
Horasan Kürtleri, ‘Kürtlerin kara kutusu’ gibidir; bu topluluğun, Kürtlerin en eski renklerini, giysi ve aksesuarlarını koruduğuna inanıyorum.
Kurmanci lehçesini konuşan Kürtler, giysiler için genellikle ‘cil, çek ve kinc’ kelimelerini kullanır. Horasan’da yaşayan Kürtler ise ‘kon’ der. Toplum içinde de ‘cil û cor’, ‘cil û berg’ ve ‘kinc û kol/kon’ derler. Horasan Kürtlerinin bu isimlendirmesi ilginç ve diğer bölgelerde yaşayan Kürtler tarafından pek kullanılmaz.
‘Kon’un Türkçe karşılığı çadırdır. Eski zamanlarda çadırlar keçi yününden tezgahlarda örülürdü. Dokuma sanayisinin gelişmediği dönemlerde Kürtler giysilerini tezgahlarda dokur, oluşan parçaları iplik ile örerek, giysilerini meydana getirirdi.
Cil, kor, berg, kinc
‘Kon’ (çadır) kelimesinin Horasan Kürtlerince kullanılmasının sebebi eski üretim şeklinden olsa gerek. Bu, hem Orta Anadolu hem de Horasan Kürtleri arasında kullanılagelen bir yöntem. Aslında iki bölgede yaşayan Kürtler aynı aşiretlerin ikiye, hatta dörde bölünmüş parçalarıdır. Bu giyim tarzını eski fotoğraflarda da açıkça görmek mümkün.
‘Kon’ kelimesi kaynağını ‘kirin-yapmak/örmek’ fiilinden alıyor. Anadolu Kürtlerinin giysileri için kullandığı ‘kinc’, Horasan Kürtleri arasında damat elbisesi için kullanılıyor. Aslında daha forslu giysileri adlandırmak için de söylenir. Botan’da ise eski giysiler için söylendiğini biliyoruz.
Kürdistan’ın farklı bölgelerinde giysiler için genelde ‘cil’ denilir. Orta Anadolu Kürtleri ise ‘cil’i çoğunlukla atların üzerine atılan eski battaniye türü kaput manasında kullanırdı. Atları soğuktan korumak için ‘gelt, telis, cer’i elle örüp üzerlerini örterlerdi. Yörede; ‘Te hesp cil kirin?’ derlerdi, (sen atları eyerledin mi?) Botan yöresinde ise ‘cilik’ denilirdi, -ki bu, semer altı bezi anlamındadır. ‘Cor’ ise atlar için yapılan korumalıklardan gelmektedir. ‘Cer’ kelimesinden de geliyor olabilir, -bu da atların yem torbasıdır. Hatta ‘farklı’ anlamında kullanılan ‘cur’ kelimesinden de gelmiş olabilir. Belki de hayvan ve insanlar için giysilerin farkını ortaya koymak için söylenmiş olabilir. Yine ‘berg’ kelimesi de Kürtçedeki ‘liberxwe kirin’, giymekten veya süsleme takılarından geliyor olabilir.
Elbiseler ve renkler
Horasan Kürtlerinin giysilerinin otantik olması, tarihin derinliklerinden gelen özelliklerini koruyor olması hep tartışma konusu olmuştur.
Horasan Kürtlerinin elbiselerinin özelliklerini ve ilginçliklerini birkaç noktada değerlendirmek mümkün:
Süs takıları: Altın, gümüş, kofi, tas gibi süsleme takıları, Kürdistan’ın her bölgesinde görülür. Ama bunlar artık çoğunlukla kaybolmuş veya kaybolmakla yüz yüze. Horasan’da ise bu yaşıyor ve canlı, günlük yaşamda kullanılıyor.
Etek: Kürtçe, ‘fistan’ denilir. Horasan’da uzun ve kısa olmak üzere iki çeşittir. Kısaları diz üstüne kadar gelir. Aşiretlere göre ise renkleri değişir. Kuzey Kürdistan’ın Serhat bölgesinde, Celali aşiretleri arasında da görürüz, -ki hepsi birbirinden kopmuş aşiretlerdir. Ama genelde kırmızı ve uzun olan bir etek çeşidi var ki, bunu sadece Horasan’daki ‘’Lain/Layin” Kürtleri arasında görmek mümkün. Bu önemli bir özellik, birazdan değineceğiz.
Giysi renkleri: Horasan’daki bütün erkek ve kadın giysilerinde kırmızı renk hakimdir. Bu dikkat çekici. Çünkü bunun dini, tarihsel, toplumsal bir derinliği ve geçmişi olduğunu biliyoruz.
Horasan’da iki tür giysi
Kadın: Bu giysiler özeldir. Renkleri genelde kırmızıdır ama siyah, kahverengi ile tamamlanır, ayak bileklerine kadar uzanır. Hepsi elle ve tezgahlardan ipekle örülür. Yapımı çok zahmetlidir, bu yüzden pahalıdır. Motiflerinde, düğmelerinde, takılarında, dikiş tarzlarında bir asalet vardır. Ben ilk gördüğümde, bu elbiseleri giyenlerin ya kral veya rahiplerin soyundan geldiğini düşünmüştüm. Bu, fors, zerafet, incelik ve takılar, ancak bir kraliyet sarayında ya da kutsal bir mabette yaşayanlarda olur. Nitekim bu geleneğin bugüne kadar inatla korunmasının da ayrıca bir tarihsel gururun göstergesi olduğuna inanıyorum.
Erkek: Giyim sade ve rahattır. Yukarıda kırmızı ve uzun bir gömlektir. Erkek ve kadının düğün elbisesi tamamıyla kırmızıdır. Hemen hemen başka renk yok gibidir. (Resim-5’e bakınız). Bilinmesinde fayda vardır; kırmızı renk elbiseler tarihi, dini ve toplumsal bir birikimin sonunda ortaya çıkmıştır. Hiçbir renk ve özellik bundan bağımsız değildir. Kürtlerin ataları olan Şadilerde (Şedadê) kırmızıyı görüyoruz. Şadiler savaşa gitmeden önce yüzlerini kırmızı ile boyarlardı. Bunun nedeni düşmanın üzerinde psikolojik baskı kurmak, yaralanması durumunda düşmanı cesaretlendirmemek ve arkadaşlarının moralini diri tutmak içindir. Ayrıca bu giysiler çok rahat ve sade; aynı zamanda güzel. Yukarıda bol bir gömlek, bol bir pantolon, beli sağlam tutan bir sarmal, boğazında ter veya kanı kurutacak bir boyunbağı ile ayak bileklerini saran ‘Pitaw’ adındaki kalın çorap vücudun seri hareket etmesini sağlar. Bir at binicisinin veya savaşçının giysileri bundan daha iyi olamaz.
Kırmızı rengin öne çıkmasının en önemli nedeni de Kürtlerin derinliklerinde yatıyor. Horasan, Orta Anadolu, Batı Kürdistan sınır boyu, Efrîn, Kobanê, Rusya Kürtlerinin eski dinleri Kızılbaşlıktır. Bu Osmanlı kayıtlarında ‘Sersor’ olarak geçer, -ki bu, Kürtçe’dir ve Türkçe karşılığı kızılbaştır. Ama tarihi ve dini baskılar sonucu dinlerini değiştirmek zorunda kalmışlardır. Eski inançlarını elbiselerinde, renklerinde ve danslarında yaşatmak zorunda kalmışlardır.
Horasan Kürtleri’nin elbiselerindeki kırmızı renk üzerinde farklı görüşler de var. Bazıları Horasan Kürtleri’nin bu renkleri Kazak ve Türkmenler’den aldığını iddia eder. Bu görüşün doğruluk payı yok denecek kadar azdır. Çünkü, Kürtlerin çoğunluğu aynı aşiret veya aşiret konfederasyonlarından farklı coğrafyalara dağılmıştır. Efrîn ile Horasan arasında binlerce kilometre mesafe var ama Efrîn’de de hakim olan renk kırmızıdır. Diğer bölgelerde yaşayan Kürtlerin giyim, halı ve süsleme malzemelerinde hep kırmızı öne çıkar.
Horasan, Serhat, Dersim, Maraş, Urfa, Kobanê, Efrîn ve Orta Anadolu hattı üzerinde yaşayan Kürtlerin, (belki Orta Anadoludakilerin bir kısmını ayrı tutmak kaydı ile) sanat, elişi ve giyimlerinde hep kırmızı rengini görürüz. Orta Anadolu’daki değişimi ise Sünnileşmesine bağlamak gerekir. Sünni inancında kırmızı tercih edilmez, yeşil revaçtadır. Orta Anadolu Kürtlerin eski giyim ve halı işlerinde de yine kırmızı renk vardır. Dersim ve Sivas Alevileri’nin giyimleri de kırmızıdır.
Yukarıda zikrettiğim coğrafyalarda yaşayan Kürtlerin eski inancı Zerdüştlük, Êzîdîlik ve Kızılbaşlıktır. Buna karşı çıkanların olduğunu biliyorum. Örneğin Reşi aşireti Orta Anadolu’da Sünni, Kürdistan’da Sünni ve Alevi, Horasan’da Şii, Rusya’da ise Êzîdî’dir. Bunun herhalde bir açıklaması olmalı…
Abbasilerle savaşta kırmızı bayrak
Kürtlerin önderi Ebu Muslîm Xorasanî hunharca katledildiğinde, bunların savaşçıları intikamını almak için kırmızı bayrak kaldırarak Abbasiler ile savaşa gitmişlerdir. Bu yüzden bunlara ‘’Soralaman” da denilir, -ki anlamı kızıl bayraklılardır. Bu durum Mazdeki, Hurremi ve Safevilere kadar gider.
Horasan’daki diğer Kürt aşiretleri de kırmızı rengi çok kullanır ama Lainliler kadar değil. Onların giysilerinde renk çeşitliliği fazladır. (resim 6). Genelde gömlek kırmızı ama entari sarı, beyaz, pembe ve diğer açık-sıcak renklerdir.
Hatta her aşiretin bir rengi var denilse yeridir. Yine elbiselerinden hangi aşirete mensup olduklarını çıkarmak mümkündür. Bu bütün Kürtlere has bir özelliktir.
Orta Anadolu, Efrîn, Antep, Dersim, Serhad ve Horasan Kürtleri aynı aşiret veya aşiret konfederasyonlarının birer parçalarıdır. Bunların birbirinden ayrılması 433 yıla tekabül ediyor. Bu süreçte giyim, renk ve folklörde de bazı değişikler olmuş… (Resim-7).
Örneğin Orta Anadolu’daki Şeğıkan aşiretinde kırmızı renk kaybolurken, Sivas, Efrîn ve Horasan’daki Şeğıkanlarda bu hala korunuyor.
Kürt tarihçisi Mehrad R. Izady, ’’8000 yıl önce de Kürt giysileri üzerindeki bu renklilik ve doğa renklerinin etkisi vardı. Horasan’daki Kürtler günümüzde kaybolmuş olan eski Kürt giysilerini hala koruyor (Kürtler, sayfa 443). Dini değişiklik olmasaydı bu renkli giysileri Kuzey Kürdistan’da görmüş olacaktık’’ diyor.
Giysilerde meydana gelen değişiklik de dikkat çekici; 433 yıl içerisinde aynı aşiretin iki ayrı coğrafyada yaşayanlarının elbise formu değişmiş. Anadolu’da 50 öncesinde kullanılan, Lain/Layin de kullanılanlara çok benziyor ama bazı farklılıklar da yok değil. Anadoludakiler xeftanın altına (derpêkiras) don giyerken, Laindekiler çorap giyer. Horasandakiler uzun entarilere ‘Paçekiras’ der. Anadoludakiler üç parçalı Xeftan/Zebun giyer, ön tarafa bervang/peşmal giyilir (resim 7).
Bugün Horasan Kürtleri altın ve gümüşü aksesuar olarak kullanırken, Orta Anadolu’da ise kaybolmuş durumda.
Horasan’da kadınlar ”Qaquran” ismini verdikleri bir madeni süsü pazılarına takar (Resim: 9). Madeni aksesuarın olmadığı yerlerde kendi elleri ile dokudukları yünden örülmüş desenler takılır. Ayrıca ’Çenge’ (resim:10) denilen bir takı ise başın ortasından çene altına bağlanır ve tamamıyla madeni paralar ile süslenmiştir.
Bütün bunlar bize, Kürt kadınların süslenmeye ne kadar özen gösterdiğini anlatıyor. En değerli varlıklarını kadının zerafeti için seferber eden bir kültür, değerlidir, asildir ve saygı değerdir.
