
Qamişlo’nun Amudê ilçesinde üç gün süren, “Efrîn’de Soykırım ve Etnik Temizlik” konulu uluslararası bir forum gerçekleştirildi. Forum’a Fransa Eski Dışişleri Bakanı Bernard Kushner, Kolombiya üniversitesi profesörlerinden David Phillip, Modern Tarih Profesörü ve Ortadoğu, uzmanı Fereh Sabır gibi dünyanın tanınmış simaları hazır bulundu. Forum’da üç gün boyunca Türk devletinin Efrîn’deki soykırım ve etnik temizlik saldırılarının nedenleri ve halen devam eden bu saldırıların önüne nasıl geçilebileceği tartışıldı.
Bu tür forum ya da değişik toplantılar, Türk devletinin Efrîn başta olmak üzere Kürdistan ve bölgede yürüttüğü işgal ve soykırım saldırılarını görünür kılmak açısından elbette ki önemlidir. Tarihinde Ermeni Soykırımı gibi kara bir lekesi olan Türk devleti, 20. yüzyıl boyunca gerçekleştirdiği Kürt soykırımlarını 21. yy’da da sürdürmek ve Kürtleri tümden tarih sahnesinden silmek istiyor. Bunun kadar net ve belgeli olan hiçbir durum yok gibidir. Dolayısıyla bu tür forumlar bunu herkese göstermek ve kavratarak örgütlü karşı bir tepki oluşturmak açısından önemlidir.
Bu örgütlü tepkinin öncelikli gelişmesi gereken kamuoyu Kürt kamuoyudur. Kürt basını bu kamuoyunun oluşmasında tarihi bir sorumlulukla karşı karşıyadır. Benzer şekilde Kürt siyaseti de tarihsel bir sorumluluk altındadır. Dünyanın dört bir yanından siyaset, bilim, sanat insanları Kürtlere dönük soykırım saldırılarını tartışıp, buna karşı mücadeleden söz ederken, Kürt basını, siyaseti ve kamuoyunun pasif, sessiz ve örgütsüz hatta kendi içinde çatışmalı duruşu kabul edilemeyeceği gibi, tarihe karşı da suç pozisyonunda olma anlamındadır.
Tam da böyle bir zamanda uzlaşmaz çelişki olan, bir taraftan Efrîn’de süren soykırıma karşı yapılan uluslararası forum ile YNK’in Tevgera Azadî’ye dönük kapatma saldırılarıdır. Kürtler Türk devleti başta olmak üzere, bölge ulus devletlerinin soykırım saldırılarına karşı birlik olmak durumundayken, iç kavga kesinlikle kabul edilemez.
Türk devleti hem askeri hem de siyasi ve diplomatik yollardan tüm imkanlarını seferber ederek, Kürtlerin bölgede statü sahibi olmasını engelleme savaşı yürütmektedir. Bunun için bütün özel savaş araçlarını devreye koymuştur. Bir yandan fiziki işgal ve soykırımı tüm dünyanın gözü önünde yaparken, diğer yandan özel savaş basınıyla büyük bir dezenformasyon yürütmektedir. Uluslararası alanda geliştirdiği diplomasi ve lobi faaliyetleriyle de bu soykırımını meşrulaştırma hatta tüm dünya devletlerinden bu uygulamalarına destek olmalarını sağlamaya çalışmaktadır.
Hal böyleyken, Efrîn’de soykırım ve etnik temizlik, konulu forum vb. çalışmalarla Kürtlerin yaşanan gerçeği dünyaya göstermesi son derece önemli olmaktadır. Dikkat edilirse dünya basını yaşanan soykırım saldırılarına sessiz kaldığı gibi, gerçekleşen bu forumu da görmezden geldi. O halde yapılması gereken Kürtlerin kendi iç birliğini sağlayarak, bu soykırım saldırılarına karşı örgütlü halk mücadelesini; askeri, siyasi, basın, diplomasi, lobi vb. her alanda yürütmesidir.
Peki olan ne? Olan Kürtler adına talihsiz ve kabul edilemeyecek bir durumdur. Olan, Kürdistan’ın her tarafı işgal ve soykırım altındayken, güney Kürdistan’daki siyasi güçlerin iç çatışmaya yönelmesidir. Hatta bu iç çatışmaya da Türk devletinin talepleri ve dayatmaları sonucu girmeleridir. Güney siyaseti, partileri, hükümeti bu uğursuz ve tüm Kürtlere kaybettiren siyasetten bir an önce geri adım atmak durumundadırlar. YNK ve diğer partilerden beklenen ve tabi tarihi sorumlulukları da olan, bu uygulamalarından bir an önce geri adım atmalarıdır. “Efrîn’de Soykırım ve Etnik Temizlik” forumu gibi çalışmaları “Kürdistan’da soykırım ve etnik temizlik” olarak her yerde geçekleştirilerek, tüm dünyayı bu saldırılara karşı ayağa kaldırmalarıdır.
Eğer özgür ve onurlu bir yaşamdan söz edilecekse bu ancak birlik ve örgütlü mücadeleyle gerçekleşebilir. Türk, İran ve diğer devletlerin istem ve taleplerine göre pozisyon almak, iç çatışmayı körüklemekle olmaz. Ve ne hazindir ki, iç çatışmayı dayatanlar kendi halkının ölümü üzerinden var olmayı yeğliyorlar. KDP’nin uğursuz siyaseti bunu defalarca ispatlamışken, YNK’nin de benzer bir pozisyona girmesi hazindir, suçtur. KDP, bugün de aynı rolünü oynamaya devam ediyor. zira "Efrîn’de Soykırım ve Etnik Temizlik Forumu"na güney Kürdistan’daki heyetin katılmasını engellemek, KDP’in Efrîn politikasında Türk devletiyle hemfikir olduğunun açık kanıtıdır. Buna karşı YNK’den beklenen, iç çatışmayı körüklemek bir yana, KDP’nin de bu uğursuz siyasetine karşı durmaktadır. bu temelde izlenecek bir siyaset Kürt düşmanlarına kaybettireceği gibi, güney Kürdistan’da YNK’yi hakim güç haline de getirecektir. Zira halkın desteğinden yoksun bir oluşum zor ve şiddet yoluyla belki iktidarı elinde tutabilir ancak kesinlikle kaybetmeye ve tasfiye olmaya mahkumdur.