BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak, müzakere sürecinin üç aşamalı olduğunu ve artık ikinci aşamaya gelindiğini ifade ederek, hafta sonu Ankara'da yapılan Demokrasi ve Barış Konferansı'nın bunun ilk adımı olduğunu söyledi.

BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak, partisinin Grup toplantısında, Ankara'da yapılan Demokrasi ve Barış Konferansı'nın çağrıcı ve katılımcılarına teşekkür ederek konuşmasına başladı. İçinde bulunulan süreç ve atmosferin hızlı hareket etmeyi beraberinde getirdiğini ifade eden Kışanak, kısa bir sürede konferansın gerçekleştiğine dikkat çekti. Kışanak, "Sayın Öcalan bir barış olacaksa bu hepimizin barışı olacak. Bu kadim topraklarda yaşayan herkesi bu sürece dahil olmaya davet etti. Bu konferansın böyle de bir anlamı ve önemi var" dedi. Emeğin haklı mücadelesinden, kadınların özgür taleplerine, ekolojik tartışmalara kadar çok yönlü tartışmaların olduğunu ifade eden Kışanak, bunların hukukuyla yeniden yapılanan devlete çok büyük bir katkı sunacağına inandıklarını belirtti. Kışanak, hem siyasetin değişeceğini, hem hukukun değişeceğini ve şimdiye kadar ayrımcı olan tekçi zihniyetin tüm mağdurlarının kendilerine bir alan bulacaklarını kaydetti. Bu konferansta müzakere sürecinin toplumla devlet arasındaki hukuku yeniden inşa etme anlamına geldiğine dikkat çeken Kışanak, bir bütün olarak Türkiye'nin yeniden yapılanmasının motor gücü olunduğunu kaydetti.

Herkes sorumluluk üstlendi

Her kesimin sorumluluk alma, insiyatif alma ve doğruları söylemesinin önemine işaret eden Kışanak, tüm halkların, farklı inanç gruplarının, sosyalistlerin, emekçilerin bir araya geldiğini ve yeni bir Türkiye inşa etme konusunda görev ve sorumluluk yüklendiklerini ifade etti. Konferansta alınan kararlara değinen Kışanak, "Bu tablo tüm Türkiye'yi temsil eden bir bileşendir. Bu müzakereler kesintisiz bir şekilde devam etmeli, kalıcı bir barış ve gerçek bir demokrasi ile nihayete ermelidir kararı var. Biz bu konuda kararlıyız. Müzakere sürecinde olası tıkanıklıkları aşma konusunda doğrudan görev üstlenen bir konferans olmuştur. Parlementoya, hükümete önemli çağrılarda bulunmuştur. İktidarın herşeyi belirleyen tavrından vazgeçmeye ve müzakerenin ruhuna uygun bir tavır almaya davet etmiştir. Muhalefet partisine de bütün partilere de bu çözüm sürecinde demokratikleşme konusunda parlementoyu çalıştırmaya davet etmiştir" dedi.

Geleceğe ışık tutan

Müzakerelerin hızlı ilerlemesi, sürece hizmet etmesi için Öcalan'ın sağlık güvenlik ve özgürlük ortamlarının sağlanmasının konferansta dile getirildiğini belirten Kışanak, "Bu konferans geleceğimize ışık tutan bir konferanstı. Konferansta alınan en önemli bir karar da bir koordinasyon üç komisyon kurarak bundan sonra sürecin doğrudan öznesi olarak kendini tanımlamıştır" ifadesini kullandı. Müzakere sürecinin üç aşamalı olduğunu dile getiren Kışanak, ilk aşamanın devam ettiğini ifade etti. Artık ikinci aşamayı konuşmanın zamanı olduğunu belirten Kışanak, bu konferansın doğrudan müdahil olma, reformları yapma, anayasayı yapım sürecine katılma, hak ve özgürlükleri sağlama şeklinde ikinci aşamanın ilk adımı olduğunu dile getirdi. İktidar partisinin bu süreci ilerletme konusunda doğrudan bir sorumluluk içinde olduğunu kaydeden Kışanak, reformlarının yapılmamasını tek sorumlusunun iktidar partisi olacağını söyledi.

Çözüm Komisyonu'nun önemi

Meclis'te ilk kez Kürt sorununun nedenleri ve çözümlerini araştırma amaçlı bir komisyon kurulduğunu ifade eden Kışanak, "İmha ve inkarcı zihniyetin başımıza ne açtığını ilk defa bu çatı altında tartışıyoruz. Bu konuda komisyon kurulması önemlidir, ancak bir süreyle sınırlı olması, eşit olmaması eksiktir. Ama sırf kurmuş olmak için kurma mantığından hükümetin vazgeçmesi gerekiyor. Bu komisyon sürece uygun bir tutum ve uslup ile çalışmalıdır. Sadece dinleyen, usul yerini bulsun diye bir rapor kaleme alan bir komisyon olamaz. Bu sorunun ağırlığına denk düşen bir şekilde bu komisyon çalışmalarını sürdürmelidir" dedi.

İkinci aşamanın adımları

Kışanak, "Konferansta karar altına alındığı gibi acilen yapılması gereken reformlar ikinci aşamanın başladığı anlamına gelmektedir. İkinci aşamaya gelinmiştir. Her kesim üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir" diyerek, devam yargılamalardaki çarpıklıklar ve astronomik cezalardan örnek verdi.
Kışanak, "Yüreğimizde barışın sevincini yaşayamıyorsak bunun adı barış falan değildir. Barışa inanacağız. Yüreğimizde hissedeceğiz. Barıştan bahsedeceklerse devleti ceberrutlaştıran yasalar değişmelidir. Böyle barış olmaz. Çocuğu yaşlısı herkesi cezaevine atan bir yasa hala duruyorsa bundan ancak utanç duyulabilir. Parlementonun bu utancı durdurması için derhal harekete geçmesi gerekiyor. Barış kendiliğinden gelmeyecek. Bu mücadeleyi yükseltmek hepimizin sorumluluğu" dedi.

Suriye politikası

Suriye'deki gelişmelerin çok kaygı verici boyutta ilerlediğini ve her gün onlarca insanın yaşamını yitirdiğini belirten Kışanak, "Son olarak Hizbullah'ın da bu savaşa dahil olması kaygıları çok daha fazla arttırdı. ABD ve İsrail bir tarafta, Rusya ve Çin diğer tarafta. Ama akan kan Suriye halkının kanı" dedi. Savaşın artık Suriye sınırlarını da aşan kaygı verici bir aşamaya geldiğini belirten Kışanak, herkesin iktidarıyla muhalefetiyle "amasız fakatsız" mezhep temelli halkları birbirine kırdıran böyle bir savaşa karşı çıkması gerektiğini söyledi. Kışanak, "Bunun yaratacağı yangın tüm Ortadoğu'yu yakar. Bu yangına kimse körükle gidemez. Kimse siyasi manevralar uğruna bunu yapmaz. Herkesi diline uslubuna sahip çıkmaya çağırıyoruz. Ortadoğu'da mezhep temelli bir kavgayı böyle gösterenlere sesleniyoruz. Bu savaş daha fazla kan akmadan bir çözüm bulunmalıdır. BDP olarak net bir şekilde savaşın karşısında halkların yanındayız. Suriye de yaşayan tüm halkların tüm kültürlerin haklarını ve özgürlüklerini teminat altına alan bir siyasi çözüm mutlaka bulunmalıdır. Suriye Kürtlerinin tutumu demokratik bir tutumdur. Bu tutumun tüm Ortadoğu'da örnek alınması gerekiyor" dedi.

ANKARA