Eril sistemin, erkeğe aidiyet sağladığı ‘soyadını’, erkek egemen sistem içerisinde Türkiye’de ilk kez Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararıyla, evlenmeden önceki soyadını kullanma hakkı kazanan Avukat Ayten Ünal,’’Soyadı konusu, eşitlik, özgürlük, birey olma mücadelesi, kadın ve çocukların erkeklerin ipoteği altında bulunmadığına dair bir mücadeledir” diyor. Türkiye’de bir kadın evlendiğinde, başta nüfus cüzdanı, SGK kimliği, ehliyet, varsa ruhsatları, memur ise memuriyet kartlı, pasaportu, imza sirüleri, kredi kartları, banka hesapları, nüfus kütükleri vb. değiştiriliyor. Sadece T.C. kimlik numaraları değiştirilmiyor. Bu da kendisiyle birlikte birçok sıkıntı doğruyor.

Ataerkil sistemi üretiyor

Ayten Ünal, evlenmeden önceki soyadını kullanma hakkı talebinin kişisel olmadığını, bunun bir hak mücadelesi olarak başladığını söylüyor. Ünal “ Soyadı davası, bir toplumsal taleple, hak mücadelesi olarak açıldı. İzmir’den sesimizi duyurmaya çalıştık” diyor. Sistemin, erkeğe aidiyet sağladığı soyadını, ataerkil sistem içinde kadına karşı bir tehdit olarak gördüğünü de belirten Ünal şunları belirtti: “Soyadı sorununu, en temel ideolojik meselelerden biri olarak görüyorum. Kadını kişilik ve kimliğinden uzaklaştıran, kendi olma hakkını elinden alan öncelikli ve önemli bir nitelik taşıdığını düşünüyorum. Ayrıca, kişilik ve kimliğin bir parçası olan soyadının her evlenme – boşanmada özel hayatını açıklamak zorunluluğu nedeniyle insan hakları kurallarına da aykırı. Meclisin yarısı nasıl erkek egemen zihniyet ile işgal altına alınmış ve akla aykırı vaziyette çalışıyorsa, aynı mantıkla soyadının da ataerkil sistemi ürettiğini düşünüyorum.”
Ünal son olarak, soyadı sisteminin bu denli korunuyor olmasının nedenini, “İktidar kadın ve çocukları, ailenin doğal temsilcisi olarak erkeğe bağlıyor. Ayrıca soyun üremesi, devam etmesi de erkek ile tanımlanıyor. Bu şekilde akıl almaz bir sistem var” şeklinde konuştu.

JINHA/İZMİR