FEHMİ KATAR/BERLİN


Berlin’de dünyanın hiçbir yerinde olmadığı kadar hızlı bir soylulaştırma yaşanıyor. Binlerce kişiyi uzun süredir yaşadıkları semtlerinden kiraların daha ucuz olduğu çevre semtlere göçerten bu sürecin tanığı ve mağdurlarından sadece biriyim. 

Berlin’in Neukölln semtindeki Pannier Caddesi’nde bir arkadaşımla ile birlikte ortaklaşa kulandığımız bir evde yaşıyoruz. Oturduğumuz sokak son üç yıl içinde kafa döndürecek bir hızda değişim geçirdi. Üç yıl içinde sayısız kafe, bar açıldı, apartmanlar birer birer emlak devleri tarafından satın alındı. Daha önce çoğunluğu Ortadoğulu, Balkan göçmenlerden oluşan semt ahalisinin yerini şimdilerde çoğunluğu orta sınıf beyaz Avrupalılar aldı. Yine mahalledeki uygun fiyatlı restoran ve bakkalların yerini kısa sürede şık kafe, barlar ve elit galeriler doldurdu. Anlayacağınız dünyanın birçok yerinde yaşanan, orta ve üst sınıfın dar gelirlileri ve emekçileri yerinden ederek merkezin dışına ittiği bir sürecin mağdurlarındanız. 


Evimizden çıkarılıyoruz

Çevredeki apartmanlar bir bir satın alınıyordu ve sonunda  sıra bizim halen sobalı olan apartmana da geldi. Bir yıl önce Danimarkalı bir emlak devi bizim apartmanın da olduğu blokta, bizim apartman dışındaki bütün evleri satın aldı. Ev sahibimiz bilinmeyen bir nedenle kendi apartmanını satmadı. Ama bize karşı sempatisi olduğu da söylenemez; kira sözleşmemize 7 yıldır her yıl birileri girip birileri çıkıyor, böylece kiracılar değişmesine rağmen, ev sahibi zam yapamıyor. Kira sözleşmesindeki bir arkadaş evden çıkınca, daha önce olduğu gibi biz evi devralmaya, yani birimizi kira sözleşmesine sokmaya çalıştık. Zaman zaman apartmanını teftişe gelen ev sahibimiz, son bir senede evdeki kara kafalıların sayısındaki belirgin artıştan rahatsız olup -aşırı sağcı komşumuzun şikayetiyle de olmuş olabilir- sözleşmeyi devralmamıza karşı çıktı ve evi boşaltmamızı istedi. Kira sözleşmesinde ‘daire ancak ev sahibinin onayı ile başkasına kiralanabilir’ maddesi var. Bu durum bürokratik olarak bazı sorunlara mahal verdiği için evden çıkmak zorunda kaldık ve uzun bir süredir ev arıyoruz.


Bütçeye uygun ev nihayet bulundu!

Uzun bir süreden sonra nihayet oturduğumuz mahalleye yakın bir yerde uygun fiyatlı iki odalı ev bulmuştuk. Emlak şirketi internet sitesinde bütün ilgililerin evi görebilecekleri bir randevu tarihi vermişti. Normalde emlak sitelerinin çoğunda ya telefon ya da mail yoluyla  önceden iletişime geçip evi görmek için, ‘Besichtigungstermin’ denilen randevuyu alırsınız. En azından bu gereksiz işleme gerek kalmamıştı. Geçen salı günü beraber ev tutacağımız arkadaş ile birlikte, randevuya 10 dakika kala, emlakçının istediği bütün belgelerle birlikte, kiraya verilecek binanın önüne gittik.


Hiyerarşide üst sıradayız ama!..

Evin olduğu apartmanın önüne geldiğimizde evi hiç görmeden gitmeyi düşündük, ama apartmanın kapısından evi görmek isteyen 50-60 kişilik kuyruğa bakıp kısa bir değerlendirme yapınca, evin bize kiralanma ihtimalinin yüksek olduğuna kanaat getirip sıraya geçtik. Zira rakiplerimizin yaklaşık yüzde 70’i göçmen kökenli, çocuklu ailelerdi. Çoğu 3 nüfuslu olan bu ailelerin bir de devletten geçindiklerini düşündüğümüzde bize karşı hiç şansları yoktu. Geriye yüzde otuzluk Alman rakiplerimiz kalmıştı. Onların da çocuklu olan aileleri ve devletten geçinenlerini elediğimizde geriye 5 kişi falan kalıyordu. Orta sınıf beyaz Almanlara karşı da şansımızın bize yardım etmesi gerekiyordu. 


Ve orta sınıf beyaz evi alır!

Ama öyle olmadı, şans bize yardım etmedi ve semtimizde kiralanabilecek son birkaç evden bir tanesi daha orta sınıf bir beyaza kiralandı. Beklenen hüzünlü sondu bu ama ‘fakirin ilacı da umuttur’ demişler, biz de kısa süre de olsa heyecan yaptık. 

Bu bilmem kaçıncı ev görüşmemizdi; randevu almadığımız, Ortadoğulu ismimizden olacak, sayısız başvurularımız da cabası. Entegreyiz, kendi gelirimiz var, nereye nasıl başvuracağımızı biliyoruz ama yine de aylardır ev bulamıyoruz. Aradığımız kriterleri değiştirdik, daha fazla bütçeyi gözden çıkardık, merkezin daha çevresine bakındık ama nafile. Şuanki ev sahibimiz bizi sokağa atmadan önce tek çare, burada kurduğumuz bütün sosyal ağımızı, yaşamımızı bırakıp bir an önce merkezin dışına çıkmak kalıyor. Tıpkı diğer binlerce dar gelirli göçmenin yaptığı gibi.


Mülteciler ne durumda düşünün

Beyaz Almanların hep, „ama siz diğerlerine hiç benzemiyorsunuz” dedikleri „entegre“ bir nebze daha avantajlı görünenler bunu yaşıyorsa, dil bilmeyen, nereye nasıl başvuracağını bilmeyen, doğru dürüst bir oturum hakkı olmayan göçmenlerin yaşadıklarını tahmin etmek zor olmasa gerek. 

Çoğu mülteci artık Berlin’in en ücra köşelerinde bile ev bulamıyor. Özelikle 4 ve daha fazla çocuğu olan aileler için ev bulmak oldukça zor. Üstelik geçen yıl yapılan yasal düzenleme ile birlikte, mülteci başvuruları kabul edilse bile mültecilerin üç yıl Berlin’de kalma zorunlulukları var. Suriye, Irak ve Kürdistan’dan gelen göç dalgası ile beraber oturumu olduğu halde binlerce mülteci birkaç nüfuslu aileleri ile birlikte mülteci kamplarında bir odada yaşamak zorunda kalıyor. 


Göçmenler için göçme vakti! 

Kreuzberg, Neukölln gibi göçmenlerin en yoğun yaşadığı bölgeler soylulaştırma sürecinin en hızlı olduğu semtler oluyor. Bir kısmı 70’lerde işçi olarak gelmiş işçi göçmenlerde olmak üzere binlerce kişi yılardır oturduğu evlerden, artan kiralardan dolayı Berlin’in çevre mahalelerine göçmek zorunda bırakılıyor. 

Eski kira sözleşmesine sahip oldukları için kiraları artırılamayan kiracalar da bin bir baskı yapılarak sonunda evlerinden çıkartılıyor. Örgütlü kiracılar her ne kadar soğuk kira bedelinin zamlanmasına hukuki bir set koymayı başarmış olsa bile, emlak şirketleri kiralara, yenileme ve yan giderler adı altında istedikleri zammı yapabiliyorlar.


Hükümetin de çözümü yok

„Emlak piyasası var olan talebi, yeni konutlar inşaa ederek karşılar“ diyen bir önceki CDU-SPD hükümeti yerine kurulan sol koalisyon hükümetinin de şimdiye kadar bir önceki hükümetten farklı bir politikası olmadı. Emlak şirketleri ve aç gözlü ev sahiplerinin insafına kalmış emlak piyasası merkezi giderek soylulaştırarak orta sınıfın bahçesi haline getirirken arka çevrede yoksuluk sınırında yaşayan yeni göçmen mahalleleri oluşturuyor.