talebi

Gökkuşağı Kadın Derneği’nden Nazmiye Ülker ise 16’ncı kurultayda daha çok ŞÖNİM’ler üzerinden tartışmalar yürütüldüğünü belirterek, kadınların sığınaksız bir dünya talep ettiklerini söyledi. Bu talebin mevcut düzende mümkün olmadığını dile getiren Ülker, mevcut sistemi reddetmek yerine düzeltmek için mücadele edilmesi gerektiğini söyledi. Şiddete uğrayan kadını istihdam etme ve yaşamlarını daha sağlıklı sürdürebilmeleri için olanak sağlamanın, sosyal devletin sorumlulukları olduğunu hatırlatan Ülker, devletin bu sorumluluğu yerine getirmediğini söyledi. Ülker, AKP Hükümeti’nin “Ne yapılacaksa ben yaparım” söylemiyle hareket ettiğini, kadın kurumlarıyla ortaklaşmadığını vurgulayarak, “ŞÖNİM’ler ciddi bir aksaklık içinde ve kadınlara yaratılan ortamlar onların yaşamını şiddetsiz bir dünya sürdürebilmeleri için yeterli değil” ifadesini kullandı.

ŞÖNİM’leri reddediyoruz
Diyarbakır Yenişehir Belediyesi Kadın Eğitim-Psikolojik Danışmanlık ve Rehabilitasyon Merkezi (EPİDEM) adına konuşan Neslihan Başak ise, kurultayda ŞÖNİM’lerin dönüştürülmesi ve bu kurumlarda çalışanların Kadın Hareketi’nin kontrolünde olması gerekliliğini tartıştıklarını kaydetti. Demokratik  Özgür Kadın Hareketi (DÖKH) olarak ŞÖNİM’leri reddettiklerini ifade eden Başak, devletin bu kurumları kadınlara karşı bir mekanizma olarak kurduğunu belirterek “Devlet zaten bize karşı ŞÖNİM’leri kurdu. Bu kurumlarda devlet ile ortak çalışmayız” şeklinde konuştu. ŞÖNİM’lere dönük yürüttükleri politikaların reddetme üzerinden yürüdüğünü ileri süren Başak, “Sistem içi değişikliği reddediyoruz” dedi. ŞÖNİM’lerde şiddete maruz kalan kadın ile şiddet gördüğü erkeğin aynı çatı altında rehabilite edilmeye çalışıldığına işaret eden Başak, sığınak yaklaşımı ile aile kavramının aynı olduğunu, aile kurumunun dağılmaması için çalışmalar yapıldığını vurguladı.


EYLEM DAŞ/JINHA/İSTANBUL