Aşağıdaki soruları farklı siyasi pozisyondan birkaç arkadaşa sordum. Kuzey Kürdistanlıların Rojava’daki savunma savaşına bakış acılarını kısmen öğrenmek için yararlı olacağını düşünüyorum. 

1. Hangi siyasi pozisyonda kendinizi konumlandırıyorsunuz? 

2. Batı Kürdistan’da (Rojava) IŞİD ve benzeri güçlere karşı Kürtlerin yürüttüğü savaşın temel motivasyonlarından “sosyopolitik gerekçeler”,  “toprak ve vatan savunması”ndan hangisi daha baskındır? Siz hangisinin daha baskın olmasını istersiniz?

3. ENKS’nin ayrı bir ordu olarak Rojava’da bulunmasının sakıncalari sizce nelerdir? 


@pexwaz:

• Bu sorunun cevabını vermek tahminimden öte zor oldu  doğrusu ama sanırım sırasıyla; Kürt ve sosyalist-liberal en uygun seçenek. 

• İki seçeneğin birbirinden keskin çizgiler halinde ayrıldığını düşünmüyorum. Hatta Kürtlerin genel olarak çok politik olduğu gerçeğinden hareketle kitleleri harekete geçiren “vatan savunması” retoriğinin sosyolojik ve politik tabanı olmaksızın bu kadar geniş ve güçlü bir zemine yayılması da zor olurdu. Özcesi; haklı ve güçlü sosyo-politik gerekçeler olmadan güçlü bir “vatan savunması” da yapılamazdı diye düşünüyorum...

• İlkel, klasik, modern tüm devlet ve benzeri örgütlenmelerde tek ve merkezi silahlı kuvvet esası vardır. Tarih bize tekleşmeyen askeri güçlerin olduğu bir yerde asla bir istikrar, huzur ve hatta barışın da mümkün olmadığını gösteriyor. Ve hatta iki veya daha çok silahlı gücün bulunduğu tüm ulusların son kertede kaçınılmaz bir iç savaş yaşadığını da gördük/görüyoruz. Bu, Güney Kürdistan’daki mevcut durum ve Güney Kürdistan’nın yerinde sayması ve hatta gerilemesinin en başta gelen nedenidir. Bu nedenle Rojava’da asla ayrı bir askeri yapılanma olmamalı. Ancak mevcut askeri yapılanma da partizanca bir ideolojik yapılanma olmamalı. Tüm halk kesimlerine kapıları açık olmalı.


@ava_munzur: 

• Liberal

• Birbirinden ayırt edemem, ikisi birbirini doğurur. İdeoloji insanların düşünsel birlikteliğini yakalarken toprak, fiziki birlikteliği... İdeolojik inanç zayıf olursa Girê Sipî‘yi elinde tutamazsın. Sadece millet-vatan argümanıyla Suriye’de başka ulusal topluluklarla bağ geliştirmezsin. Girê Sipî bir toprak kazanımı ile fiziki birlikteliği oluşturmuş olabilir fakat sonrası ideolojik birliktelikle sağlanır. Bu da Rojava Devrimi’nin ete-kemiğe bürünmesidir. ‘Geçmişte birkaç gerekçe ile böyle savaşlar verilebilirdi ama bugün için zor. Daha geniş olunmalı. 

• ENKS nin Rojava’da ordu oluşturmasına karşıyım. Güney’’de sağlayamadığımız askeri birliği, bozuk sistemi Rojava’ya taşımanın anlamı yok. Güneyde PDK, YNK pêşmergeleri var, aynı zamanda koordinasyon eksikliği de. Bu Güney’e sonuç aldırmadığı gibi kaybettirdi de. Güney kendine ulusal bir ordu kurar, partilerin etkisinden uzaklaşan bir ordu olursa o zaman gerek görüldüğünde ENKS adına değil de Kürdistan Ordusu olarak geçebilir.


@_hejir:

• Kendimi milliyetçi Kürt olarak tanımlıyorum. Ancak bu Kürt Özgürlük Hareketi karşıtlığı yapamadığından veya yapsa bile boşa çıkacağından “bari derdim milli çıkarlar sanılsın” diyerek tanımlanmış milliyetçilik değil, bizzat Kürt Özgürlük Hareketi’nin milliyetçiliği. 

• Batı Kürdistan’da IŞİD, rejim vb. güçlere karşı yürütülen savaş şüphesiz ki vatan-toprak savunmasıdır. Ancak bu içi boş bir “yasadığımız yeri savunalım” değil, milli bir hassasiyetle savunma. Zira bunun en büyük yakın kanıtı Kürt Özgürlük Hareketi bileşenlerinin Şengal saldırısına teklifsiz koşarak gidip savunma yapmasıdır. Yerel sosyopolitik kaygılarla ilerleyen vatan toprak kaygısı milli hassasiyetleri olmayan bir yapı, ezelden beri anlaşmazlık yaşadığı PDK’nin hakim olduğu parçayı savunmaya gidip şehit vermezdi. “Hakim olduğum toprakları savunmakla mükellefim” derdi. Eğer Batı Kürdistan’da vatan savunması odaklı bir savaş olmadığını düşünseydim temennim de “keşke vatan savunması olsaydı” olurdu. Lakin zaten durum bu. 

• ENKS’nin Kürt-Kürdistan veya Batı Kürdistan aşkıyla yanıp tutuşmadığı, tek derdinin PYD lehine esen rüzgara bir şekilde engel olmak olduğu aşikar. Kobanê‘nin en ağır ateş altında olduğu günlerde Suriye’deki diğer PYD karşıtlarıyla beraber “PYD karşıtı mitingler” düzenlemesi neyin aşkında olduğunu zaten ortaya koyuyor. Ancak PYD nasıl MLKP ve benzeri güçlerle belirli kurallar, denetlemeler dahilinde ayrı ordu kurdurduysa ENKS’den de bu konuda çekinmemesi gerektiğini düşünüyorum. Bu konuda Kürt Özgürlük Hareketi’nin iyi bir koordinasyon sağlayacağını düşünüyorum. Tamamen reddetmesi ise ENKS’nin tek argümanı olan “Tekçi diktatörlük istiyorlar muhaliflere yasam şansı yok” propagandalarını beslemeye yarıyor. Oysa orda olan ENKS zaten bir sure sonra boşa çıkacak ve aslında “Rojava pêşmergeleri” maskesi ENKS’nin zamana yayılmış intiharı olacaktır. 


@Zohra_K:

• Almanca’da “Nationalstaat” ve “Vielvölkerstaat” diye iki terim var. Bana ikincisi uyuyor. Kürdistan coğrafyasında çok uluslu, cok kültürlü demokratik bir siyasi ve idari yapıdan yanayım. Ulus devletçi, tekçi sistemin çare olmadığını düşünenlerdenim. Ama kesinlikle bir Kürdistan devleti ya da kantonlar birliği ya da konfederal ülke… Yani Kürdistan adının vazgeçilmezliği olsun. 

• Batı Kürdistan’daki mevcut savaşın bir sınır ve vatan savunması olduğunu düşünüyorum. Böyle olmasını da arzuluyorum. Zira sosyopolitik unsurları da içinde barındırıyor. Mesela Süryaniler ve Araplar ile Kürtlerin eşit koşullarda bir arada yaşamasını esas alan bir politik gayesi var Kürdistan savaşının. Kadınların hayatın her alanında etkin konuma gelmesi de bununla ilişkilendirilebilir. Bazı sıkıntılar olmasına rağmen çok partili serbest seçimlerin yapılması da hedefleniyor ki bu model ilk olacak gibi… Birçok vatan savunması savaşı da asgari düzeyde sosyo politik çelişkileri farklı etnik kimliklerin sorunlarını çözebilir. Bu daha çok savaşın öncüsü, paradigmasına bağlı. En azından anayasal olarak. Willensnation gibi, İsviçre modeli. Gönüllü katılım, güçlü katılım… Bunu Kürdistan 2015 olarak düşünürsek, Kürdistan’da birçok ulustan topluluğun hem sosyal hem de ekonomik sorunlarının çözümü için muazzam perspektif olabilir. Türk-Arap-Fars devletleri bunu başaramadı.  

• ENKS’ye bağlı partilerin ve başka başka kuruluşların, derneklerin, sendikaların tam demokratik katilimi için “evet”, ENKS’nin ayrı ordu olarak Batı Kürdistan’da askeri örgütlenmesine kesinlikle “hayır”. İç savaşı bağıra çağıra istemek olur bu. Zaten ENKS’nin askeri gücünün Qamislo-Derik arası bir bölgede egemenlik istediklerine kuşkum yok. Eğer başından beri ENKS askeri olarak bu kadar kazanıma sahip olsaydı bugün YPG’ye kesinlikle “hayır” derdim. Ama özellikle YPG askeri törenlerindeki yeminin de reformize edilerek daha ulusal motiflere büründürülmesinden yanayım.