Bu amaçla DTK ve BDP eşbaşkanları olarak 4 koldan bölge gezisi başlatacaklarını açıklayan Kışanak, sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi için başta hükümet ve devlet olmak üzere herkesin sorumluluğunun bulunduğunu hatırlattı.

Gültan Kışanak, basın mensuplarıyla Cegerxwîn Kültür Merkezi'nde biraraya geldi. Kışanak, KCK'nin açıklamasını tarihi ve önemli bulduklarını belirterek, 5 aydır süren müzakere ve diyalog sürecinin kritik bir aşamasında olduklarını ifade etti. Geri çekilmenin Türkiye kamuoyu tarafından demokratik siyaseti güçlendirmek için büyük bir fırsat olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Kışanak, demokratikleşme ve anayasa çalışmalarının daha cesur tartışmalar ile yürütülmesini istedi. İçinden geçilen sürecin kamuoyu tarafından yeterince idrak edilmesi gerektiğini ifade eden Kışanak, "Çünkü bu süreç bizi ilgilendiriyor, bizim geleceğimizi ilgilendiriyor. Artık bu süreçte yanlış tartışmaları bir tarafa bırakıp demokratikleşmeyi tartışmanın zamanı geldi. Dünkü açıklamayı önemli ve tarihi buluyoruz. Kritik nokta aşılmış oldu. Pratikleşmesi konusunda kamuoyuna gerekli açıklamalar yapıldı. Gerilla kendi disiplini, kendi inisiyatifi ile kendi güzergahlarını kullanarak geri çekilmeyi sağlayacak. Bize düşen, AKP'ye düşen önemli bir görev var. Bu sürecin problemsiz sonuçlanmasını sağlamak. Olası sorunlara gerekli zamanda müdahale ederek çözümünü sağlamak. Bu konuda başta Başbakan olmak üzere bakanlar açıklama yaptılar. Bu açıklamalar açıkça bir teminattır. Bu sürecin can kaybı olmadan sonuçlanması noktasında Başbakan ve bakanlar doğrudan sorumluluk almışlardır. Bu açıklamaları memnuniyetle karşıladık. Türkiye kamuoyu da kendini bu konuda doğrudan gözlemci ve sorumlu görmelidir" diye konuştu.

'Bu sürecin öznesi halktır'

Sürece ilişkin sorumluluklarını yerine getirmek için gerekli hassasiyeti göstereceklerini ve tüm güçleriyle sorumlu davranarak, bulundukları alanda gözlemci olacaklarını ifade eden Kışanak, bu çerçevede planlamalarını yaptıklarını ifade etti. Kışanak, 5'er kişilik komisyonlar oluşturarak örgütlü oldukları 74 bölgede kurdukları çalışma birimleri ile halkla buluşacaklarını kaydederek, "Partimizin örgütlü olduğu bütün il ve ilçelerde, bütün mahallelerde, bütün köylerde halk toplantıları yaparak halkımızla süreci paylaşmak ve halkı dahil edecek bir çaba içerisinde olacağız. İleriki döneme ilişkin planlamalarımızı yaptık. Parti teşkilatlarımıza genelgelerimizi gönderdik. Yarından itibaren çalışmalar başlayacak. Bu süreç bizi ilgilendiren, hepimizin hayatını ve geleceğini ilgilendiren bir süreç. Bu sürecin öznesi halktır. Halkın bu sürece ilişkin kaygıları, eleştirileri ve tutumu çok önemlidir. Bu nedenle bizler halkla yüz yüze görüşerek, halkımızla buluşarak bu sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi için çalışmalarda bulunacağız. Bu süreç demokratik değişim ve dönüşüm süreci, demokratik kurtuluş süreci, demokratik geleceği inşa sürecidir. Bunun öznesi de halktır" dedi. Kışanak, BDP ve DTK eşbaşkanları olarak da 4 koldan bölge gezisi gerçekleştireceklerini açıklayarak, söz konusu gezinin 3-17 Mayıs tarihleri arasında bölgenin tüm illerini kapsayacak şekilde gerçekleştirileceğini söyledi.

Kadın ve gençlik

28 Nisan tarihinde BDP Kadın Meclisi 2. Olağan Kongresi'nin toplanacağını ve kadınların bu kongrede süreci ilişkin önemli mesajlar vereceğini aktaran Kışanak, kadınların dahil olmadığı barış ve müzakere süreçlerinin eksik kalacağını ifade etti. BDP olarak gençlik örgütlerini güçlendirmek ve yapılandırmak amacıyla çalışma yaptıklarını aktaran Kışanak, önümüzdeki günlerde BDP Merkezi Gençlik Meclisi Sözcülüğü'ne atama yapacaklarını açıkladı. Tüm bu çalışmalarla süreci karşı çok yönlü, çok yoğun ve çok güçlü planlamalar ile girmek istediklerini ifade eden Kışanak, Türkiye'nin yakında çok daha güçlü demokratik bir muhalefet ile tanışacağını dile getirdi. Süreç içerisinde yaşanan kaygı verici gelişmelere de değinen Kışanak, 23 Nisan tarihinde Cizre'de polisin çocuk ve gençlere yönelik gerçekleştirdiği müdahaleyi sert bir dille kınadı. Hükümetin büyük bir sorumluluk altında olduğunu ifade eden Kışanak, çocukları yaralayanların İçişleri Bakanlığı tarafından açığa alınarak soruşturulmasını istedi. Kışanak, "Ancak bundan daha da vahimi, o anda görevli olmayan sivil polislerin sivil araçla denk geldiği bir olayda ateş açması, gençlerin çocukların üzerine ateş açılmasıdır. Bu sürece yapılan sabotaj yaklaşımıdır. Bunun arkasında hangi anlayış var, kim var açığa çıkarılması gerekiyor. Yargı önüne çıkarılması gerekiyor. Bu olayın kasti olduğuna dair görgü tanıkları vardır. Hükümeti bu konuda duyarlı olmaya ve üzerine gitmeye davet ediyoruz. Herkes olası provokatif yaklaşımlardan bahsediyor, önlenmesi gerektiğini söylüyor ama hükümet doğrudan kendi talimatı altında olan güvenlik güçlerini kontrol edemezse bu süreçte yaşanacak başka şeyleri nasıl önleyeceğiz" şeklinde konuştu. 


Antidemokratik yasalar
Kışanak, değerlendirmelerinin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi için yapılması gerekenlerin sorulduğu Kışanak, Türkiye'de var olan antidemokratik yasaların derhal değiştirilmesini istedi. Geri çekilme sürecinden bağımsız olarak yapılması gerekenlerin bulunduğunu ifade eden Kışanak, "Parti olarak buna ilişkin bir sürü yasa teklifi verdik. Bunların hızlı bir şekilde gündeme alınması ve yasal değişiklerin hayata geçirilmesi gerekmektedir. Aslında siyasi partiler yasasından başlanabilir. Anti demokratik siyasal parti yasamız var. Neredeyse halkın inisiyatifini etkisiz kılan bir siyasal partiler yasası ile yönetiliyoruz. Merkezden milletvekilleri atanıyor. Kadınların siyasete katılımı önünde engeller var, hazine yardımı sorunu var. Halkın demokratik katılımının kanalları kapalı. Bu kanalların açılacağı yasalar yapılabilinir. Bu sürece demokratik siyaset süreci diyorsak halkın kendini ifade edeceği demokratik siyaset kanalları açılmalıdır" dedi.

'Onlarca gazeteci yargılanıyor'

Türkiye'de garip şeylerin olduğunu ifade eden Kışanak, KCK Yürütme Konseyi'nin Kandil Dağı'nda yapacağı açıklama için giden 'Basın ordusu'na dikkat çekerek, "Orada yüzlerce gazeteci vardı. Ama şuanda İstanbul'da basın davası devam diyor. Onlarca gazeteci yargılanıyor. Yine silahlı güçlerin sınır dışına çıkarılması gündemde ama silahsız olanlar cezaevinde. KCK adı altında yapılan operasyonlarda bir çakı bile bulunmayan kişiler cezaevine konuldular. Herhangi bir şiddet yoktur, ama cezaevindeler. Son dönemlerde kısmi tahliye kararları çıkıyor, memnuniyet verici ama sorunu çözücü değil. TMK yasası derhal kaldırılmalı ve yeni düzenlemeler yapılmalıdır" dedi.

Köye dönüş konusu

Geri dönüşü olmayan bir yola girmek istediklerini ifade eden Kışanak, şöyle konuştu: "Geri dönüş olmadan barışa doğru, demokratikleşmeye ve özgürlüklere doğru bir yol yürümek istiyoruz. Bu nedenle güven geliştiren pratik adımların atıldığı ve gerekli düzenlemelerin yapıldığı bir süreç olarak ilerleyecek. Böyle olması gerekiyor. Köye dönüş konusu önemli. Türkiye'de 4 bin köyün boşaltıldığı biliniyor. Resmi araştırmalar da var. Daha önce Meclis de bir yasal düzenleme yaptı. Ama bu düzenlemenin hem başlığı hem de içeriği sorunluydu. Öte yandan ödenen miktarlar çok küçüktü, bu nedenle kimse köyüne dönemedi. İstenen düzeyde olmadı. Şuanda tamamen boş olan köy sayısı az olmakla birlikte köylerin çoğunluğu kısmi kullanılıyor, yaz aylarında gidiliyor. Bu sorunun çözümü konusunda parti olarak geniş bir çalışma yürütüyoruz. Köye dönüşler için hükümetin daha cazip önerilerle halkın karşısına çıkması lazım. Yine sivil yerleşim alanlarının bu kadar silahlı zırhlı güvenlik kuvvetlerini doldurulmaları sorunludur. Bunların artık kendi alanlarına çekilmeleri gerekiyor. Yine korucular ile ilgili de bir çalışma yapılmalıdır. Koruculuk bir dramdır. Toplumsal barışı esas alan bir yaklaşım gerekiyor."

Kürtlerin statüsü

Kürtlerin statüsüne ilişkin sorulan soruya cevap veren Kışanak, "Adına ne dersek diyelim hayatın kendi kuralları var. O kural da şudur ki Kürt halkı Ortadoğu'da 40 milyonluk bir halktır. Kendilerini bir halk olarak tanımlıyorlar, ayrı bir dilleri, ayrı bir tarihleri ve kültürleri var. Ayrı bir coğrafyaları var. Uzun yıllar izlenen özel politikalara rağmen bu hakikat değişmedi. Olması gereken bu hakikati yasalarla buluşturmadır. O nedenle biz bu süreci bir reform, yeniden yapılanma, değişim süreci olarak adlandırıyoruz. Devletin de değişmesi lazım herkesin değişmesi lazım. Herkesin hayatın kurallarına göre kendisini konumlandırması lazım. Bu hakikatin kabul edilmesinin demokratik ortak gelecek projesine zararı olacağını sanmıyorum. Hatta onun güvencesi olacaktır" diye konuştu.
Kışanak son olarak önümüzdeki günlerde Öcalan ile görüşmelerin ilerlemesinin bir ihtiyaç olduğunun altını çizerek, sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi için başta partileri olmak üzere farklı kesimlerin Öcalan ile ihtiyaç dahilinde görüşebilmesi gerektiğini ifade etti. Kışanak, DTK tarafından karar altına alınan ve Amed'de gerçekleştirilmesi planlanan 'Kuzey Kürdistan Konferansı'na ilişkin çalışmaların başladığını açıklayarak, "Önemli bir çalışma olarak görüyoruz ve mümkün olan en kısa zamanda, en geniş katılımla gerçekleşmesini önemsiyoruz" şeklinde konuştu.

AMED