Sorbonne Üniversitesi'nin Centre Panteon Konferans Salonu'nda, "Ez Kurdim" filmiyle başlayan "Ortadoğu jeopolitiğinin kalbindeki Kürdistan" başlıklı konferansta, Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) üyesi Adem Uzun, yazar Ahmet İnsel, araştırmacı-yazar Marine Kervarrec, tarihçi Pascal Torre, avukat Sylvie Boitel ve Kürdistan'da Fransa konsolosluğu yapmış eski bürokrat Frederic Tissot konuştu. Konferansın moderatörlüğünü ise Fransa Kürdistan'la Dayanışma Derneği Başkanı Sylvie Jan yaptı.

Konferans öncesi konuşan "Ez Kurdim" filminin yönetmeni Antoin Laurent, film fikrinin oluşmasında Paris'te katledilen Fidan Doğan'ın büyük katkısı olduğunu aktararak, "Asıl amacım Kürt toplumunu Fransızlara daha iyi anlatabilmek" dedi.Fransa'nın 1980 sonrasında Kürtleri korumak için kapılarını açtığını ancak bugün aynı insanlara terörist muamelesi yaptığını hatırlatan Laurent, "Bu politika değişikliği, Fransa'nın Türkiye'yle kurduğu ekonomik ilişkiler sonucu gerçekleşti" dedi.
Konferansın ilk konuşmacısı avukat Sylvie Boitel, öğrencisi olduğu okula yıllar sonra gelmenin mutluluğunu yaşadığını ifade ederek, "Bir zamanlar burada kriminal hukuk bölümünü okuyordum. O zaman Kürt halkı ve coğrafyasını hiç bilmiyordum. Şimdi okuluma geldim ve o dönem tanımadığım bir halkın avukatı olarak geldim" diye kaydetti.

'Aslında Türk sorunu var'

Boitel'in ardından Türkiyeli yazar Ahmet İnsel söz aldı. Türkiye'nin ciddi bir siyasi krizden geçtiğini belirten İnsel, 2009-2013 yılları arasında Türkiye'de Kürtlere uygulanan baskıları anlattı. KCK davalarından binlerce kişinin tutuklandığını ve tutuklama furyasının aktivistlerle sınırlı kalmadığını, avukatlar, politikacılar, seçilmişler, gazeteciler ve milletvekilerine kadar uzandığını hatırlatan İnsel, "Barışı isteyen esasta Kürtlerdir. Türkiye'de de aslında Kürt sorunu değil, Türk sorunu vardır" dedi.


'Oslo'da barışa yanaşmadılar'
İnsel'den sonra sözü, Kürt siyasetçi Adem Uzun aldı. Uzun, gelinen noktada "Kürt sorunu" tanımlamasının aşıldığını vurgulayarak, "Kürtler, yıllarca baskı ve zulüm altında kendilerini var etme kavgası verdiler; mücadeleri sonucunda şimdi inşa sürecini yaşıyorlar" dedi. Kürtlerin milliyetçilik yapmadığını ve bölgedeki bütün halkların kardeşçe, özgür ve demokratik bir toplumu inşa aşamasında olduklarını vurgulayan Uzun, Oslo Görüşmeleri'ne de değindi: "Oslo'da Türk heyetine, gerekirse 6 ay oturup konuşalım ve bu soruna çözüm geliştirelim, dedik. Ama yanaşmadılar. Üstelik bunu kabul etmemekle birlikte, Oslo Görüşmeleri'ne katılanları da komployla tutukladılar. Barış süreci başladığında da Kürt devrimci kadınları katlettiler."
Barışta ısrar edenin her zaman Kürtler olduğunun altını çizen Uzun, Kürdistan'ın bugünkü durumunda Fransa ve Avrupa devletlerinin de büyük rolü olduğuna dikkat çekti.

'Kürt alternatifine karşı birleştiler'

Konuşmasında Rojava Devrimi'ne de değinen Uzun, Kürtlerin ne rejimle ne de muhalif olarak anılanlarla bağ kurduklarını, kendi alternatif çizgilerini oluşturduklarını belirterek, şöyle devam etti: "Kürtlerin alternatif çizgilerini oluşturmasına karşı, Türk devleti ve Suriye devleti, aralarında çelişki olmasına rağmen El Kaide çetelerini birlikte desteklediler ve oradaki kantonlara saldırdılar. Özellikle Kobanê kantonunda yaşanan kuşatma devam ediyor. Halkın bu kuşatmaya karşı direnişi de sürüyor."
Uzun'un ardından sözü, 2007-2012 arasında Güney Kürdistan'da Fransa Konsolosluğu yapmış olan Frederic Tissot aldı. Kürdistan'ın geleceğinin genç kuşaklarda olduğunu belirten Tissot, Kürdistan'ın dört parçasında da özgün sorunlar olduğuna dikkat çekti.
Konferansta konuşan diğer isimlerden yazar Marine Kervarrec Kürtlerle nasıl tanıştığını anlatırken, tarihçi Pascal Torre ise seçim döneminde Kürdistan'da olduğunu aktararak, "Kürtler büyük bir ilerleme yaşadı" dedi. Torre ayrıca, Kürt kadınlarının özgürlük mücadelesinde büyük rol oynadığına da dikkat çekti.
18:30'dan 21:30'a kadar oldukça canlı tartışmalarla devam eden konferans, soru-cevap bölümü ardından sona erdi.


SELMA AKKAYA/ PARİS