Amed’deki konuşmasından dolayı hakkında soruşturma başlatılan DTK Eşbaşkanı Leyla Güven, sorunun ismini doğru koyduğunu, gerçeğe dikkat çektiğini, söylediklerinin gayet açık ve net olduğunu söyledi.

Sözlerinin cımbızlanarak linçle karşı karşıya kalmasının, kendisini bundan alıkoyamayacağını kaydeden Güven, şunları söyledi: “Kürt sorunu demokratik bir çözüme kavuşmadığı sürece bu sorunlar yaşanmaya devam edecektir.

Milyonlarca Kürt var. Dilleri, kültürleri, yaşam biçimleri var. Coğrafyaları var; ismi Kürdistan’dır. Kürtlerin üç büyük kentine kayyum atandı. Bu darbe olarak görülüp kabul edilmiyor. Zor durumda kalan iktidar başka yollara başvuruyor."

 

BARIŞ POLAT / MA/AMED

 

Türkiye’nin içte ve dışta yaşadığı bütün sorunların, Kürt sorununa bağlı olduğunu kaydeden DTK Eşbaşkanı Leyla Güven, "Demokratik bir Türkiye içerisinde Kürt sorununun çözülmesi mümkündür. Bunun mücadelesini de vermeye devam edeceğiz” dedi.

 Amed’deki Demokrasi Nöbeti'nde 11 Eylül’de yaptığı konuşma nedeniyle iktidar ve medyası tarafından hedef gösterilerek "milletvekilliğinin kaldırılması" tartışması yapılan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından "örgütü propagandası" iddiasıyla soruşturma başlatıldı. Leyla Güven, konuşmasında, "Oraya giden anneler de bizim annelerimizdir. Anneler bizim kutsalımızdır. Hiçbir şekilde söyleyecek sözümüz yok. Bu annelere bu ülkeye kalıcı bir barış getirilmesi için çalışma düşer. Bugün iki anne kamuoyundan özür dileyerek geri çekilmişler. Bu devam edecek çünkü savaşın sebebi HDP değildir. Savaşı çıkaran zihniyet Kürt sorununu çözümsüz bırakan zihniyettir. Bu sürdüğü sürece gerillaya katılım da olacak savaş da olacak çatışmalar da… Bunların tamamının ortadan kalması için HDP mücadelesini yükseltiyor. Anneler çözümü savaşta ısrar edenleri kapısında aramalıdırlar. HDP var olduğundan bu yana hep çözümden, demokratik müzakereden ve Türkiye bütünlüğü içerisinde sorunun çözümünden yana oldu" demişti.

DTK meşrudur

 DTK’nin 2007’de kurulup çalışmalarını kesintisiz sürdüren bir kongre olduğunu hatırlatan Güven, “Meşru, halkın içinden seçilmişlerle çalışma yapan ve geçmişten bu yana eşbaşkanları, delegeleri, komisyonların olan; Kürt sorununun demokratik çözümü için mücadele veren bir kongredir. Türkiye’nin çeşitli yerlerinden aydınlar, yazarlar, sanatçılar ve çok sayıda şahsiyet kongremizin düzenlediği çalıştaylara katıldı, söz söyledi, önemsedi. DTK, bütün çalışmalarını kamuoyuna açık yapar. Dolayısıyla bütün çağrıları kamuoyuna yapılır. Kongremiz son bir buçuk yıldır özellikler yargı tarafından kriminalize edilmeye çalışılıyor. Kongre delegeleri, kongre çalışmalarına katılan herkes fişlenerek gözaltına alınıyor. DTK gerekçesiyle tutuklananlar hiçbir suç unsuru bulunmadığı için kısa sürede geri bırakıldı. Bu gözaltılarla DTK itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor. DTK çalışmalarını sürdürecektir” dedi.

İktidar zor durumda

 Ortada bir sorun olduğunu, bu sorunun isminin doğru konulduğu zaman linçle karşı karşıya kalındığını kaydeden Güven, şunları söyledi: “Bu ülkede milyonlarca Kürt var. Dilleri, kültürleri, yaşam biçimleri var. Coğrafyaları var; ismi Kürdistan’dır. Bunu söylediğimiz için linç ile karşı karşıya kalıyoruz. İsviçre gibi küçük bir yerde 4 tane resmi dil var. Neden Kürt dilinden korkuluyor. Kürtlerin üç büyük kentine kayyum atandı. Halkımız bunu bir darbe olarak nitelendirdi, asla kabul etmeyeceğini dile getiriyor. Bunun karşısında zor durumda kalan iktidar başka yöntemlere, yollara başvuruyor; kamuoyunun dikkatini başka yere çekmeye çalışıyor. Şu anda olan biten bu.”

Gerçeği söyleyeceğiz

 Gerçeğe dikkat çektiğini; söylediklerinin gayet açık ve net olduğunu vurgulayan Güven, sözlerinin cımbızlanarak başka şekilde verilmeye çalışılmasının, kendisini bundan alıkoyamayacağını söyledi. Güven, şöyle devam etti: "Kürt sorunu demokratik bir çözüme kavuşmadığı sürece bu sorunlar yaşanmaya devam edecektir. 40 yıllık bir süreci ele aldığımızda ek denenmeyen şey; barışmak ve birlikte çözüm bulmaktır. Barış çabası, 7 Haziran ile birlikte heba edildi. Dolayısıyla doğruyu söylemeye devam edeceğiz. Türkiye’de bütün sorunların başında Kürt sorunu var. Kürt sorununu çözmek mümkündür. Bunu en son avukatları ile görüşen Sayın Öcalan açıkça ifade etmiştir. ‘Devlet hazırsa ben bu sorunu bir haftada çözerim' demiştir. Türkiye’nin içte, dışta yaşadığı bütün sorunlar Kürt sorununa bağlıdır. Demokratik bir Türkiye içerisinde Kürt sorununun çözülmesi mümkündür. Bunun mücadelesini de vermeye devam edeceğiz.”

Savaşta diretenlerin kapısı

 HDP Amed İl binası önünde oturttulan ailelere işaret eden Güven, "Anneler yıllardır çocukları için kaygı duyduklarında, haber almak istediklerinde, içleri yandığında gelmişlerdir parti binalarına, içeri girmişlerdir ve yöneticilerimizle görüşmüşlerdir. Bu konuda bir sıkıntı yok. O kapı onlara açık zaten ama bilinçli bir şekilde kapının önünde oturmak, annelerin ağzına yakışmayacak küfürler, hakaretler sarf etmek hakikaten dikkat çekicidir. Bu noktada söylediğimiz şey şu: Evet, bir çözüm arıyorsunuz, çözüm aramak sizin en doğal hakkınız fakat gerçekten çözümü savaşta diretenlerin kapısında aramalısınız. Çünkü HDP varlığı, bütün çalışmalarıyla kalıcı, onurlu bir barışın inşası için çalışıyor. Kimseyi başka bir yere göndermek gibi bir derdi yok. Anneleri sürekli davet ettik; buyurun gelin birlikte çözüm arayalım, diye. Cumartesi Anneleri, tutuklu aileleri, Barış Anneleri, Roboskîli anneler ve Şenyaşarlar’ın annesiyle el ele verelim; hak, hukuk ve çözüm arayalım. Bütün anneler yan yana, el ele, omuz omuza vermeli.”

 
 

Hesabını sormazsak bizim ayıbımızdır

 

Leyla Güven, 24 Haziran seçim sürecinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın yakınları tarafından Suruç’ta katledilen Hacı Esvet ve oğulları Celal ile Fadıl Şenyaşar’ın ailesini ziyaret etti. Ziyaret sırasında anne Emine Şenyaşar gözyaşlarına hâkim olamadı. Leyla Güven, herkesin gözü önünde yaşanan bu katliama karşı halen somut bir adım atılmadığını hatırlatarak, “Katliamı yapanların arkasında devletin olduğunu bildikleri için rahatlar. Bu katliamın hesabını sormazsak bu bizim ayıbımızdır. Bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Onlar, kapanır sanıyorlar ama bu onların yanına kalmayacak” dedi.