REPAK’ın Hewlêr’deki bürosunun yasadışı bir şekilde kapatılmasının üzerinden 7 ay geçti. Hiçbir uyarı yapılmaksızın ve Kürdistan Bölgesi STK Yasasını işletmeden yapılan baskının ardından REPAK’ın çalışmaları Başurê Kurdistan’ın bir parçasında fiilen yasaklanmış oldu. Zira kurumun üyeleri baskının ardından, yine tamamen keyfi bir şekilde Hewlêr şehrinden Kerkük yönünde ‘sınırdışı’ edilmiş ve şehre girişleri yasaklanmıştı.

Bundan iki hafta önce benzer bir durum Duhok’ta yaşandı. Şengal soykırımından sonra kurulan ve Êzîdîlere dönük önemli çalışmalar yürüten ABD merkezli YAZDA derneğinin kapısına kilit vuruldu. Hem yerel hem de uluslararası düzeyde yükseltilen tepkilerin ardından, herhangi bir gerekçe bildirilmeden yapılan baskın ve kapatmanın nedeni olarak YAZDA’nın siyasi faaliyet yürüttüğü belirtildi. Yani YAZDA, yetkilileri Êzîdîlere ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapmakla eleştirdiği bir açıklama yaptığı için kapatılmış. Resmi gerekçe bu.

REPAK’ın kapatılması da benzer bir şekilde savunulmuştu. REPAK, bir sivil toplum örgütü olarak siyasi faaliyet yürüttüğü için (buna bir açıklama yayımlamak da girebiliyor) kapatılmış. 

Çok ilginç, değil mi? Sivil toplum örgütleri, tamamen siyasi bir şekilde, siyasi faaliyet yürütmek gerekçesiyle kapatılabiliyor. İyi de, dünyanın hangi yerinde STK’lar siyasi alandan men ediliyor? STK’lar toplumun, toplumsal alan üzerinden siyasete müdahil olma araçları değil mi aynı zamanda? Dolayısıyla bir STK’nın siyaset yapması, açıklama yayımlaması, hükümeti eleştirmesi kadar doğal bir şey olabilir mi? Ki sivil toplum örgütleri ve dernekler aynı zamanda toplumun temel bir demokrasi dinamiğidir. Sivil toplum veya politik toplum gelişkin, güçlü ve aktif olduğu oranda demokrasiden bahsedilebilir. 

Siyaseti parlamentoda temsili bulunan partilerin, hatta kendi tekelinde gören anlayış ise demokrasinin gelişmesine hizmet etmez. Tersine, daraltır. Devlet + demokrasi formülü orada işlemez. Orada devlet eksi demokrasi formülü hakim olur. Bu ise mevcut sorun ve krizleri çözmediği gibi habire yeniden kriz üretir. Bu da er ya da geç patlamayı beraberinde getirir. 

REPAK’ın Hewlêr’deki bürosu kapatıldığında bu haksızlığa ve hak ihlaline karşı başvurduğumuz ilk isimlerden biri de Soran Ömer olmuştu. Zira Komala İslam Milletvekili Soran Ömer, Kürdistan Bölge Parlamentosu’nun İnsan Hakları Komisyonu Başkanı. Ömer, başvurumuz üzerine bu hak ihlalinin incelenmesi talebiyle Kürdistan Bölge Hükümeti’ne resmi dilekçe vermişti. Çokça yaptığı işlerdendir bu. İnsan Hakları Komisyonu Başkanı olarak hak ihlallerinin oldukça yaygın olduğu ülkemizde sık sık başvurular alıp hükümete dilekçeler sunar. Bu dilekçeler bir nevi soru önergesi niteliğinde. 

Geçen günlerde Soran Ömer, iş yeri olan parlamentonun bulunduğu Hewlêr kentine girişte Gorran Hareketi Milletvekili Ali Heme Salih ile birlikte gözaltına alındı. Yanında ailesi de vardı. İki vekil KDP’nin denetimindeki Pirde kontrol noktasında asayiş güçlerince iki saat gözaltına tutuldu. Bu süre içinde halkın oylarını alarak parlamentoya seçilen iki vekile kontrol noktasında görevli üniformalılar tarafından hakaretler edildi. Sonra ise halkın kendilerini temsil etmek üzere seçtiği parlamentonun bulunduğu Hewlêr’e bırakılmadan Süleymaniye’ye geri dönmeye zorlandılar. 

İki vekilin bundan sonra da şehre girişi engellenir mi belli değil. Ancak aynı şekilde Ekim 2015’te Hewlêr’e girişi yasaklanan Kürdistan Bölge Parlamentosu Başkanı Yusuf Muhammed, hala şehre girip görevini yerine getiremiyor. 

Bir partiye rahatsızlık veren tüm milletvekillerin Hewlêr’e girişi engellendiğinde ne olacak? İki buçuk yıldır giderek derinleşen siyasi kriz çözülmüş mü olacak? HDP’li milletvekillerin AKP tarafından tutuklanmasını değişik şehirlerde protesto eden Başur halkı vekillerine karşı bu tutumunu kabul mu edecek? Bağımsızlık ve birlikten dem vurulduğu şu zamanlarda kutuplaşma böylece daha da derinleştirilmeyecek mi? Ya sonra? Sonra ne olacak? Her şey daha mı iyi olacak?

Onlarca, belki de yüzlerce insan hak ihlalinde hükümete dilekçe sunan Kürdistan Bölge Parlamentosu İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Soran Ömer, şimdi kime başvursun? Başına gelen ciddi hak ihlalini kime bildirsin?