Almanya’da Taha Muhammed Gergerlioğlu (59) ve arkadaşlarının 10 ay boyunca casusluk suçlamasıyla tutuklanmasının ardından önceki gün haklarında kefalet karşılığı tahliye verilmesi, Türkiye - Almanya arasında karanlıkta kalan ilişkileri de gündeme getiriyor. 

Gergerlioğlu ve arkadaşlarının Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MİT’e çalıştığı belirtiliyor. 

Gergerlioğlu ve ekibinin, Almanya’da Kürtleri, Alevileri ve farklı muhalif kesimleri takip etmesi ve elde ettiği bilgileri Türkiye’ye gönderdiği yönünde ciddi şüpheler varken, bu kesimlerin temsilcilerinin davaya müdahil olamadan, Koblenz Eyalet Mahkemesi tarafından tahliye edilmesi de başta Federal Hükümet olmak üzere Alman makamlarına önemli bir eleştiri olarak ortada duruyor.


‘Merkel istediğini aldı’

Görüşlerine başvurduğumuz Yeşiller Partisi eski milletvekili ve avukat Memet Kılıç, 1 Kasım seçimlerinden hemen öncede Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Erdoğan arasındaki görüşmenin bu konuda belirleyici bir rolü olduğunu belirtiyor.  

Kılıç’ın yorumu şöyle: “Bu davada klasik anlamda bir beraat söz konusu değil. Almanya ceza usul yasasının ilgili maddesine göre bir ana dava açmaya gerek duymaksızın kişi, kusurunu kabul edip bir para cezası ödeyecek veya bir sosyal cezayı üstlenerek kendisine yönelik açılacak olan davadan kurtulmaya çalışacak. Ancak bu davadaki gelişme bana çok ilginç geliyor. Tahminlerime göre Merkel’in Türkiye’yi ziyaretinin bu davayla bir bağlantısı var. Çünkü bu kişiler sadece Dom Kilisesi’ni izlemediler. Orada bazı insanları da izlemişler. Bunlar kimleri izlemiş? O kişilerin davaya müdahil olmasına olanak sağlanmalıydı. Sanki ortada devlete karşı işlenmiş bir suç var. İki devlet de arasında bu meseleyi halletmiş gibi bir durum var. Sorun iki devlet  arasındaki bir meseleymiş gibi halledildi. Sanıyorum Merkel’in Türkiye ziyareti etkili oldu. Çünkü bu dava açılarak Türkiye’ye bir gözdağı verilmek istendi. Merkel’in ziyaretinden bir kaç hafta önce Almanya’nın Türkiye’yi dinlediği ortaya çıktı. Ondan sonra Merkel Türkiye’ye gittiğinde Erdoğan’a ‘biz sizi dinliyoruz haberiniz olsun’ dedi. Orada da istediği herşeyi alıp geri döndü. 


‘Güçlü adamdan çok şey alınacak’ 

Kılıç, konuşmasının devamında Libya’nın devrik lideri Muammer Kaddafi ile Erdoğan’ın benzer bir yönü olduğuna vurgu yapıyor. Memet Kılıç devamla düşüncelerini şu şekilde anlatıyor: “Merkel geldikten sonra da artık istihbarat teşkilatının mahkemeye bilgiler sunmasına gerek yoktu. Zaten elinde çok fazla bilgi bulunmayan mahkemenin de fazla bir şey yapmasına gerek yoktu. İşte böylesi bir durum gözüküyor. Türkiye’deki Erdoğan geçmişteki Kaddafi gibi kullanılıyor. Kaddafi de sığınmacıların Afrika üzerinden gelmesine engel olmaktaydı. Şimdi Türkiye’deki güçlü adamdan da bir çok şey alınacaktır. Örneğin Kıbrıs Rum Kesimi’nin tanınması, Kuzey Kıbrıs’ın da çok fazla sorun çıkartılmadan Avrupa Birliği’ne katılması gibi.” 

Memet Kılıç, böylesi pazarlıklarla AB’nin Türkiye’den mülteci akımını durdurmayı planladığını vurguladı. 


Davanın kısa tarihi 

17 Aralık 2014’te Almanya’da Türk istihbarat örgütü MİT adına çalıştıkları gerekçesiyle gözaltına alınarak tutuklanan Erdoğan’ın başbakanlığı dönemindeki baş danışmanlarından Taha Muhammed Gergerlioğlu (59) ve birlikte çalıştığı Ahmet Y. (59) ve Gergerlioğlu’nun şoförü Göksel G. (34), 70 bin Euro’luk kefalet karşılığında şartlı tahliye edilmişti. 

Koblenz Eyalet Yüksek Mahkemesi’nde görülen davada hakim, sanıklar arasında geçen binlerce telefon tapesinin dinlenmesinin gelecek bahara kadar uzayabileceği ve delillerin zayıf olduğu gerekçeleriyle taraflara uzlaşma teklif etti. Bu öneri sonrasında savunma avukatları ile federal savcı görüşerek anlaştı. 

Taraflar arasındaki anlaşma metninde ‘Almanya topraklarında yabancı bir istihbarat birimi için faaliyet yürütmekle’ suçlanan Gergerlioğlu 70 bin Euro karşılığında 10 aylık tutukluluğu son bulacak. Sanık A. D. Yüksel ise 5 bin Euro, Göksel G. ise 100 saat sosyal hizmet karşılığında salıverilecek. Sanıkların siciline herhangi bir sabıka kaydı da girilmeyecek.


Muhaliflere takibat

Anlaşmanın bir sonucu olarak sanıklar herhangi bir tazminat talebinde bulunamayacak. Anlaşmada sanıkların suçu reddettiklerine de vurgu yapıldı. Şartlarının yerine getirilmesiyle sanıklar serbest kalacak. 

Şubat 2013’ten polis baskınıyla gözaltına alınma tarihi olan   17 Aralık 2014’e kadar, sanıkların telefon ve internet üzerinden yaptıkları görüşmeler takip altına alınmış ve 20 bini aşkın sohbet kayda geçirilmişti. ‘Gizli’ ibareli 300 belgenin de ele geçirildiği belirtiliyor. 

Polis operasyonunun yapılmasından sonra Der Spiegel dergisi, Gergerlioğlu ve ekibinin asıl görevinin Almanya’da Erdoğan muhaliflerinin takibi olduğunu belirtmiş ve haberinde şu ifadelere yer vermişti: “Zanlıları zorda bırakacak bir diğer önemli nokta da Gergerlioğlu’nun dinlenen konuşmalarında güvendiği kişilere Türk güvenlik aygıtı hakkında söyledikleridir. Kayıtlarda Gergerlioğlu, Erdoğan’a hizmet eden ‘üç sistem’ istihbaratını şu şekilde anlatıyor: Birisi görünen, birisi görünmeyen, diğeri de görünmeyen ve birbirini tanımayanlardan oluşuyor. Bu durumda, Gergerlioğlu’nın içinde yer aldığı grup Erdoğan’a hizmet ediyor ve bu ajanlık sistemi Almanya’ya kadar ulaşmıştır.”


ERDAL ALIÇPINAR/KÖLN