Avrupa Parlamantosu'nda önceki gün başlayan ve Kürdistan'ın dört yanından davetlilerin katıldığı Halepçe Katliamı'na ilişkin konferansta, Halepçe'de yaşananların bir soykırım olarak tanınması çağrısı yapılırken, başta Roboskî ve Kazan Vadisi katliamları olmak üzere, Kürtlere yönelik yapılan katliamların AB nezdinde yeniden araştırılması istendi. Konferans ardından sonuç bildirgesi yayınlandı.
Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) ve Avrupa Parlamentosu'ndaki (AP) Sol Grup GUE/NGL tarafından organize edilen konferansın bugünkü oturumlarına, Norveçli politikacı ve yazar Jan Boer Vindheim, Süleymaniye Üniversitesi'nden Dr. Salar Basire, İnsan Hakları Derneği (İHD) Temsilcisi Şevket Akdemir, MAZLUM-DER Temsilcisi Şakir Çalışkan
Avukat Clementine Frances, Türk Doktorları Sendikası üyesi Dr. Ahmet Selçuk, Viyana Üniversitesi Plastik ve Estetik Cerrahi uzmanı Prof. Dr. Gerhard Freilinger ve Kürdistan Yeşiller Örgütü ve KNK üyesi Handren Ashraf Naoman konuşmacı olarak yer aldı.
Moderatörlüğünü Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubu üyesi Soren Bo Sondergraad ve KNK üyesi Refiq Gefur'un yaptığı konferansın son bölümünde, başta Halepçe olmak üzere Kürdistan'da yapılan katliamlar ele alındı.

Soykırım suçu işlendi

Konferansta konuşan Norveçli politikacı ve yazar Jan Boer Vindheim, Halepçe'de Kürtlere yönelik bir soykırım yaşandığına dikkat çekerek şöyle konuştu: "Halepçe Katliamı'nın amacı Kürt sivil halkının büyük bir kısmını öldürmekti. Harekat sırasında 480 bin kadar kişinin kaybolduğu tahmin edilmektedir. Toplu mezarlar ortaya çıkmıştır. Ne siyasetçiler ne de kamuoyu burada gerçeleşmiş korkuç olayları tam anlamıyla önemsemiyor" dedi. Hazırlanan bir çok raporda Kürt sorununa yer verilmediğini vurgulayan Vindheim "Ama Ermeni sorununa yer veriliyor. Uluslararası güçler neden Enfal ve Halepçe Katliamı'nı soykırım olarak kabul etmiyor. Çünkü ABD'nin verdiği bilgiler yeterli değildi. ABD'nin Irak'a müdahalesi, Batı'nın Kuzey Irak'a kuşkuyla bakmalarına sebep oldu. Halepçe gibi saldırılar, Kürt halkına yönelik soykırım olarak tanımlanabilecek saldırılardır. 24 sene önce bir soykırım suçu işlenmiştir" şeklinde konuştu.

'Halepçe'den Almanya da sorumlu'

Süleymaniye Üniversitesi'nde siyaset bilimci olarak görev yapan Dr. Salar Basire ise "Soykırım bazen bir kişi bile öldürülmeden yaşanabilir. Burada bir çok boyutuyla bir soykırım vardır ayrıca bu planlı bir şekilde yapılan bir soykırımdır" dedi. Kürdistan'da gaz ve yasaklı maddelerin kullanıldığının ispatlandığını belirten Basire "Bu zehirli gazlar 40'tan fazla bölgede bu kullanılmıştır. Ayrıca Halepçe bir ilk değildi. ABD yine de buna karşı sessiz kaldı. Saddam Hüseyin rejimi hiçbir zaman kınanmamıştı. Bunların failleri halen yargı önüne çıkarılmadı" dedi. Basire, bu ürünlerin Almanya'dan çıktığını ama Almanya'da bu konuda her hangi bir soruşturmanın da yapılmadığını belirterek ''Katillere bu tür ürünleri satanlar, bu canilere yardım ediyorlar demektir ve bunalarında adalet önüne çıkarılmaları gerekiyor. Tonlarca belge Baas rejiminden sonra ele geçirildi ve bu belgeler halen Kürtlerin elinde. Ama nedense bu belgeler açıklanmıyor" diye konuştu.

Kürt sorunu ertelenemez

İnsan Hakları Derneği (İHD) Temsilcisi Şevket Akdemir, Türkiye'de artan insan hakları ihlallerine dikkat çekti. Roboskî Katliamı konusunda yardım beklediklerini belirten Akdemir şunları ifade etti: "Sanki kendiliğinden oluşan ve sıradan bir olaymış gibi görülüyor. Aileler konuştu vicdanlara seslendi ama bunu duyan olmadı. Bu gerçekleri bilmeye, herkesin hakkı var. Artık her şey açık bir şekilde gösteriyor ki Kürt sorunu ertelenecek bir sorun değildir. Avrupa Parlamentosu'nda bunu dile getirmemiz, belki sesimizi duyan birileri olur diyedir. Lütfen çok geç olmadan artık bu sorunun çözümünde birşeyler yapın."

Katliamlar soruşturulmuyor

Konferansın son oturumunda, Türkiye'de Kürtlere karşı kullanılan yasak silahların kullanımını ele alındı. 
MAZLUM-DER Temsilcisi Şakir Çalışkan, Kazan Vadisi operasyonlarında kimyasal silahların kullanıldığı yönündeki iddialara dikkat çekerek, ''Ancak ciddi bir soruşturma yapılmadan olay kapatılmaya çalışılmıştır. Devlet bu konuda seffaf değildir. Roboskî Katliamı bu konuda en yeni örnektir. 34 sivil Türk savaş uçakları tarafından katledilmiştir. Türk devletinin sivilleri hedef alan bir çok olay gerçekleştirdiği bilinmektedir" dedi.
 Türk Doktorlar Sendikası üyesi Dr. Ahmet Selçuk da konuşmasında, Türkiye'de Adli Tıp Kurumu'nun devleti temize çıkaran bir kurum haline getirildiğini belirtterek, ''Örneğin Kazan Vadisi olayından sonra Malatya'daki cesetlere hiç bir çekilde ulaşamadık. Adli Tıp kurumu sadece bir açıklama yaptı ve kimyasal silah kullanılmamış dedi. Yani kirleten ve temizleyen aynı. Türk devletinin gerillaya karşı kimyasal silah kullandığına dair bulgular ortaya çıktı" şeklinde konuştu.
Konferans sonunda yayınlanan sonuç bildirgesinde şu talepler yer aldı:
- Halepçe Katliamı'nın Kürt halkına karşı yapılmış bir soykırım olarak resmi olarak tanınması ve özür dilenmesi,
- Kürt halkına karşı bu tür suçların tekrarına yol açabilecek politikalara karşı olunmalı,
- Kurbanların ailelerine tazminat ödenmesi,
- Avrupa Parlamentosu'nun Kürtlerden resmi bir özür için, Irak Hükümeti nezdinde girişimlerde bulunması,
- AB'nin, Kürtlerin yaşadığı ülkelerde Kürt kimliğinin tanınması için harekete geçmesi, 
- Kürtlere yönelik baskı, katliamların ortaya çıkarılması için BM ve AB'nin bölgeye heyet gönderip inceleme yapması.

 ADEM KARAÇOBAN/BRÜKSEL