
Tüm dünyanın gözü önünde yapılan bu vahşete karşı sessiz kalınmasının manidar olduğu vurgulanan açıklamada şöyle denildi: “Rojava’da 31 Temmuz tarihinden beri Kürtlere dönük yoğun bir katliam gerçekleştiriliyor. Til Hasil ve Til Aran köylerinde yüzlerce Kürt tüm dünyanın gözleri önünde katledildi. ‘Kürt kadınlarına ve kızlarına el koymak caizdir’ fetvaları verildi. Kadınları kaçırıldı ve ‘’helal’dir denildi. Kürtlerin mal varlıkları yağmalandı, evleri yakıldı, yaşadıkları topraklar talan edildi ve katliamlardan geçiriliyorlar. Tüm dünyanın gözleri önünde geçen bu vahşete nedense dünya sessiz ve üç maymunları oynuyor. Bu saldırılar açık ki, ABD’den tutalım, Batı dünyasından, Arap Emirliklerine kadar büyük bir kesim tarafından destekleniyor”.
Saldırılara ev sahipliği yapan Türkiye’nin de kınandığı açıklamada, Türkiye’nin 26 Temmuz’da 70 ÖSO komutanıyla toplantı yaptığı hatırlatılarak, Kürtlere karanlık planın hazırlayanı ve tetikçisi rolünü üstlendiği belirtildi.
Özgürlük değerlerinin yükselişi karşısında öfkeleniyorlar
Kürtlerin bugün Suriye’de var olan çatışma ve şiddet ortamından uzak durarak üçüncü yolu tercih etmelerinin, sözkonusu güçleri oldukça rahatsız ettiğine ve bu saldırıların gerekçesi haline geldiğine dikkat çekilen açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Bu güçler Kürtlerin kendi kendilerini yönetmelerini, diğer halklarla ortak bir yaşama dayalı varlıklarını kendi kültür ve kimlikleri ile yaşatmalarını bir türlü hazmedemediler. Bu nedenle saldırıların yaygınlaşması ve güçlendirilmesinde alttan alta, kapalı kapılar ardından Suriye’de sözde rejim karşıtlığı yapan güçlere her türlü silah, teknik donanım ve maddi yardımları yaptılar. Hesapları kendi denetimleri altında yapılar oluşturmak ve kim ki; bu yapının dışında bağımsız ve özerk bir yapılanma içinde ise çatışma ortamına çekmek ve yıpratmaktır. Bundardır ki ÖSO ya da Cephet El Nusra gibi milliyetçilik damarından beslenen, din adına mezhep savaşlarını körükleyen, etnik temizlik adına halkları soykırımdan geçiren, cinsiyetçilik adına kadınları cins kırımdan geçiren bu zihniyetler saldırmaktadır. Çünkü demokratik ve özgürlük değerleri karşısında kaybettiklerini görüyor ve bunun öfkesi ile insanlıktan çıkıyorlar.”
Saldırıyorlar çünkü kadınlar direniyor
“Kürt halkı ve kadınlarına pervasızca saldırıyorlar; çünkü Kürt halkı ve kadınları direniyor” ifadesinin yer aldığı açıklamanın devamında şöyle denildi: “Kimlik ve onur kavgası veriyor. Herşeyden önemlisi özgürlükleri için canlarını ve tüm değerlerini ortaya koymuşlardır. 19 Temmuz’da başlayan Rojava devrimi özünde bir kadın devrimidir. Rojava’da onlarca genç kız mücadele saflarında Kürt halkının ve Kürt kadınlarının hakları için mücadele ediyor. Sadece Kürt devrimi için değil, bölge halkları için de mücadele ediyorlar. Halkların yan yana yaşayabildiği, milliyetçilikten arındırılmış bir kardeşlik bahçesi için mücadele veriyorlar. Halkların gül bahçesinde her gülün kendi rengiyle çiçek açması için direnişi yükseltiyorlar.”
Soykırıma karşı duracağız
Sivil toplum örgütlerinin dayanışmaya, Kürt kadınların tepkilerini yükseltmeye çağrıldığı açıklamada şöyle denildi: “Kadın ve çocukları kör şiddetin kurbanı haline getirerek savaşın ganimeti olarak değerlendiren milliyetçi ve siyasi İslami çizgiye karşı herkesin mücadele etmesi gerekmektedir. Kadını kendi malı gören ataerkil zihniyetin savaşta da ‘kadınlarına el koyun’ çağrısı, bu zihniyetin sonucudur. Bu zihniyet ile mücadele etmek, başta tüm kadınların olmak üzere tüm ilerici demokratik insanlığın sorunudur. Kadınlarımıza sokak ortasında, mahallelerinde ya da evlerinde zorla el konularak savaşın ganimeti ve esiri olarak halkımızdan ve özgürlük değerlerimizden intikam alınmak istenmiştir. Bu nedenle bu gerici-siyasi İslami çizgi ile arkasındaki emperyalist hegemonik güçlere karşı başta Avrupa’da bulunan Kürt kadınları olarak bu soykırıma karşı duracağız.”
TJKE açıklamasında son olarak Rojava’da Kürt halkına ve kadınlara dönük başlatılan soykırım ve cins kırımının bir insanlık suçu olarak görülmesi için, tüm insan hakları örgütleri, STÖ’leri ve kadın hakları savunucuları Rojava devrimi ve kadınları ile dayanışmaya, Avrupa’da yaşayan Kürt kadınları da tepkilerini yükseltmeye ve alanlara çıkmaya çağırdı.”
HABER MERKEZİ
Qamişlo da kınadı
Qamişlo’da 14 kurum, örgüt ve siyasi parti; Irak İslam Devleti, Bîlad El-Şam/El-Nusra Cephesi gibi çete gruplarının ‘Kadınların namusu helaldir, müslüman olmayan kadınların öldürülmesi helaldir’ şeklinde kadınlar hakkında verdikleri fetvayı bir açıklamayla kınadı.
YJA Star’ın çağrısıyla Kadın Bilim ve Eğitim Merkezi binası önünde bir araya gelen örgütler, ortak bir basın açıklamasıyla çete gruplarını protesto etti.
Açıklamada şöyle denildi: “Rojava her zaman Suriye’de yürütülen kirli savaştan uzak durdu. Yürütülen kirli savaş Suriye Devrimi’nin özüne terstir ve şu anda Rojava’ya saldırıyorlar. Çete grupları, Rojava’yı da kirli savaşın bir tarafı haline getirmek istiyor ve sakin bölgeleri savaş alanlarına çevirmek istiyor.
Açıklamada çete gruplarının İslam adı altında fetvalar verdiği, Kürt kadınlarını kendilerine helal gösterdikleri belirtilerek, bu anlayışların insanlık anlayış ve ahlakından uzak olduğu, kadın özgürlüğüne karşı savaş anlamını taşıdığı kaydedildi. Açıklamanın devamında: “Biz kadın kurum ve örgütleri olarak çeteci gruplarının Til Hasil, Til Eran, Til Ebyed ve Cizîrê bölgesi üzerinde uyguladığı terörü lanetliyor, bu uygulamalar karşısında bütün gücümüzle direneceğimizi belirtiyoruz” denildi
Kadın örgütleri açıklamanın sonunda insan hakları örgütlerinden ve kadınlardan çeteci grupların insanlık dışı uygulamalarına karşı tepki göstermesini istedi.
ANHA