- Nüfusun büyük çoğunluğu yararına “refah devleti” politikasını güçlendirmeyi sürdürmek istediğini belirten Sanchez'in bu sözleri abartılı mı?
Prof. ALİ ARAYICI
Avrupa Birliği (AB) ülkelerinden İspanya, sosyalist Pedro Sanchez önderliğindeki sol koalisyon hükümetinin göçmen, Filistin, feminizm ve sosyal ilerleme alanlarındaki uyguladığı tutarlı ve ilerici politikalar sayesinde çok önemli başarılar elde etti. Birkaç yıldır sol koalisyon hükümeti tarafından yönetilen İspanya, önemli ekonomik ilerlemeler kaydetti. Bu durum da sosyal gelişmeler ile büyümenin birbiriyle bağdaşabileceğini kanıtlıyor.
Sanchez hükümeti, AB’ye üye diğer ülkelerin saplandığı neoliberal, Atlantikçi, çıkarcı ve gerici mantığın tam tersine ilerliyor. Pireneler'in bu tarafında ilham kaynağı olmayı sürdürüyor. AB ülkeleri içinde, her süre Trump karşıtı hareketinin öncüsü olarak bilinen Sanchez, 18 Nisan'da tutarlı ve devrimci bir direniş için mücadele zirvesine de bizzat ev sahipliği yaptı.
Neoliberal politikaya karşı
Başbakan Pedro Sanchez, 18 Nisan'da yapılan zirvede, AB’nin ABD endeksli neoliberal politikalarına karşı çıkarak, ne pahasına olursa olsun emperyalist sömürüye ve yayılmacılığa karşı aktif olarak mücadele edeceğini vurguladı.
AB’nin baskenti Brüksel'in dayattığı ABD endeksli neoliberal politik çizginin aksine, koalisyon hükümetinin başbakanı olarak sosyalist Sanchez'in yönetimindeki ülkede; işçiler, emekçiler, yoksullar, ezilenler ve tüm çalışanlar yeni sosyal haklar elde etti. Sanchez, emperyalist, yayılmacı, Atlantikçi vesayetten kurtulmayı amaçlayan bir dış politika izledi. Oturma-çalışma kartı olmayan göçmenlerin ekonomik rolünü tanıdı. Feminizmi aktif olarak savundu. Tüm bunları olağanüstü bir büyüme sergilerken yaptı. Sosyal ilerleme politikalarının refah devleti ile ekonomik dinamizmi bir araya getirebildiğini, devrimci bir model ile kanıtladı.
Avrupa’nın 4. ekonomisi
Merkez sağdaki ana muhalefet Halk Partisi (PP), bu gelişmeler karşısında boş durmuyor. Başbakan Pedro Sanchez hükümetini, en acımasız şekilde sürekli eleştiriyor. Sanki, hükümetin yaptıkları doğru değilmiş gibi, var olan somut gerçekleri çarpıtarak Sanchez hükümeti alehine demagojik propaganda yapıyor. Başkent Madrid'in Génova Caddesi'ndeki parti genel merkezine yakın bir yerde, büyük bir ekranda “Pedro Sanchez İspanyolları yoksullaştırıyor” diye haykırıyor.
AB'nin 4'üncü büyük ekonomisini “iyi yöneterek ilerletebilecek” tek parti olduğunu iddia eden ana muhalefet partisinin, aykırı sesler çıkarması gayet doğal. PP, OECD ve IMF gibi uluslararası kuruluşlar tarafından övülen ülkenin iyi ekonomik sonuçlarını görmezden geliyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF), İspanya’yı “Avrupa’nın ekonomik lokomotifi” için, 2025’te yüzde 2,8’lik büyümeyle tüm Euro Bölgesi’ni ve önemli bazı ülkeleri (Fransa, İtalya ve Almanya için sırasıyla yüzde 0,9, yüzde 0,7 ve yüzde 0,2) geride bıraktığını belirtiyor. Dünya çapında, gelişmiş büyük ekonomiler arasında en iyi performansı gösterdiğine vurgu yapıyor.
İspanya'nın en büyük sendikal örgütlerinden İşçi Komisyonları (CCOO) sendikasından aktivist Esperanza, “En sahtekar sağ partilerin Şampiyonlar Ligi olsaydı, PP kolaylıkla kazanırdı” diyor. Aktivist Esperanza, biraz da dalga geçercesine “Onların stratejisi, kazanımları inkar etmek ve kıyamet gibi bir tablo çizmekten ibaret!” diye ekliyor.
Barışçıl bir politika
Pedro Sanchez'in, neoliberal ve kemer sıkma politikalarının aksine; ülkede devrimci bir politika izleyerek Avrupa'da en başarılı lider olduğunu söylemek olanaklı. İspanya'da, refah devleti başarıya ulaşıyor. Sanchez, geçen Temmuz ayının sonundan yıllık bilançosu konusunda bir açıklama yaparken, Haziran 2018'den beri yönettiği ülkenin “demokratik tarihinin en refah dolu dönemlerinden birini” yaşadığını dile getirmişti.
İspanya'nın ulusal düzeydeki verileri de Sanchez’in bu konudaki haklı olduğunu gösteriyor. Birçok alanda hep durgun ve çıkmazlık sürecini yaşayan bir Avrupa'da, Sanchez’in çok net ve tutarlı bir şekilde öne çıkan ekonomik performansı sayesinde İspanya, AB ülkeleri arasında olağanüstü bir gelişme sağlayarak büyük bir ivme kazandı.
Nüfusun büyük bir çoğunluğu yararına “refah devleti” politikasını güçlendirmeyi sürdürmek istediğini de belirten Sanchez'in, bu sözleri abartılı mı? Merkez sağcı ana muhalefet Halk Partisi’nin (PP) hoşuna gitmese de bu rakamlar onun haklı olduğunu gösteriyor. Üstelik, bazı uzmanlar, Sanchez hükümeti dönemindeki ilerlemeleri konusunda bir “İspanyol mucizesinden bile bahsediyor. AB’nin ekonomik lokomotifi rolünü üstleniyor.
Bu bağlamda, Covid salgını, ardından Ukrayna-Rusya savaşı, İsrail-HAMAS savaşı, ABD’nin Venezuela liderini kaçırması ve ABD-İsrail ile İran savaşına rağmen İspanya, enflasyon bağlantılı ekonomik krizlerin sonuçlarını geride bırakmış gibi görünüyor. Bu durumun, sosyalist Sanchez hükümetinin uyguladığı tutarlı, tarafsız ve barışçıl bir politikadan kaynaklandığı bir gerçektir.