Kürtler tarihleri boyunca hep direndiler. Sömürgeciler Kürtlere hep biat etme politikasını dayattılar. 25 Ocak 2001 tarihinde HADEP Silopi Başkanı Serdar Danış ve sekreteri Ebubekir Deniz devletin güvenlik güçlerince gözaltına alındı. Bugüne kadar kendilerinden hiçbir haber alınamadı. Kürtler ise kendilerine dayatılan bu biat politikasını reddettiler. Halen de reddediliyorlar. Şüphesiz ki onurunu satanlar hariç.
Kürtler sömürgecilerle aralarındaki orantısız güç dengesizliğine karşın direniyorlar. Sur'da iki aya yakın zamandır tüm güçlerini kullanmalarına rağmen halen netice alamamışlar. Türk güvenlik güçleri tüm istihbarat güçlerini seferber etmelerine rağmen kısa boylu keskin nişancı Kürt kadınların izini bulamadı. Halkı göçerterek YPS güçleri ile karşı karşıya kalıp Sri Lanka'da olduğu gibi süpürme yapma arzuları da gerçekleşmedi.
Şimdilerde tüm hınçlarını sivil insanlardan alıyorlar. Eski Ağrı milletvekili Halil Aksoy beş yıl önce yaptığı konuşmalardan dolayı tutuklandı. Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız ve Ferhat Encü'yü bir punduna getirirlerse bir kaşık suda boğacaklar. Seçilmişlerin çoğu cezaevlerinde. Sur'da 83 yaşındaki insanı yaktıkları ev ile birlikte öldürüyorlar. Barbarlığa karşı sesini yükselten akademisyenler, gazeteciler, aydınların hepsi vatan haini. İkinci Dünya Savaşı sırasında Yunanistan'daki Haydari Kampı'nda olduğu gibi silahlarının namlusuna düşünce eylem, düşünmek yasak diyorlar.
Sur'u koruma altına alındığını açıklayan UNESCO, dünya demokratik kamuoyu, müslümanlar, liberaller, -bazı istisna akdemisyenler, aydınlar hariç-, tüm dünya koyu bir sessizlik içerisinde zalimin zulmünü onaylıyor.
Kürt halkının payına ise direnmek kalıyor. Direnmek sadece silaha sarılmak değildir. Pasif direniş de direnişin bir diğer biçimidir. Sur, Cizre, Silopi, Nusaybin, Gever ve diğer Kürdistan yerleşim yerleri de topyekûn direniş yapabilmiş olsa idi Sur, Cizre, Silopi harabeye çevrilmezdi. Devamlı olarak diasporada yaşayan insanlarımızın bu halka ne oldu sorularına muhatap oluyorum. Evet, bu halka ne oldu? Newroz'da alanları dolduran milyonlar ayağa kalkmış olsa idi böylesi bir imha politikasının hedefi olur muyduk? Şüphesiz ki olmazdık. Demek ki alanları dolduran milyonların alanları doldurması kendiliğindenmiş, örgütlü değilmiş. Bu halka ne oldu sorusunu soranların da iğneyi ilk önce kendilerine batırması gerekiyor. Hiçbir baskı ve devlet terörüne hedef olmayan diasporadaki demokratik eylemliliklere neden sahip çıkmıyorlar!
Birçok olumsuzluğa, eksikliğe karşın Kürtlerin yaşadıkları her yerde zulme, teröre, baskıya, topyekûn katliam provalarına karşı direnmekten başka hiçbir seçenekleri yoktur. Devletin ve AKP'nin bütün planı direnişi kırıp, sonra da tıpkı doksanlarda olduğu gibi korucubaşlarını, devletin borusunu üfleyen kendilerince kanaat önderlerini, devletin paralı imam ve seyidlerini, şeyhlerini, bugün yapılan katliama sesiz kalan mürekkep yalmışları Beştepe'deki sarayda toplayıp kendi bildikleri gibi sorunu çözmektir. Direnenler bu fırsatı devlete, AKP'ye ve borazanlarına verecekler mi? Sanmıyorum. Yaşarsak göreceğiz.
KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* 25 Ocak 1984'te Ala Rizgarî davası sanıklarından Remzi Aytur Diyarbakır Cezaevi'ndeki katliamları protesto etmek için yaşamına son verdi.
* 25 Ocak 2001'de HADEP Silopi Başkanı Serdar Danış ve sekreteri Ebubekir Deniz devletin güvenlik güçlerince gözaltına alındı. Bugüne kadar kendilerinden hiçbir haber alınamadı.
* 29 Ocak 1930'da Ağrı Kürt Milli Hareketi'ni bastırmak amacıyla sömürgeci TC ile sömürgeci İran devleti arasında hudutların yeniden belirlenmesi için anlaşma yapıldı.
* 29 Ocak 1989'da Siirt'e bağlı Nevala Kasaban'da başta Mahsum Korkmaz olmak üzere birçok gerillanın defnedildiği belirlendi. Nevala Kasaban'ın üstü geçen yıl kapatılarak asfaltlandı.
* 30 Ocak 1950'de Apê Musa tarafından "Şark Postası" gazetesi aylık olarak yayınlanmaya başlandı.