DTK Eşbaşkanı ve HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven, Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması amacıyla sürdürdüğü süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eyleminin  83. gününde

 

Açlık grevi eyleminin 45. gününde olan Hilal Ölmez, içinde özgürlük arayışı barındırmayan bir yaşamı kabul edemeyeceğini belirterek, “Bizler bize düşen sorumluluğu üstlendik ve sonuç alıncaya kadar yürüyeceğiz” dedi.

Leyla Güven ile tahliye edildiği Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde birlikte kalan ve 45 gündür süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan Hilal Ölmez, Leyal Güven ile birlikte eylemde olmayı şöyle anlattı: “O benim, bizim için en yakıcı mahkemelerin yapıldığı vicdan alanının temsilcisi, en güvenli yaşam, ana kucağı, özgür kadın aklının arayışçılığının en yüksek mertebesidir. Onun yanında eylemde olmak elbette ki beni çok mutlu kılıyordu.”

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik tecridin kaldırılması talebiyle sürdürdüğü süresiz-dönüşümsüz açlık grevinin 83. gününde olan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven, dün itibariyle bağımsız bir heyet tarafından sağlık kontrolünden geçirilmedi. Avukatların sağlık kontrolü, açlık grevi sırasında oluşan etkilerin tespit edilmesi ve açlık grevi eylemi süresince ilgili uzmanlık alanlarından oluşan bir heyet tarafından sürekli gözlem yapılması için Diyarbakır Tabip Odası’na başvuru yapmış fakat Leyla Güven, kendini iyi hissetmediği için muayeneyi kabul etmemişti. Heyetin önümüzdeki günlerde muayene için tekrar ziyaret etmesi bekleniyor.

 Güven’den sonra cezaevlerinde aynı taleple ilk grubun başlattığı açlık grevi eylemi 45, HDP Hewlêr Temsilcisi Nasır Yağız’ın 70, Mexmûr’da İştar Meclisi Üyesi Fedile Tok’un eylemi 10, DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel ve HDP eski Hakkari Milletvekili Selma Irmak’ın ise 15. gününde devam ediyor.  Ayrıca HDP eski Muş Milletvekili Burcu Çelik’in de 10 günlük açlık grevi eylemine başladığı öğrenildi.

Irmak: Kararlıyız

Rehin tutulan HDP eski Hakkari Milletvekili ve DTK eski Eşbaşkanı Selma Irmak, ANF’ye gönderdiği mesajda, mutlak tecride karşı durmakta kararlı olduklarını söyledi.

Irmak’ın mesajı şöyle: Sayın Öcalan’ın üzerindeki mutlak tecrit, gayri insani, gayri ahlakidir. Bu toplumsal bir sorun ve talebin bir an önce karşılanması, Sayın Öcalan’ın özgür yaşar ve çalışır koşullara kavuşturulması hayatidir, elzemdir. İç politika malzemesi yapılamaz.

Zaman zaman tek seferlik aile görüşüyle toplumun manipüle edilmesi gayri ahlakidir. Kürt halkının sabrının sınanmasıdır.

16 Ocak’tan itibaren DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel ile süresiz-dönüşümsüz açlık grevine başladık. Hükümetin, Adalet Bakanlığı’nın, tecridin kaldırılması talebine karşılık vermek yerine, açlık grevi eylemcilerinin eylemini boşa çıkarma, manipüle etme girişimi, toplumu hem daha fazla tahrik etme hem de rencide etme anlamına geliyor.

DTK Eşbaşkanı ve Hakkari Milletvekilimiz Leyla Güven’in 8 Kasım’da, Sayın Öcalan’ın üzerindeki mutlak tecridin kaldırılması için başlattığı açlık grevi eylemini kadın yüreğimle selamlıyorum. Yine kadınların öncülüğünde zifiri karanlığa bir ışık, umutsuzluğa umut olmanın sorumluluğunu üstlenmekten büyük gurur ve heyecan duyuyorum. Bu duygularla, elinde meşaleyle karanlığı yara yara en önde yürüyenimiz Sevgili Leyla Güven başta olmak üzere tüm direnişçi kadınları ve Strasbourg’dan Hewlêr’e, Amed’den Kandıra’ya, zamanı ve mekanı direnişle kesen tüm açlık grevi eylemcilerini, değerli halkımızı sevgiyle, saygıyla, umutla ve dirençle selamlıyorum.

Tüm dünya, dost-düşman iyi biliyor ki Sayın Abdullah Öcalan, bir kişi değildir; bir halktır, demokratik ulusun halklarıdır; hakikati arayan, adalete, barışa, insan haklarına, özgürlüklere inanan herkestir. 20 yıldır bir sistem halinde yürütülen İmralı mutlak tecrit sistemi, tüm toplumun bugünü ve geleceği üzerinde yürütülen bir cendereye alma, diz çöktürme, teslim alma sistemidir. Ancak sonuç alınamamıştır, alınamayacaktır.

Eylemcilerin taleplerine bir an önce cevap verilmesi amacıyla böyle bir eyleme başladık. Sayın Öcalan’ın kardeşiyle yaptığı kısa görüşmenin olumlu ama yeterli olmadığını ve mutlak tecridin kaldırılması konusundaki ısrar ve kararlılığımızı bir kez daha ifade etmek istiyoruz.

Bugüne kadar Sayın Leyla Güven şahsında bu talebe destek veren herkese sevgilerimi gönderiyorum. Ancak mutlak tecridin parçalanması için daha büyük bir duyarlılığa, örgütlülüğe ihtiyaç olduğu muhakkak. Herkesi daha sonuç alıcı bir katılımla eyleme davet ediyoruz.”

Sonuç alıncaya kadar

Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan gazeteci Kibriye Evren, Elif Kaya ve Hilal Ölmez ise süresiz dönüşümsüz açlık grevinin ilk grubunda yer alan isimlerden. Amed’in Ergani ilçesinde 1989’da 5 çocuğun üçüncüsü olarak dünyaya gelen Hilal Ölmez, üniversiteyi bitirdikten sonra, yaptığı çalışmalar gerekçe gösterilerek 2017’de tutuklandı. 2 yıldır cezaevinde olan Ölmez, açlık grevine dair Jin News’in sorularını yanıtladı.

 Sık sık baş ağrıları, sese karşı hassasiyet, uyku bozukluğu,  kilo kaybı, okuma ve algılamada ağırlık, zaman zaman tansiyon düşüklüğünden kaynaklı halsizlik ve yorgunluk gibi sorunlar yaşayan Ölmez,  “Bir Kürt kadını olarak bu dönemde kendimi sorumlu hissediyorum. Duygularım da sorumluluğum çerçevesinde gelişiyor. Çünkü Ortadoğu’da ciddi bir kriz ve savaş politikalarıyla yaşanan bir kaos var. Tüm canlı aleminin, insan aklıyla katledildiği bir dünya ve zaman içerisindeyiz. Bu nedenle kendine ‘insanım’ diyen herkesin evrenin bize bağışladığı bu kutsal yaşamı koruma zorunluluğu vardır. Herkes kendine ‘nasıl yaşamalıyım’ sorusunu sormalı ve cevap aramalı. Herkes ama herkes yaşamı kutsamak, korumak zorundadır. İçinde özgürlük arayışı barındırmayan bir yaşam özünde olmamayı ya da belki de olmanın lanetliliğini de taşır. Kutsallık ve lanetlilik bizim seçeneğimizde gizlidir. Şimdi ben de lanetlenmek istenen yaşam kutsallığına karşı ‘hayır özgürce ve insanca yaşamak istiyorum’ diyorum bu eylemle. Kürt halkına karşı Sayın Abdullah Öcalan şahsında yürütülen tecrit, insanlığın özgür yaşam isteğine karşı bir saldırıdır. Bu nedenle bu eylem beni vicdanlı, huzurlu, mutlu ve sorumlu kılıyor.

Güven’in yanında eylemde olmak

Leyla Güven aynı koğuşu paylaşan Ölmez, Güven’in oğunlaşma, moral, motivasyon ve duruşunun eylemden önce de eylem sürecinde de büyük güç verdiğini vurguladı. Ölmez, şunları ifade etti: “Onun şahsında tarihten günümüze özünü kaybetmeyen Kürt kadınının duyarlılığı, yaşamı koruma içgüdüsü, dayanıklılığı, bilgeliği ve halkına karşı sorumluluğu yeniden topraktan beslenen fidan gibi yeşeriyor. Kürt kadını, Leyla Qasım, Rindê Xan, Zarife ve Saralar’ın ruhuyla bugün 21.i yüzyıla öncülük ediyor. Erkek egemen zihniyetle yaşama saldıran akla karşı bir savunma aklıdır Leyla arkadaşın eylemi ve duruşu. Bir eylem anda açığa çıksa da o eylem kişilik yapısıyla, düşünce tarzıyla binlerce zaman öncesini yüreğinde biriktirebilir. Bunun için Leyla arkadaşın şahsında gerçekleşen öncülük bir kadın olarak başarıya olan inancımı, özgürlük aşkının hiç tükenmeyeceğinin akış sevincini yükseltti yüreğimde. O benim, bizim için en yakıcı mahkemelerin yapıldığı vicdan alanının temsilcisi, en güvenli yaşam, ana kucağı, özgür kadın aklının arayışçılığının en yüksek mertebesidir. Onun yanında eylemde olmak elbette ki beni çok mutlu kılıyordu. Kendisiyle sürekli tartışmalarımız gelişiyordu. Leyla arkadaş ‘Ben eski toprağım çabuk devrilmem’ diyordu. Her konuda söylem ve eylem birlikteliğini esas alan Leyla arkadaşın tutumu bu konuda da aynıdır.”

Savaş aklına ‘Hayır’ diyorum

 Ölmez, uzun bir dönemdir Kürt sorununun çözümsüzlüğüyle yürütülen savaş politikaları nedeniyle ölümler yaşandığını; şehirde, dağda, ovada, zindanda, sınır içi ve dışında tüm politikaların savaşa endeksli olduğunu hatırlatarak, neden eyleme katıldığını şöyle anlattı: “Savaş naraları atılıyor ve herkes de buna alkış tutuyor. Savaşa güdümlü bir toplum yaratılıyor. Ben de bu topraklarda yaşayan bir kadın olarak savaş politikalarını kabul etmiyorum. Halkların bir arada yaşadığı, demokratik bir toplum ve iradesiyle kendini gerçekleştirebilmiş bir birey olmak istiyorum. Bunun için İmralı tecridiyle yoğunlaştırılan savaş aklına ‘hayır’ diyorum. Bunu bize söyleten vicdanımızdır. Beni bu eyleme iten de yapabilen, gücü olanlara katılmak. Herkesin nerede olursa olsun, yapabileceği çok şey var. Bu zindanda tarihte çok şeyler yaşandı. Birçok bedel verildi. Bazı hakların kazanılması, insanca muamele görebilmek, onurluca yaşayabilmek için ölüm oruçları, açlık grevleri yapıldı, bedenini ateşe verenler oldu. Bunu duvarlar bile her gün bize hatırlatıyor. Hafıza ve yüreğe işlenen derin anlamlar bitmiyor ve yitirmiyor hiçbir şeyi. Biz de şu an bunun bilincindeyiz. Süreçler farklı ama amaçlar onurlu, özgür ve vicdanlı yaşayabilmede ortaklaştığı için özü birleşiyor. Bu nedenle burada, bu eylemde olmanın ruhu farklıdır. Burada tarihi daha derinden yaşıyorum ve yeniden duvarlar bize onları anlatıyor ve hala bu mekanlarda onların yürekleri atıyor. Dışarıda yürütülen açlık grevleri ve eylemsellikler de büyük anlam taşıyor elbette. Bazen seslerimizin toplumsallaştığını da duyuyoruz.”

 Eylem devam edecek

Yürütülen direniş sonucu 12 Ocak’ta kısa bir görüşme yaptırılmasının önemli olduğunu, bunun kendilerine büyük moral ve heyecan kattığını söyleyen Hilal Ölmez, “Ama bizim talebimiz avukatların, ailenin düzenli olarak görüşme yapabilmesi olduğundan, bu görüşme eylemi bitirme gerekçemiz de olamaz. Bundan sonraki süreçte de sonuç alana kadar eylemi sürdürmede kararlıyız. Bizler bize düşen sorumluluğu üstlendik ve sonuç alıncaya kadar yürüyeceğiz. Çocukların özgür gelecek, umut ve hayallerine layık olmaya çalışacağız. Herkes bu süreçte sorumluluk üstlenmelidir. Herkesin emek ve vicdan sahibi olması gereken bir dönemdir” şeklinde konuştu.

 

AMED

 
 

Cezaevi önünde protesto

   

Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi önünde tecride karşı açıklama yapan Zindanlarla Dayanışma İnisiyatifi üyeleri ve HDP’liler, tecridin kaldırılması talebinin kabul edilmesini istedi.

Marmara Zindanlarla Dayanışma İnisiyatifi, açlık grevlerine dikkat çekmek amacıyla dün Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi önünde basın açıklaması yaptı. “Leyla Güven haklıdır tecrit kaldırılmalıdır” pankartının açıldığı eylemde, “Yüzbinler olup 3 Şubat’ta Bakırköy’de olacağız”, “Hepimiz Leyla’yız”, “Tecridi kır faşizmi parçala” dövizleri taşındı.

 Eylemde ilk olarak söz alan HDP Milletvekili Dersim Dağ, Öcalan üzerinde ağır bir tecrit uygulandığını ve tecride karşı bir direnişin örgütlendiğini dile getirdi. Direnişin yayılarak büyüdüğünü ifade eden Dağ, “Tecrit kalkmadığı sürece bu ülkeye barış, özgürlük ve eşitlik gelmez” dedi.

Basın açıklamasını yapan HDP Bahçelievler Eşbaşkanı Özlem Noyan, Öcalan üzerinde sürdürülen mutlak tecridin devam etmesi halinde açlık grevi eylemcilerinin sayısının her geçen gün artacağını söyledi. 12 Ocak’ta Öcalan’la kardeşi Mehmet Öcalan’ın görüşmesine de değinen Noyan, bu görüşmenin açlık grevlerindeki tutukluların ve onları sahiplenen halkın mücadelesi sayesinde olduğunu ifade etti. Noyan, şöyle devam etti: “AKP iktidarı Güven’in tahliye edilmesi ve Öcalan ile yapılan görüşmeyi bir lütuf olarak görmemizi istemektedir. Bu bir lütuf değildir. Güven’in ‘Sayın Öcalan’la aile avukat ve siyasi heyetlerin görüşmesi sağlanana kadar açlık grevine devam ediyorum’ demesi bizler için mücadelenin artarak devam etmesi gerektiği inancını artırmıştır.”

Direnişçiler haklıdır

 Öcalan’a uygulanan tecridin ülkenin her kesimine yönelik olduğunun altını çizen Noyan, İmralı mutlak tecridinin tüm topluma yayıldığını söyledi. İmralılaşan Türkiye gerçeği karşısında mutlak tecridin geriletilmesinin, halkların üzerindeki kuşatılmışlığın kaldırılması anlamına geldiğini belirten Noyan, sözlerini şöyle tamamladı: “Mevcut ekonomik çıkmazın, Rojava ve genel savaş politikalarının hepsinin mutlak tecritle bağı vardır. Bu bağlamda bizler açlık grevi eylemlerinin ve eylemcilerinin taleplerinin kabulü için tüm devrimci, demokrat kamuoyuna ve halklara çağrıda bulunuyoruz. Herkesi ve her kesimi cezaevlerinde yükselen bu direnişe ses vermeye çağırıyoruz. Cezaevlerinde açlık grevlerine giren tutsakların talebi talebimizdir. Güven ve zindan direnişçileri haklıdır. Mutlak tecrit kaldırılmalıdır.”

Yürüyüşe polis engeli

 Açıklamanın ardından grup cezaevi önünden E5 karayoluna doğru yürüyüşe geçti. Bir süre yürüdükten sonra önleri polis tarafından kesilen grup, “Direne direne kazanacağız”, “Bijî berxwadane zindana” sloganlarıyla engeli protesto etti. Grup, 10 dakikalık oturma eyleminin ardından dağıldı.