Konferans ardından yayınlanan sonuç bildirgesinde, Dersim Kürt Alevi kimliğine yönelik soykırımın bugün de AKP eliyle sürdürüldüğü vurgulandı.

BDP’nin düzenlediği „Dinmeyen Çığlık: Dersim, Hakikat ve Yüzleşme Konferansı“nın sonuç bildirisi açıklandı. Bildirgede biçim değiştiren soykırımın bugün AKP eliyle sürdürüldüğüne dikkat çekildi ve „Başbakan’ın özrü samimiyetten uzak. Devlet adına özür dilemek, Alevi Kürtlerin kimliklerini, dillerini, inançlarını tanımak ve anayasal güvence altına almakla mümkündür“ denildi.
BDP, hafta sonu “Dinmeyen Çığlık: Dersim, Hakikat ve Yüzleşme Konferansı”nı organize etti. Ankara Neva Palas Otel’de yapılan konferansa; BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak, BDP merkezi yöneticileri ve BDP milletvekilleri, Sosyolog İsmail Beşikçi, Seyit Rıza’nın torunu Zeliha Polat, Türkiye Barış Meclisi aktivisti İmam Canpolat, İHD Genel Başkanı Öztürk Doğan, Doç. Dr. Nazan Üstündağ, Özgür Gündem Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Aykol, Almanya Büyükelçiliği Müsteşarı Tobias Krauvse, Maceristan Büyükelçisi İsvan Szabo, Sırbistan Büyükelçiliği Baş Müsteşarı Sevani Mizorav, şair Ahmet Telli’nin yanı sıra çok sayıda akademisyen ve kurum temsilcisi katıldı. Konferans Seyit Rıza ve idam edilen 7 arkadaşı şahsında katledilen Dersim halkına adandı.

Kışanak: Özür dilemek ciddi iştir

Konferansın açılış konuşmasını yapan Gültan Kışanak, Dersim’de yaşananın açıkça soykırım olduğunu vurgulayarak, “Türkiye tam 74 yıldır bu gerçek ile yüzleşmemek için çeşitli bahanelere sığınıyor” diye konuştu. Kışanak, Dersim’de yapılanların planlı bir devlet politikası olduğunu ve bunda dönemin bütün yetkililerinin sorumlu olduğunu belirterek, gerçek anlamda Hakikatler Komisyonu kurulmasının önünün açılmasının önemine dikkat çekti. BDP Eşbaşkanı Kışanak, „Dersim’de yaşanan açıkça bir soykırımdır. Özür dilemek ciddi bir iştir, özür diliyormuş gibi yapıp halkla alay etmeyin“ diyerek Başbakan Erdoğan’ı eleştirdi.
Beşikçi: Yüzleşme hakikatle olur
„Dersimliler Kerbela’yı sürekli andılar ama Dersim’i unuttular“ diyen İsmail Beşikçi de, Erdoğan’ın özrünü samimi bulmadığını belirterek, “Başbakan özür dilediği gün Kürdistan’a bombalar yağdı. Özür dileyip gerçekle yüzleşeceksen samimice olmalıdır” dedi.

Bayrak: Sabiha Gökçen itiraf etti

Tarihçi Mehmet Bayrak ise Sabiha Gökçen’in, „Canlı olan her şey benim için hedefti bombaları atarken“ dediğini belirterek, “Soykırım, katliam ve sürgün üçüz kardeşlerdir” diye konuştu.

Polat: Samimi özür istiyoruz

Seyit Rıza’nın torunu Zeliha Polat da 1938’de Dersim’de yaşanan katliamın ardından acı, ölüm, sürgünle yaşadıklarını belirterek taleplerini sıraladı:“Her şeye rağmen kendi topraklarımızda kök salmaya devam ediyoruz. Bizler sadece samimi bir özür ve hakikatlerin araştırılıp, topluma açıklanmasını istiyoruz. Dersim ismi geri verilip, Sabiha Gökçen isminin kentimizideki sokaklardan silinmesini talep ediyoruz. Böylelikle gelecek kuşaklar bizim yaşadığımız acıları yaşamamalı.“

Çelik: Dersim’de Özerklik inşa ediliyor

Konuşmacılardan BDP Muş Milletvekili Demir Çelik de tarihin hiçbir döneminde devletle barışmayan Dersim’de demokratik özerkliğin hayat bulduğunu söyledi. Dersim Belediye Başkanı Edibe Şahin de, Dersim’de yaşanan bir soykırım olduğunu ifade ederek, buna karşı Dersimlilerin parçalı duruşlarını aşmalarının önemine işaret etti.

Üstündağ: AKP değerleri  gasp etti

Resmi Kimliğin İnşasında Sosyal Politikalar oturumda konuşan Doç. Dr. Nazan Üstündağ da „Tayip Bey’in Dersim özrü de bir gasptı. Bunun karşısında yapmamız gereken tek şey değerlerimize sahip çıkmak ve kurumsallaşmaktır. Dersim 38 ile bugünkü gerillaların birleştirilmesi ve yerel düzlemde birleşmek çok önemli“ dedi. Hakikat Komisyonları konusunda konuşan Meltem Aslan da Arjantin’de olduğu gibi „Bir daha asla“ demenin önemine işaret etti.

Türkdoğan: Soykırım yapıldı

„Soykırım dinsel, ırksal, etnik ya da ulusal bir grubun tümden ya da kısmen yok edilmesi eylemidir“ diyen İHD Genel Başkanı Öztürk Türdoğan, Dersim’de yapılanın da bu tanıma uyduğunu söyledi.

Sonuç bildirisiyle son buldu

Konferans sonuç bildirisinin açıklanmasıyla son buldu. Dersim Kürt Alevi kimliğine yönelik soykırımın bugün AKP eliyle sürdürüldüğüne işaret edildi. Bir halkın karşı karşıya kalacağı en büyük tehlikenin hafızasızlaştırma ve kültürel soykırım olduğuna işaret edilen bildirgede, Dersim’in böyle bir tehlike ile karşı karşıya olduğu ifade edildi. „Başbakan’ın özrü samimi değil“ denilen bildirgede Dersim konusunda gerçek bir yüzleşme için yapılması gerekenler şöyle sıralandı:
- Dersim halkından, devlet adına bütün insanlık önünde özür dilenmeli, bağımsız kuruluşların ve şahsiyetlerin içinde yer alacağı Hakikatleri Araştırma Komisyonu kurularak gerçek bir yüzleşme için sorun bütün boyutlarıyla ele alınmalıdır.
- Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana sürdürülen katliamların nedeni olan Kürt sorunu ve Alevilerin sorunu mutlaka eşitlikçi ve özgürlükçü, demokratik bir anlayışla çözülmelidir.
-Dersim ismiyle birlikte diğer yerleşim bölgelerinin isimleri iade edilmelidir.
- Katliamda rolü olanların isimleri okullar, cadde, sokak ve mahallelerden silinmelidir.
- Başta Genelkurmay arşivi olmak üzere sorunla ilgili tüm arşivler engelsiz bir şekilde oluşturulacak komisyonun incelemesine açılmalıdır. Sürgüne gönderilen Dersimlilerin ve evlatlık verilen kız çocuklarının tam listeleri açıklanmalıdır.
- Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri başta olmak üzere tüm toplu mezar yerleri bir an önce açıklanmalıdır.
- Anadilinde eğitim hakkı önündeki yasal ve anayasal engeller kaldırılsın, dilkırım politikalarına son verilsin. Dersim Kızılbaş inancının tanınması için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.
- Munzur barajlar projesi ve siyanürle altın ayrıştırma çalışmaları iptal edilsin, tarım ve hayvancılığın canlandırılması için gerekli önlemler alınsın.
- İdari yapı demokratikleştirilmelidir. Bunun için Demokratik Özerklik en makul çözüm yöntemidir. Bu kapsamda Dersim, tarihi sınırları içinde bir Özerk Bölge olarak tanınmalıdır.
- Soykırıma uğrayan nene-dedelerimizin, anne-babalarımızın, kayıp kızlarımızın, kefensiz ve mezarsız yatan büyüklerimizin acı hatıralarını parayla ölçmeye çalışanların ahlaksızca ve vicdansızca saygısızlığını şiddetle lanetliyoruz. n DİHA/ANKARA